Sosyal Medya

Makale

31 Mart Seçimleri ve Siyasetin Finansmanını Sorgulamak

Yerel seçimlere 2 aydan az bir süre kaldı.

Adayların çok geç açıklanması bizim için iyi oldu. Kafamız en az 1 ay daha az şişecek.

16 yıldırtek başına sürdürdüğü iktidar sürecinden sonra %7-8’lik oy oranına sahip MHP’nin ittifakına/desteğine sığınan Ak Parti için üzücü bir durum.

Bir zamanlar, tüm engellemelere rağmen Erdoğan’ın da parçası olduğu “Milli Görüş Belediyeciliğinin” önlenemeyen yükselişinden sonra bugün aynı mirasın varisi Ak Parti’yi uzun yıllar sonra İstanbul ve Ankara’yı kaybetme korkusu sardıysa, bu durum Ak Partinin son yıllarda ortaya koyduğu hizmetin/hizmetsizliğin sonucudur.

Aynı şekilde yılların müzmin muhalefeti CHP, Ak Partinin bunca yıpranmışlığına rağmen, İYİ Partinin ve HDP’nin oylarına umut bağlamışsa, bu durum kendi acziyetlerinin ve beceriksizliklerinin dolaylı ilanıdır.

Erdoğan, İstanbul ve Ankara’yı kaybetmeme uğruna dükkânıBahçeli’ye devretti. Kılıçdaroğlu da belki son bir kez kazanırım umuduyla dükkânıAkşener’e teslim etti.

Haliyle 31 Mart’ta Sağcı Ulusalcılar ile Solcu Ulusalcılar arasında bir seçim çekişmesi izleyeceğiz.  

Açıkçası kim kazanırsa kazansın; Türkiye’nin kazanması çok zor. Çünkü adaylardan az bir kısmı dışında umut ve hizmet vaat eden insan sayısı çok az.

Son yıllarda ilkesiz siyasetten şikâyetçi olsak da bu seçimler kadar bir ilkesizlik görmedim.

Örneğin, defalarca Erdoğan’a hakaret etmiş, yolsuzluk ve rüşvetten yerel mahkemece ceza almış (üst yargı süreci devam ediyor) mevcut Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Sözlü’yü ittifak adayı olarak destekleme kararı Ak Parti’nin kendisini ilke olarak inkârıdır.

Tüm bunlara rağmen partilerin aday belirlemelerine çok fazla söyleyecek sözümüz de olamaz. Beğenen oyunu verir, beğenmeyen vermez. Lakin kimse de bir diğerini, oy vermedi diye ihanetle de suçlamasın.

Siyasetin finansmanını da konuşmamız gerek.

Özellikle büyükşehirlerde ve ilçelerde, belediye başkan adayları, belediye başkanlığını kazanmaları durumunda kazanacakları maaş ve hak edişlerin kat be kat fazlasını seçim çalışmaları için harcıyorlar.

Bir insan, kazanacağından çok daha fazlasını bir adaylık uğruna niçin harcar?

Parası bol olup da halkı ve ülkesine hizmet için mi?

Yoksa belediyenin ve kamunun imkânlarını kişisel ikbal amacıyla kullanmak için mi?

Tabii ki kimsenin kalbini bilemeyiz.

Ama şunu hepimiz biliyoruz ki belediye başkanlığını çok iyi şekilde yapabilecek yetenekte olmasına rağmen parası olmadığı için bu işe soyunamayan namuslu çok insan var.

Bugün çoğu Belediyeler, yolsuzlukla anılıyorsa adayların seçim finansmanını sorgulamadığımız içindir.

İşin garip yanı bugün borçsuz olarak gösterebileceğiniz belediye sayısı çok az.

Oysaki (çok küçük belediyeler hariç) mevcut yasal vergi, harç ve diğer gelirlerle bir belediyenin zarar etmesi imkânsızdır.

Eğer bir belediye zarar ediyorsa bilin ki yöneticileri ya beceriksizdir ya da çalıyor veya çaldırtıyordur.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.