Yazar : 212 Veysel Ocak - Ben ve Öteki / Bağışlanabilir Suçlar Ve Suçlular 2.
24 Mayis 2017 Çarşamba

Ben ve Öteki / Bağışlanabilir Suçlar Ve Suçlular 2.

Veysel Ocak

23-10-2016 15:48

Ben ve Öteki / Bağışlanabilir Suçlar Ve Suçlular 2.

Dünyayı gözlemlediğinizde, onu tanımaya ve tanımlamaya çalıştığınızda aslında ulaşılmaz olduğunu fark edeceksiniz.

İnsanlığın geleceğinin, dünyanın ulaşılmaz olduğunun fark edilip edilmemesiyle alakalı olduğunun kabul edilmesiyle, insanlığın bugünkü durumunun gerçekten konuşulabileceğini düşünüyorum. Bu fark ediliş anlamlandırılmadıkça insanlığın bugünkü durumunun konuşulması ve sorunlarına çözüm bulunması hatta çözüm arayışı abesle iştigal olacaktır.

Bu kabul edilmeden yapılacak konuşmalar kapitalizmi ve sekularizmi meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

İnsanlığın asla ulaşamayacağı dünya için kendisini nasıl harcadığı, insanlığın helake doğru sürüklendiği ve kendi kıyametini hazırladığını konuşmak, medeniyet krizi oluşturacağı için saptırıcılar konuyu saptırır ve daha çok siyasal ve ekonomik sistemlerin geleceği konuşulur. Sistemlerin ihyası için çılgınca çalışmak ve çaba göstermek, en kutsal sorumluluk olarak sürekli dikte edilmektedir.

Rabbimizin şu hatırlatması bile bizi kendimize getirmemektedir:

Bu hesap günü göğün erimiş madene benzeyeceği gün vuku bulacaktır.

Ve dağların yün topakları gibi olacağı

Ve hiç kimsenin arkadaşının durumunu sormayacağı

Ama onların birbirlerinin gözü önünde olacakları gün; Çünkü her suçlu o gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister.

Ve eşini ve kardeşini,

Ve kendisini himaye etmiş bütün akrabalarını,

Ve yeryüzünde yaşayan başka herkesi, onların tümünü; böylece yalnız kendini kurtarabilirsin diye.

Ama hayır! onu bekleyen tek şey Alev saçan bir ateştir.

Derisini kavuran bir ateş!

O iyiye ve doğruya sırtını dönenleri ve hakikatten uzaklaşanları kendine çeker.

Ve Serveti biriktirip onu öteki insanların elinden alanları,

Gerçek şu ki insan tatminsiz bir tabiata sahiptir. [70 MEARİÇ 8 … 19]

Ben kendi adıma şunu söyleyeyim, aklım evlatlarımı rehin bırakacağım, kendim için evlatlarımı feda edebileceğim bir durumu aklım almıyor. İşte aklımızın ve vicdanımızın algılamayacağı o günden kendimizi sakınmalıyız.

Yani dünyayı doğru anlamlandırmalıyız:

Günümüzde ortaya çıkan her olay, bütün bir insanlığa bu yakıcı gerçeği haykırmakta ve göstermekte ama insanlık büyük bir sağırlık geçirmektedir. Yaşanan savaşlar ve kargaşa bile neler oluyor dedirtemiyor bize.

İnsan, kendisini insan kılan değerler adına, bugün sürdürmeye zorlandığı bu hayatın ve yaşam şeklinin mahiyetini sorgulamalıdır. Tüm itirazımız, muhalefetimiz, bu vahşi dünya için ‘’sen de sözünü söylemiş ol’’ dan daha fazla anlam üretmiyor.

İnsanlığımızın mayası olan değerlerimizi koruyamadığımız için ortaya koyduğumuz, belirlediğimiz duruşa tavır diyemiyorum, çünkü tam bir akıl tutulmasının yansıması olan ‘’ telaş ‘’ kaosu daha da derinleştirmektedir.

Bütün yeryüzünü kuşatan bu çağdaş karabasan, insanlığı taş devrine döndürürken, insani olan her şey, bağlarını koparmış batı kültürü tarafından parçalanmaktadır.

