Sosyal Medya

Makale

Bütün Ömrünü Tek Bir Güne Hazırlamak İçin Yaşamak

Kur’an; iman ve ahlak temelinde, yeryüzünün bütün sakinlerine tüm zamanlar için geçerli olan evrensel mesajlar sunar. Bu temel ilkeler çerçevesinde insanın tüm eylem ve pratiğini “sâlih amel” diye tarif ettiği şekilde hayata yansıtmasını ister.

“Sâlih Amel”, Allah’a iman etmiş mümin bir insanın, yine Allah’a karşı sorumluluk bilinci içinde iman ve ahlak temelli, kalıcı, güzel iş ve eylemler olarak tarif edilir.

Hayatın tümünü kapsayan bu kalıcı güzel iş ve eylemlerin hepsi artık birer ibadet olur. Başka bir ifade ile mümin bir insan için hayatının sadece bir kısmını oluşturan namaz, oruç, hac, kurban, gibi ibadetler yanında, Allah’a karşı sorumluluk bilinci içerisinde gerçekleştirdiği her faaliyet -tebessüm etmesi bile- bir ibadet olur.

Namaz, oruç, hac, kurban gibi ilahi emirler birer ibadet olduğu gibi; adil olmak, sözünde durmak, ölçüde tartıda dürüst davranmak, emaneti ehline vermek, adalet ölçüsünden ayrılmamak, yalan söylememek, yoksul ve yetimler için malından mülkünden harcamak, zor ve sıkıntılı zamanlarda sabretmek, her türlü haksızlığa karşı direnmek, israf etmemek vb. ilahi emirlerin de birer ibadet olduğunu unutmamak gerekir.

Dolayısıyla hayatımızın her anının Allah’a kulluk (ibadet) olabilmesi için mümin bir insan, bütün hayatını tek bir güne (hesap) hazırlamak için yaşar.

Olağan bir günümüzde yaşadıklarımıza, cuma günü geldiğinde bundan farklı olarak, birlikte dinlediğimiz bir hutbe ilave olur; Ramazan geldiğinde olağan günümüze bu sefer oruç dâhil edilir; Hac geldiğinde ise kurban eklenir. Yani diğer günlerimizden farklı bir şey olmaz. Ve yaşam döngüsü “O Güne” hazırlık için döner durur.

Bu nedenle mümin bir insanın tüm günleri ve geceleri, ayları ve yılları mübarek olduğu için özel olarak mübarek geceleri(!), mübarek günleri(!) veya mübarek ayları(!) olmaz. “Mübarek Ramazan” bittiğinde, haksızlığın, yalanın, hırsızlığın, içkinin, zinanın, faizin, gıybetin, zulmün haram olduğu “mübarek on bir aylar” başlar.

Teklifin (emanetin yüklenilmesinin) hikmeti gereği; irade sahibi insanlardan imanı tercih edenler, bu hakikatin bilincinde yirmi dört saat Allah a karşı sorumluluk sahibi olmak, olmayanları ise haberdar etmek ve bu şuurla hayat tarzını tanzim etmek durumundadır.

“O Gün” e kavuşmayı büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla bekleyenler için; vahiy ile hayat, hep iç içedir; birlikte hareket eder ve birbirini destekler.

İşte Allah; bu bilince sahip bireylerden oluşan bir toplumu, Kur’an’da şu şekilde tarif eder: “Sizler, insanlığın iyiliği için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; doğru, iyi ve güzel olanı emreder, yanlış, kötü ve çirkin olandan alıkoyarsınız ve Allah'a inanırsınız…” (3/110)

 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.