Sosyal Medya

Makale

Milli İradenin Bayramı mı Külli İradenin Bayramı mı?

Ay takvimine göre ibadet eden, güneş takvimine göre yönetilen Müslümanların hayatında oluşan 11 günlük fark birçok çelişkiye yol açıyor. Bu yıl kurban bayramının hemen öncesine 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları denk geldi. Böylece birbirine bitişik iki bayram kutlamasının vatandaşlar üzerindeki etkisini gözleme imkânına kavuştum.

Bayram öncesi hazırlık yapılması âdettendir. Kurban Bayramı’nın hazırlıkları, kurban yerlerinin tayini, steril(!) ve hijyenik(!) kesim alanlarının hazırlanması şeklinde oldu. Ülkemiz ve yurt dışındaki Müslümanlar kurbanları için bütçelerinde yer ayırdılar. 30 Ağustos kutlaması için ise Vatan Caddesi boyunca bariyerler getirilip birbirlerine sıkıca bağlandı ve bazı giriş noktalarına polisin araması yapılacak kabinler yerleştirildi. Taksim AKM’nin üzerine keskin nişancılar konuşlandırıldı. Anıtın çevresi emniyet güçleriyle koruma altına alındı.

30 Ağustos’ta Vatan caddesinde, seçtikleri(!) yönetimin kutlamasını polis gözetiminde tel örgülü bariyerlerin arkasında seyredenler, Kurban Bayramı boyunca birbiriyle dayanışmış halleri bir tezadın göstergesiydi. Bir turist bu bariyerli kutlamayı görünce burada halklar arasında bir çatışma var zanneder ama bundan sadece 2 gün sonra kurbanların paylaşımına şahit olunca da halkların dayanışmasına gıpta eder.

Müslümanlar için Külli irade ve cüzi irade adlı iki irade vardır. Son yüzyılda, uyduruk saltanat iradesinin yerini kurgulanmış ‘milli irade’ alınca Müslümanın Allah’ın kulu olmanın ötesinde birçok uyduruk unvan ile avunmasına yol açtı. Kul ile Allah arasına giren milli iradenin dayattığı sahte kutsalların canlı tutulması için uydurulmuş bayramların kutlanması, iç düşman algısı oluşturup ümmeti bölme ve halkları sürüleştirme projesinin bir bölümüdür. Okul hayatımda her 27 Mayıs’ı, “Hürriyet ve Anayasa Bayramı(!)” olarak kutladık(!). Milli irade bize yıllarca İngiliz menşeli “darbe bayramı” kutlatmıştı. Böylece idam edilen liderin yasını tutan halkın okuttuğu çocukları, Menderes’i asanların bayramına iştirak ettirildi.

Kurban bayramı, Külli iradenin tüm müminlere hediyesidir. Dört gün boyunca en büyük olan Allah tekbirlerle anılır. İnsanları eşit kılan camilerde kılınan bayram namazı çıkışında küslükler bitmiş ve herkes sarmaş dolaş olmuştur. Merhumlar kabir ziyaretiyle hayırla yâd edilerek geçmişle barışılır. Süslenerek ayırtılan kurbanlar incitmeden kesilerek canlılar âlemine nimet bilinciyle yaklaşılır. Gün kardeş kılan, ‘yediğinden yedirmek’ adlı akraba, komşun ve ihtiyaç sahibiyle milli iradenin yıprattığı bağların kuvvetlendirme günüdür. Çekirdek aile bile kabuğunu kırmış, komşusu ve akrabasıyla bir araya gelmiştir. İnsanlar kapital sahiplerine haset etmeyi bırakmış ihtiyaç sahiplerini mutlu etmek için kardeşçe paylaşmayı seçmişlerdir. Üstelik bu dayanışma, gâvurun çizdiği sınırlarını aşmış, komşu coğrafyalara ulaşmıştır.

Haccetmeye gidenler, bayram arifesinde Arafat’ta eşit kılan ihramlarıyla tekbirler eşliğinde tüm mezhepsel, etnik ve dünyevi ayrılıklardan uzaklaşmış kardeş oldukları için affolunmuşlardır.  Müzdelife’de taş toplayarak geceleyenler, sabahın ilk ışıkları ile kardeşi kardeşe kırdıran sahte iradelere karşı, tek yürek ve tek bilek olarak şeytanileşmeyi taşlarlar.

Külli iradenin emriyle kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için canını hiçe sayan Yasin Börü ve iki mümin şehit edildiler. Onları katledenler, milli iradenin oluşturduğu kamplaşmada Kürtlerin temsilcisi olduğunu ilan eden pkk’lı teröristlerdi…

 “De ki: Hamd O Allah'a ki çocuk edinmemiştir; mülkünde de hiçbir ortağı yoktur; kendini horluk ve acizlikten (kurtarmak hususunda) yardımcıya ve dosta ihtiyacı da yoktur. (Öyleyse sen de)Tekbirler getirerek O'nun büyüklüğünü an.” (İsra / 111)

Bu ayetin yönlendirdiği istikamette, her türlü laik ve muhafazakâr ideolojilerden, ulu önderlerden, ten renklerinin üstünlük iddialarından, asil kanlardan, simgeler etrafında markalı yaşamaktan ve başkalarına karşı sizi üstün(!) zannettiren her türlü ötekileştirmekten sıyrılıp bizi kardeş kılan Külli iradeyi tekbirlerle analım. Yoksa çocuklarımıza katliamlar bırakacağız. Hatırlayın Saddam Hüseyin (la) ve Hafız Esad’ın da (la) dayattığı milli iradeyi yaşatmak için kendilerini ululayan böyle tanklı tüfekli bayramları, ülkelerinin parçalanıp işgal edilmesine ve milyonlarca Müslüman’ın katledilmesine engel olamadı.

Kurbanların kanı kurumadan, paylaştıklarımız yenip bitmeden, takvaya ulaştıran kurbanın coşkusuyla, ailemiz, akrabalarımız, komşularımız ve tüm Müslüman kardeşlerimizle her türlü etnik, mezhepsel, maddi ve makamsal farklılıkları dayatan sahte iradeleri terk edip, bütün İslam ümmetiyle kardeşçe hep birlikte seslerin en güzeliyle tekbirlere devam edelim…

Allahu Ekber, (Allah en büyüktür)

Allahu Ekber, (Allah en büyüktür)

La ilahe İllallahu ( Allah’tan başka kulluk edilecek hiçbir ilah yoktur)

Allahu Ekber, (Allah en büyüktür)

Allahu Ekber, (Allah en büyüktür)

Ve lillahi’l-Hamd (Ve bütün hamdler yalnız Allah’adır)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.