Elde etmeye çalıştıklarımıza şuursuzca koşarken, insani olandan hızla uzaklaşmaktayız.

Hakikat, modern hurafelerin tutsağı olmuş, hakikate dair kavramlar haysiyetsiz yapılar tarafından tecavüze uğramıştır / uğramaktadır.

İnsanlığın kurtuluş bildirgesinin altına imza atması gereken yapılar, hakikatin katilleri olmuşlardır.

Bu yapıların harislikleri, bencillikleri ve iblisçe tutkuları bütün yürek işçilerini şeytanlara peşkeş çekmişlerdir.

Yürek işçilerinin masum sevdaları, Allaha ve dostlarına olan bağlıklarını iblisçe kullanarak, küresel katillerin pazarında satıldılar.

Şimdi yükselen çığlıklar, naif yürekleri yakarken, acıları yüklenmiş / acılara kaderlenmiş kaygılı günlere mahkûm etmektedir.

Oysa her şey ne kadar basitti ve işimiz ne kadar da kolaydı:

Öyleyse, Allahın sana verdiklerinden yararlanarak yalnızca ahret yurdunda (iyi bir yer tutmanın) yolunu ara, bu dünyada ki nasibini de unutma. Allah sana nasıl iyilikte bulunduysa sen de başkalarına öyle iyilikte bulun ve sakın yeryüzünde bozgunculuk, karışıklık çıkarmaya çalışma.

Çünkü Allah bozguncuları sevmez.[ 28 / Kasas 77 ]

Fakat harisliğimiz ve tutkularımız; basit olanı iktidara ve otoriteye, kolay olanı zulme döndürdü. Ve ayetlerden nasibimiz kesilir.

Ayetlerden nasibiniz kesildiğinde, Annelerin de sütü kesilir.

İnsanlık samirinin buzağından emzirilir ve su yerine kan akar rahmet kanallarından ve insanlığa harut ve maruttan kalan içirilir.

Buyurganlara ruhunu kaptıran insanlık, cesedinin varlığını koruma savasına yaşamak adını vermektedir.

Yüzyılın buyurganları; hocalar, ağabeyler, şeyhler, erenler, ermemiş olanlar her kimlerse insancıkların akıllarını iğdiş ederek kendilerine ‘’ kul’’layarak kendi güzidelerini oluşturmuşlardır.

Ve insancıklarıyla yozlaşmaya karşı savaş vermeye kalkınca olanlar olmuştur.

Biz ve ötekiler / ben ve ötek; bu savaşın ideolojisini oluşturmaktadır.

Allah ile ilişkiyi keserek dava oluşturmanın adıdır: biz ve ötekiler.

Allaha teslim olmadan iman olmaz: Allahı unutarak insan olmak nasıl mümkün değilse, Allah ile ilişkisi olmayan insanın bir davasının olması mümkün değildir.

Bu durumları yaşadıktan sonra ilk kez ‘’ batı’’ya hak vermenin utancını yaşıyorum:

‘’Batı’da her şeyden daha çok, dini bir ahlaka gönderme yapmaktan korkuluyor ve neticede Tanrıya gönderme yapmaktan hoşnut olunmuyor. Bunun birçok nedeni var. Hepinizin bildiği (batı tarihi ve yaşananlar) bu nedenlerden dolayı entelektüel hayatta ‘’ vahiy ve hakikat ‘’ kelimeleri yasaklanmıştır: bu terimlere gönderme yapanlar, arkalarında öylesine dar bir zihniyet, düşünceye vurulmuş bir zincir, haksız ve zorba bir davranış bırakmışlar ki, bu terimler artık yalnızca karşı çıkışlara ve reddetmelere neden olmaktadır. Batı’da entelektüeller muhataplarının ağzında ‘’Tanrı’’ ‘’hakikat’’ ‘’ahlak’’ kelimelerini ve sürekli Kuran'a ve sünnete gönderme yapıldığını işittiklerinde, sanki çok doğal bir şekilde bu tepkisel tutumu izliyorlar. Ne kadar ilerici olsalar da veya günümüzde bir ahlaka (etiğe) ihtiyaç duyulduğuna inansalar da kendilerine Müslümanlığı / kendilerini Müslüman referans evreninde görmüyorlar ‘’ (1)

Haklı değiller mi?

