Sosyal Medya

Makale

Siyasetin perde arkası

Çoğu kişi partilerin/liderlerin kendi özgür iradeleriyle hareket ettiklerine inanıyor.

Şahsen ben çok partili döneme geçildikten sonra, istisna dönemler haricinde (mesela 2008-20013 arası) perde gerisinde siyaset üstü bir elinsiyaseti dizayn ettiğine inanıyorum.

Derin devlet mi dersiniz yoksa elitler mi bilmem. Ama (%100 olmasa da) gidişatın yönünü belirleyebilecek/etkileyebilecek bir gücün varlığına kaniyim.

Hükümetleri/iktidarları, sürücü kurslarının eğitim arabalarına benzetirim.

Dışarıdan baktığınızda direksiyondaki iktidarın arabayı sürdüğünü görürüsünüz ama şoförün yanındaki koltukta oturan gidişattan memnun değilse kendi tarafındaki frene bastığında şoför/iktidar istediği kadar gaza bassın araba bir adım öteye gidemez.

Üniversite yıllarımda 2 yıl boyunca Refah Partisinde aktif siyasetin içinde oldum.

Gerek Refah Partisinde gerekse diğer birçok parti de öyle olaylara şahit oldum ki siyasete olan güveni mi kaybettim.

Perde önünde kavga edenlerin perde gerisinde nasıl kol kola olduklarını veya perde önünde kol kola olanların perde gerisinde nasıl birbirilerinin kuyusunu kazdığına çokça şahit oldum.

Partilerin, kitleleri uyutmak veya yönlendirmek için şeytandan rol çalarcasına yaptıklarını gördükten sonra söylenen her şeye şüpheyle bakıyorum.

Malumunuz şuan Millet ve Cumhur ittifakı var.

Görüntüde birbirine rakip/düşmanlar ama ben o kadar emin değilim.

Cumhur ittifakının oluşumunda derin devletin etkin olduğuna inanıyorum.

Millet ittifakının oluşumunda (az da olsa) yine derin devletin etkisi olduğu düşünüyorum.

2014’ten sonra Türkiye’nin Atlantik/NATO ekseninden, Asya/Avrasya eksenine kayması/ geçmesi bir hayli tehlikeli ve sancılı bir süreçti.

Derindekilerin, Erdoğan’dan pek hazzettiklerini sanmıyorum ama bu süreçte Erdoğan’dan başka güçlü biri olmadığı için mecburen Erdoğanla yürüdüler.

Perinçek’in açıklamalarını takip edenler bilir; birçok yerde “2018’e kadar Erdoğan’a ihtiyacımız var” diyordu (sanırım 2015 darbesi ihtiyacı uzattı).

Size belki uçuk gelecek; 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde kimsenin tanımadığı (özellikle CHP seçmeninin kabullenemeyeceği) Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Millet İttifakının adayı olması veya daha sonra kendi partisi CHP’de bile başkan olması mümkün olmayan Muharrem İnce’nin adaylığı bana göre Erdoğan’ın seçilmesini garantilemek içindi.

Size göre uçuk bir şey daha söyleyeyim; İyi Parti/Akşener, derin devletin organizasyonuyla Millet İttifakına gönderilmiş bir Truva Atı olduğunu düşünüyorum.

Geçen 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce varken kendisinin de aday olması resmen Millet İttifakının ayağına sıkmaktı.

Cumhur İttifakı zorda kalırsa Akşener’i görmek isterim.

2023 Seçimleri geliyor.

Ekonomik Kriz Erdoğan’ın işini zora sokuyor.

Erdoğan’ın şuan tek şansı karşısında kayda değer bir ismin çıkmaması.

Şöyle elle tutulur bir aday çıkarsa Erdoğan’ın işi çok zorlanacak. Ama öyle bir adayın çıkmasını beklemiyorum.

Tabi burası Türkiye; toplum çabuk unutuyor. Bir haftada kahraman olmak da bir haftada hain olmak da çok kolay.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.