Her şey apaçık ve ibretlik biçimde yaşanıyor. Geçen bir yıl kötülerin derin kötülüğünü gün yüzüne çıkardı ama bir şey daha yaptı: İslam ümmetinin parça parça oluşunu, birl
Başımdaki kukuletayı çıkartır çıkartmaz, İsraillilerden biri bana sordu: “Hamas’tan mısın?” “Hayır” dedim “ben sanatçıyım.” “Sanatçı mı?’ diye sordu, ama başka bir
Soru şu: Siz bütün bunlara rağmen bunun gibi durumlarda herkesi öldürür müydünüz, yoksa duruma göre karar verip bazen öldürmekten vazgeçer miydiniz? “Gazze İçin Sessizlik” kitabın
Birdenbire buraya getirilmez söz. İlkin şehirleri över Karakoç. Kudüs mesela ‘Gökte yapılıp yere indirilen şehir’dir. Bağdat, ‘Dicle’nin köpüklerinden doğmuş’, Şam ‘Annemin
Henüz belki terörleriyle toza dumana kattıkları şehirlerde bu gerçek apaçık ortaya çıkmamış olabilir ama o toz duman ortadan kalktığında tarihin en büyük mağlubiyetini aldıklarını
Filistin’de yaşayan birilerinin geçmişte topraklarını İsrail’e satıp satmadıkları ile ilgili spekülatif tartışmalar da bundan farklı değildir. Tarihte pek çok şey olmuştur ama her
Peki bunca şehri inşa edip, içinde vazgeçilmesi neredeyse imkansız alışkanlıklar edinerek yaşarken, bir patikada yürür gibi yaşamayı neden isteyelim?
Bir gün kendimize gelebilmemiz için, insan olmanın yeniden moda olması mı beklenecek?