Yaşadıklarımızdan dolayı biz de aynı noktaya gelmedik mi?

Biz ve Ötekiler düşüncesi tüm insanlık tarihinin en ahlak dışı düşünme şeklidir. Zenginlikleri ve birikimleri kirleten bir terörizmdir, Ben ve öteki 21Yüzyıl Bedeviliğidir ve Çağdaş barbarlığın tezahürüdür.

Çoğunluğu, çokluğa imkan tanımayan ben ve öteki algısı, militarizmin toplumu baskılama yöntemidir.

Ben ve öteki mutlak kötü ve dışlama zemini oluşturduğu için sağduyu ve Erdem'in katili bir düşünme şeklidir.

Ben ve öteki değersizleştiren ve saygıyı ortadan kaldıran keyfi korsanlığın ta kendisidir.

Ben ve öteki insanlık suçudur ve bağışlanamayacak bir suçtur. Bunun dışında aramızda yaşanan bütün olumsuzluklar hatadır ve suç değildir. Bağışlanamayacak ve suç olacak duruş kardeş olamamaktır.

Ben ve öteki kutuplaştırarak düşünen akıl olduğu için kendi kendini zehirleyecektir.

Yüzüm kızararak batı aklından örnek veriyorum;

‘’ Müslüman toplumlarının büyük bir çoğunluğunda toplumsal hareketlerin en hızlı toplumsal aktörleri, İslâm değerleri adına hareket edenlerdir. Yerel yardımlar, dayanışma ağları, zekatın ‘’alternatif’’ toplanışı, kurumsallaşmalarda; dispanserlerin yapılması, okul desteği ve yetişkinlerin okuma yazma eğitimi, hükümetlerin eserleri değildir ve dahası bunlarla birlikte yapısal düzeltme programlarını da amaçlıyor değillerdir.

Temel de yapılan çalışmalar, Allah'ın huzurunda yapılan ahitleşmenin insanlar için bir ahitleşme olduğunu anlamış müslümanlar tarafından herhangi bir karşılık beklemeksizin ve dinamik bir biçimde gerçekleştirilmektedir. Batı’da bu çalışma iktidarı ele geçirmek için siyasi bir strateji olarak algılanmaktadır.’’ (2)

Bizde de böyle olduğu yeni anlaşılmıştır. Daha doğrusu fark edilmiş ama anlaşılmamıştır.

Öteki olmadan ben ve biz olmayı başarmalıyız:

Bunun yolu ise; 

Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aydınlanmış olacağımız gün gelmeden önce tek bir hareket mümkündür: iyilik yapmak ve buna karşı çıkanlara karşı koymak olarak belirlemeliyiz.

Kendine verilmesini ve bağışlanmasını istediğin şeyleri ötekisine de verilmesini ve bağışlanmasını istemek; affedilmesini istediğin şeyleri Bir Başkasında gördüğünde affetmeyi bilmek, Kendine yapılmasını engellediğini şeyleri ötekinden de engellemek İyi olmak demektir." Cevdet Said işte dinin özü hakikatin Cevheri budur der ve tüm Peygamberler ıslahatçılar ve ilim sahipleri bunu gerçekleştirmeyi hedeflemiştir " iyi olanı hedef göstermektedir.

İşte, yarışanlar bunun için yarışsınlar [83 / Mutaffifin 26] 

Çalışanlar İşte bunun için çalışsınlar [37 / Saffat 61 ]

Selam ve Dua ile...

 

1.İSLAM Medeniyetlerin Yüzleşmesi Tarık Ramazan Anka Yay. S:296

2.İSLAM Medeniyetlerin Yüzleşmesi Tarık Ramazan Anka Yay. S:299

YORUMLAR
  • Mustafa Öner   24-10-2016 00:44

    eyvallah müslüman... her an bismillah ile...

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA