Sosyal Medya

Makale

Bayramın Kodları Nelerdir?

Doğu Türkistan’dan Gazze’ye kadar olan İslam coğrafyasında zulümler sürmesine rağmen, bayram, bir an olsun geleceğe doğru ümitlerin yeşermesine sebep oldu. Bugüne kadar bayramlar, kimine coşku, kimine hüzün, kimine kavuşma, kimine ayrılık, kimine hasret yarası, kimine yalnızlık olarak geldi geçti. Bu kadar farklı duygularla kutlanan bayram günleri insanın aklına bir soru getiriyor. “Bir mümin için hiçbir koşulda değişmeyen gerçek bayrama dair kodlar nelerdir?”

Oruç tutan erkeklerle, Oruç tutan kadınlar… Var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve pek büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Ahzâb / 35)

Allah’ın emirlerine bağlı olanların nihai hedefi, ömrün sonunun bayram olmasıdır. Bunun kodları, mağfiret ve kerim ecre lâyık görülmektir. Yani Allah’tan dünyayı değil de ahireti istemenin aslı, mağfirete ve kerim ecre talip olmaktır. O çetin hesap gününden, mağfiret olunup cennete girmeye layık görülerek çıkmak, gerçek bir bayrama erişmektir.

İmana ermiş olanlar, doğru ve yararlı işler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karşılıksız yardımda bulunanlar; işte onlar mükâfatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır ne de hüzünleneceklerdir. (Bakara / 277)

Gerçek bayrama ermenin ikinci kodu ise geçmişte kaybettiklerinden hüzün duymamak ve geleceğe dair korkulardan emin olmaktır. Maziye özlemin depresyonundan ve geleceği karanlık görmenin anksiyetesinden uzaklaştırmayan, üretilen takıntılarla günü anlamsız kılan şey, kim ne derse desin bir bayram değildir. Allah’ın rızasının gözetildiği, hatalarda ısrar edilmediği bir ömrün sonunda, korkunun da hüznünde olmadığı yer, bayram yeridir.

“Biz” diyecekler “Dünyada çoluk çocuğumuzla birlikte iken sonumuz ne olacak diye korkar dururduk. Ama şükürler olsun ki Allah bize lütufta bulundu ve bizi cehennemin yakıp kavuran ateşinden kurtardı. İyi ki biz dünyada iken yalnız O’na kulluk edip ondan mağfiret dilemişiz. Şüphesiz O, sınırsız lütuf ve merhamet sahibidir.(Tur / 26-28)

Dünyada her türlü zorluğa rağmen yalnız İslam’ın ilkelerine bağlı yaşayan ve bu uğurda her türlü zorluğa katlanıp sadece Allah’a kulluk edenler, gerçek bayramlara ereceklerdir. Yani emeğin, paylaşmanın, kararlılığın, adaletin, merhametin, başa kakmadan paylaşmanın ve dünyevi bir karşılık beklenmeyen eylemlerin sonu bayramdır.

Bilin ki (ey insanlar!) Bu dünya hayatı, sadece bir oyundan, geçici bir eğlence ve güzel bir gösteriden, birbirinizle büyüklük yarışı(na girişmenizden) ve daha çok servet ve çocuk sahibi olma hırsın(ız)dan ibarettir. Bu (dünya)nın durumu, (hayat getiren) yağmurun hikâyesine benzer: Yağmurun yeşerttiği bitki, toprağı ekenlere sevinç verir; ama sonra kurur ve sen onun sarardığını görürsün; sonunda toprak haline gelir. Ama öteki dünyada (insanın durumu ile ilgili ebedi hakikat açıkça ortaya çıkacaktır). (Ya) şiddetli azap, yahut Allah'ın bağışlayıcılığı ve hoşnutluğu, çünkü bu dünya hayatı, kendini kandırmanın zevkin(i tatmak)tan başka bir şey değildir. (Hadid /20)

Dünya kalıcı bir bayram yeri değil, bir imtihan mahallidir. Dünyayı bir avuç mutlu azınlık için bayram yerine çevirmeye çalışanlar, bütün zulümlerden sorumlu olan cehennemliklerdir. Bu nedenle bayramı, dünya hayatı üzerinden değerlendirmek, gerçek bayrama varmanın önündeki en büyük engeldir. Zira geçici olan üzerinden sürekli mutluluk tanımlanamaz. Nitekim müminler, dünya hayatında sevinmekten çok sevindirmekten yana dururlar. Dünyadaki geçici bayramlarda yapılacak olan en önemli aktive, sevindirerek sevinmenin yanında kardeşinin belini büken yüküne omuz vermeye talip olmaktır.

Takva sahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoş ve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmış olduğunuz güzel işlerin mükâfatı olarak girin cennet'e..." derler. (Nahl / 32)

Herkes onların arkasından gözyaşı dökerken ölüm melekleri onlara gerçek bayramların yaşanacağı yer olan cennet ile müjdelerler…

Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: “Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya.” derler.(Zümer / 73)

Bayram, marufu emredip münkerden uzaklaştıran bir beraberliğin sonunda, hep birlikte, kapılarda meleklerin karşıladığı cennetlere buyur edilmektir. Dünya hayatının oyun ve eğlencesine aldatmasına mâni olmak için mümin kardeşlerine, hakkı, sabrı ve merhameti tavsiye edenlerdir asıl bayram edecek olanlar. Zira asıl bayram, kişinin sevdikleriyle sonsuza kadar beraber kılınmasıdır.

 

Şevket Hüner

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.