Sosyal Medya

Makale

Verilmiş Sadakası Varmış

Evli ve üç çocuk babası Mehmet Fındık (48), Cuma gecesi saat 20.00’de, Gündoğan Beldesinde park halindeki kamyonunun marşı basmayınca vitesi boşa alıp, yokuştan inerek çalıştırmak istedi. Yokuşta hızlanan kamyonun frenleri tutmayınca, park halindeki otomobili de önüne katıp sürükleyerek, ancak yolun kenarındaki tripleks villaya çarparak durabildi. Sürüklenen otomobil kullanılmaz hale gelirken, kaza anında kimsenin bulunmadığı villada büyük hasar oluştu. Kazayı burnu bile kamadan atlatan şoförü görüp gözlerine inanamayanlar ‘verilmiş sadakası varmış’ dediler…

Muhtemelen kullanılamaz hale gelen otomobilin sahibi ve büyük hasar gören villanın sakinleri de aynı sözü tekrarlayıp derin bir oh çekmişlerdir. Zor anda hepimizin dudaklarından dökülen bu sözcük farklı bir iklimin esintisi… Buna göre birine zor zamanında yapılan yardımın ileride karşılaşılacak bir belanın def edilmesine vesilesi saymak... Çaresiz insanlarla paylaşıma bir çeşit aile hayat sigortası gözüyle bakmak… ‘Aydınlık yarınlar için yığmalısın’ diyen modernite çölünde rastlanılan bir vahanın gerçek mi serap mı olduğunun birbirine karışması benzeri bir durum…

Kitaplarını tahrif edenlerin sistemlerini çözüm olarak gören muhafazakârlar, atalarının devrettiği bu kısa ama özlü sözlerin içini boşaltılmasına engel olamazlar. Çağ dışı kalmamanın telaşıyla, geleneğin tecrübesinden vazgeçmenin verdiği acemilikle yaşamaya çalışırlar. Gayri ihtiyari olarak kullanılmasına rağmen içimizi ferahlatan bu hikmetli sözü içselleştirmek için Kuran’a başvursak acaba nasıl bir çözümle karşılaşabiliriz?  

(O Müminler) kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler (ve içlerinden derler ki) Biz sizi yalnız Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Doğrusu, sıkıntı ve dehşet dolu bir Gün'de Rabbimize (vereceğimiz) hesabın korkusunu duyuyoruz! Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir. (İnsan/ 8-11)

Müminler, muhtaçları, yetimleri ve esirleri cehennemden bir kurtuluş vesilesi olarak görürler. Onlara yaptıkları yardımlar üzerinden bir statü kurmayı hiç düşünmezler. Hatta paylaşım şekillerinde o kadar titizlenirler ki karşısındakinin teşekkür etmesinden bile mahcubiyet duyarlar. Onlar bilirler ki vermek onlarla ilgili bir şeydir ve paylaşılan, verenin kurtuluşuna vesile kılınmıştır. Niyetlerindeki berraklık vermeye yatkın hallerinin alametidir. Onlar, sahip olduklarına muhtaçları, yetimleri ve özgürlüğü elinden alınanları ortakları saymışlardır. Bu vermeyi önceleyen tek taraflı ortaklık, aydınlık yarınlarının teminatıdır. Varlıkta, darlığı, kolaylıkta zorluğu aşmak isteyenin felaha eriştiren yol bellidir. Veren el alan elden hayırlıdır

Gözlerin döneceği, ayakların birbirine dolaşacağı o günün dehşetinden kurtuluşu başa kakmadan ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak olarak göstermek, dünyayı daha yaşanır bir yer kılacaktır. Bu da Rahman ve Rahim olan Allah’ın en merhametli çözüme yönlendirmesidir. Yarım hurmayla dahi olsa paylaşımı sürekli kılarak dünyayı cehenneme çevirmek isteyen bir avuç azgınla mücadele etmek.

Gittikçe soğuyan havalarda bir kardeşin hanesini ısıtan sobasını kömürünü alarak akıbetin yangınından kurtulma ümidimizi diri tutmak…

Hesap gününün dehşetinden korunmanın yolu paylaşmanın, bir dünyevi statüye ve saygı beklentisine dönüşmesini önlenmesi, tüm müminleri gösteriş meraklısı olmaktan korur. Teşhirden uzak durulduğunun en açık göstergesi verileni incitmemektir. Bu zarif davranış, bir gün alanı da veren el kılma ümidini içinde barındırır. Ekseriyet, başa kakmama yani gösterişten kaçma standardına ulaşıldığında ise toplumu sınıflaştırma fitnesi ağır bir darbe alacak ve kitaplarını tahrif edenlerin batıl sistemlerinin sahte cazibesi değerini yitirecektir.

(Ve) imana erişen kullarıma söyle, hiçbir pazarlığın, dostluğun, arkadaşlığın olamayacağı o(dehşetli) gün gelip çatmadan önce, namazda devamlı ve duyarlı olsunlar; kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Bizim yolumuzda) gizli açık harcasınlar. (İbrahim / 31)

Şimdi seferberlik zamanı… Hesap gününü aydınlık bir yüz, sürür veren bir gönülle atlatmak, aydınlık yarınlara ulaşmak için başa kakmadan ihtiyaç sahiplerini varlığımıza ortak etmekte acele edelim…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.