Sosyal Medya

Makale

Düşmanımın Düşmanı Dostum mudur?

Düz mantık kurmayı pek severiz; bir de buna süslü iki kelime ekledik mi alıcısı çok olur.

 “Düşmanımın düşmanı dostumdur” sözü/mantığı buna güzel örnektir.

2+2’nin 4 olmasına nasıl ki kesin gözüyle bakılıyorsa, düşmanın düşmanının dost olduğuna da aynı derecede kesin gözüyle bakanların sayısı az değil.

Hâlbuki hayatın gerçekleri hiç de öyle değil. Düşmanımızın düşmanının da bize düşman olduğu vaka çoktur. Örneğin Esed bugün bize düşman, ona düşman olan ABD de bugün Suriye’de bize düşmanca tavır içinde.

Bir diğer çelişki de kişi veya yapıları tamamen dost veya tamamen düşman kabul etmemizdir.

Siyasette ve diplomaside bu çelişki daha fazla gözüküyor.

Örneğin A politikacısına veya partisine fikir olarak karşıyız diye yaptığı her şeye karşı olmak veya tam tersi, taraf isek her şeyine taraf olmak zorunda hissediyoruz kendimizi.

Beşeriz, beşer dediğin mutlak iyi veya mutlak kötü olmaz. Çok iyi dediğimiz insan gün gelir yanlış yapar, çok kötü dediğimiz kişi zaman zaman da olsa mutlaka iyi işler yapar. Adil insanın iyiye iyi, kötüye de kötü diyebilmesi ve ona göre tavır alması gerekir.

Buradaki sorun, sıfatı (yapılan işi) unutup özneye (kişiye) odaklanmaktan kaynaklanıyor. Oysaki özneye değil sıfata bakmak lazım. Özneye bakıldığında olay kişiselleşir.

Yanılgılarımızdan bir diğeri de düşmanımız A kişisine karşıysa, o kişinin yanlışlarının doğru olacağı varsayımıdır.

Örneğin, Küresel Güçlerin Erdoğan’dan pek hazzetmedikleri hepimizin malumudur. Dünyanın kanını emen bu küresel güçlerin Erdoğan’a karşı olmaları/sevmemeleri, Erdoğan’ın yaptığı her hareketin mutlaka doğru olacağı anlamını taşımaz.

Erdoğan’ın, Türkiye’yi teknoloji ve savunma alanında kendi kendine yeterli hale gelmesi için ortaya koyduğu çaba ne kadar takdire ve alkışa şayan ise aynı Erdoğan’ın Küresel Emperyalizmin/Sermayenin öngördüğü ekonomik modelinde ısrar etmesi de bir o kadar yanlıştır.

Hayatı, yaşananları, kişileri ve figürleri abartmayı seviyoruz. Haliyle duygularımız da abartılı oluyor.

Başroldeki insanlara ya hain ya da kahraman gözüyle bakıyoruz. Normal gördüğümüz kişi sayısı çok azdır.

Hayatı siyah ve beyaz (iyi ve kötü) görüyoruz. Bir kişi/olay bizim için ya iyi ya da kötüdür.

Oysaki hayatın siyah veya beyaz alanı çok azdır; hayatın büyük kısmı gridir yani iyi ve kötü iç içe geçmiştir.

Kişi griyi nasıl siyah veya beyaz görür?

Siyaha bakan griyi beyaz; beyaza bakan da griyi siyah görür.

Oysaki gri ne siyahtır ne de beyaz; ikisinin karışımıdır.

Allah bizi hakkıyla gören ve adaletle hüküm verenlerden eylesin.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.