Makale
Bütün Bunlar Suriyede Oluyor
OrtadoÄŸu’daki hangi ülkede olursa olsun siyaset, mezhebi olarak; Åžii ve Sünni etnik olarak; Türk, Arap ve Kürt olarak sınıflanabilecek etnik ve mezhepsel grupların etkisinde geliÅŸmiÅŸtir.
Siyaset bunlar üzerinden şekillenmektedir ki iktidarlar ve emperyalistler bu anlayışları siyasetlerinde kullanmışlar, etkin olmalarının yollarını bu zaaflarımızda aramışlardır. Dolayısıyla bu unsurlar hep Ortadoğu siyasetinde etken olmuştur.
Mesela Irak’ta:
1979 yılında tüm ipleri ele alan Saddam Hüseyin yönetimi, ülkedeki en “istikrarlı” dönem olmuÅŸtur. Amerikan iÅŸgaline kadar süren Saddam iktidarı, ülkede Sünni Arapların egemenliÄŸine dayalı bir sistemi dayatmış ve uygulamıştır. Åžiilerin (Åžii Arap ve Türkmenler) ve Kürtlerin sindirildiÄŸi ve katliamlara maruz bırakıldığı bu dönem, bu halklar üzerinde derin izler bırakmıştır.
2003 yılında baÅŸlayan ABD’nin Irak iÅŸgali ve sonrasında ortaya çıkan iktidar boÅŸluÄŸu ve yönetim zaafı tüm dengeleri deÄŸiÅŸtirdi.Nüfus sayısı bakımından ülkenin çoÄŸunluÄŸunu oluÅŸturan Åžiiler, bugün artık Irak’ın en önemli siyasi aktörü haline gelmiÅŸlerdir.
Siyaseti ve ülke yönetimini domine eden demografik yapı, tam tersine dönerek, Åžiilerin etkinlik alanlarını geniÅŸletti ve yönetimde ağırlık kazanmasına yol açtı. ABD’nin iÅŸgalinden sonra etnik temelde, mezhep ve aÅŸiret temelinde örgütlenmiÅŸ grupların oluÅŸturduÄŸu Irak'ta en büyük siyasi çoÄŸunluÄŸu oluÅŸturan Åžiilerin siyasal, ekonomik ve toplumsal yapılarına odaklanılmakta ve bu kesimin Irak'ın hâlihazırdaki ve geleceÄŸindeki rolünün nasıl olacağı bölge ülkelerinin tamamını ilgilendiren bir siyaset konusu haline geldi.
Aynı şekilde Kürtlerin de etkin olmasını kolaylaştıran koşullar oluştu ve oluşturuldu; rol düzeyi, şekli ve hedefleri değişti.
Saddam döneminde varlık sorunu yaşarlarken, bizim de devletimiz olabilir motivasyonuna ve bu motivasyonu oluşturan koşullarda rol sahibi oldular.
ABD’nin her iki tarafla kurduÄŸu iliÅŸki; Åžiiler ve Kürtler, bu unsurları sınırlarında barındıran her ülkeyi derinden rahatsız etti.
Bu tedirgin olan ülkelerin en başında Türkiye ve İran geliyor.
Özellikle ABD’nin Iraktaki Åžii önderlerle ve özellikle Sistani ile kurduÄŸu iliÅŸki ve buradaki Åžiileri Amerikan siyasetine angaje etmeye çalışması Ä°ran için çok büyük tehdiddir. ABD’nin Irak Åžiileriyle ilgili temel politikasının, Ä°ran merkezli Åžiilik karşısında alternatif ve kendi kontrolünde bir güç merkezi oluÅŸturma olarak anlamak gerekiyor. Buradan tek taÅŸ ile iki kuÅŸ vuruyor; Amerikan kontrolünde Åžii merkezi, Ä°ran’ı ve ideolojisini zayıflatacağından, Ä°ran’ın etkisinden en fazla rahatsız olan Suud gücünü ve sermayesini yanına almasını kolaylaÅŸtıran komplike bir proje oluyor.
Bu yüzden İran burada bütün bağlantılarını ve teolojik-mezhebi bağlayıcılığını ortaya koyarak oyunu bozmaya çalışmaktadır. Bunun yanında Irak Kürtlerini de kontrol ederek, zihinsel değişimin etkilerinin kendi ülkesindeki Kürtlere sirayet etmesini engellemeye çalışırken Türkiye ile sorun yaşamak durumunda kalıyor.
Tam bu aÅŸamada Ä°ran’ın oyun kurmaya çalışmasını engellemek için Kürt kartını devreye sokuyor ve Türkiye’nin kırmızıçizgisini bozarak sınırlarında malum koridor denen, OrtadoÄŸu ile Türkiye arasına Kürt duvarı oluÅŸturmayı devreye sokunca, Türkiye doÄŸal olarak müdahil oluyor; Türkiye’nin bu müdahalesi, Ä°ran Kürdistan’ında sesleri daha da yükseltiyor.
Türkiye’deki Kürtlerin diÄŸer ülkelerdeki Kürtlerden çok daha fazla özgür olması, daha fazla haklara sahip oldukları ve hukuki talepleri asgari düzeyde karşılandığı için, Ä°ran’daki gibi bir risk Türkiye için geçerli deÄŸildir.
Yapılması gereken, Emperyalistlerin tüm etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanmalarını engellemektir. İstikrarın ve barışın sağlanması, bu zaafların kullanılmasının önene geçilebilmesine bağlıdır.
Amerika’nın bu hamlesinde Ä°ran; Iraktaki Åžiilerle iliÅŸkileri güçlendirmek, İçte ve dıştaki Kürtlerle dengeleri kurmak ve Türkiye ile çatışmadan Amerika ile mücadele etmek durumunda kalıyor.
Bütün bunlar Suriye’de oluyor.
Türkiye an itibariyle yapması gerekenleri yapmaya baÅŸlamış durumdadır. Türkiye, OrtadoÄŸu ile kendi arasında duvar olacak bir Kürdistan’a asla izin veremez, vermemelidir. Bu kararlılığını görüyoruz ve neye mal olursa olsun bu kararlılığını devam ettirmelidir. Ama sonrası için yapıcı ve köklü çözüm üretmelidir.
Ä°ran ile hiç çatışmadan ve Amerikan politikalarını tümden reddederek, OrtadoÄŸu’da Ä°ran ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü korunarak, Ä°ran + Ä°ran dışındaki Åžii bloklar -Türkiye ittifakı, Irak ve Suriye’de Kürdistan devletini kurdurmalıdır.
Ä°ran + Åžii dünyası-Türkiye ittifakının kurduracağı Kürdistan bölgede istikrarı saÄŸlar. Ä°ran ve Türkiye’deki Kürtler için bölgeye özel ticari, kültürel ve sosyal ayrıcalıklar saÄŸlanarak; Kürt açılımı devam eder ve Türkiye ve Ä°ran’ın toprak bütünlükleri de korunmuÅŸ olur.
Bölgedeki Kürtler ve Ä°ran dışındaki Åžiiler ile iliÅŸkileri bozulan Amerika bölgede daha fazla tutunamaz. Esad ÅŸu anki sınırlarındaki Esad Suriye’sine zaten razı, Ä°ran buna razı edebilir. Amerika’nın olmadığı bir OrtadoÄŸu’ya Rusya dünden razıdır.
Öyleyse çözüm Türkiye Ä°ran ittifakıyla ortaya çıkacaktır. Bu ittifak kurulmaz ya da oluÅŸturulamaz ise Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğü hikayesinden vazgeçip tüm cephelerde savaÅŸmaya hazır olmalıdır. Bu savaÅŸtan da asla çekinmemelidir.
Türkiye’nin bu tarihsel kararlılığının kendisi için ne denli önemli olduÄŸunu anlaması ve bir an önce görmesi gereken Ä°ran, ne yapmalı, daha sonraki yazıda inÅŸallah.
Selam ve dua ile
Veysel Ocak
Henüz yorum yapılmamış.