Sosyal Medya

Makale

Paris Saldırılarının Düşündürdükleri

Paris saldırılarıyla ilgili, her biri ayrı bir yazı konusu olabilecek çok şey var aslında. Ama bu yazıda bir kısmına yüzeysel değinmeye çalışacağım.

Batının Hümanizm Anlayışı:

Cuma günkü saldırılarda ölen insan sayısı şu ana kadar 129, yani Suriye’de her Rus uçağı havalandığında katledilen insan kadar. Ya da Irak veya Pakistan’da bir canlı bombanın pazarda infilakıyla ölen insan kadar.

Neredeyse her gün alt yazıyla geçilen Müslüman ve 3. Dünyadaki üç haneli ölüm sayıları Batı’da olunca niçin yayın akışları kesilip flaş haberlerle ve gün boyu özel yayınlarla işlenir?

Batı, kendisinin Hümanist (İnsansever) olduğu iddiasındadır. Doğru olabilir ama bu sevgi hem cinslerine olan bir sevgi gibi değil, hayvan, bitki gibi başka bir cinse olan sevgi mesabesindedir.

Bu yüzden (tabirimi lütfen anlayışla karşılayın) Batılı birisinin, 3. Dünyada ölen bir insana duyduğu acı ile ölen kendi köpeğine duyduğu acı aynıdır. Hatta çoğu zaman kendine ait hissettiği için ölen köpeğine daha fazla üzülür.

Batılının Hayat Anlayışı:

İlk olarak 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’li yetkililerden duymuştuk:

“Özgürlük anlayışımız, Yaşam tarzımız hedef alındı…”

Bir iki kelime eksiği veya fazlasıyla aynı cümleleri Merkel ve Hollande’dan da duyduk.

Batılılar için konfor, lüks ve bencil çıkarları bu dünyadaki yegâne yaşam nedenidir. Hatta dinidir bile diyebiliriz.

Bencil çıkarlarını, dünyevi arzularını engelleyen her şey düşmanıdır. Övündüğü tek şey kimsenin müdahil olmadığı rahat yaşamıdır. Bunlara özgürlükler diyerek kutsallaştırır.

3. Dünyanın Batı’ya dönük öfkesini hep yaşam konforlarına olan kıskançlık gibi algıladılar. Biraz da yöneticileri böyle lanse etti. Tabii ki “Biz soykırımlar yaptık, iç savaşlar çıkardık, öldürdük, ağlattık, talan ettik, onların öfkesi bu yüzden…” diyecek halleri yok. Zaten halklarına inandırabilecekleri başka bir argümanları da yok.

IŞİD Niye Fransa’yı Vursun?

Fransa, başta Kuzey ve Batı Afrika olmak üzere birçok coğrafyada oluk oluk Müslüman kanı akıttı/akıtıyor. Bu yüzden, bir Faslı, Cezayirli, Tunuslu veya Batı Afrika’dan bir örgüt bu eylemi yapsa anlarım ama IŞİD’in Suriye’de yapılanları gerekçe göstererek Fransa’da eylem yapması çok da mantıklı gelmiyor.

Suriye’de Esad’a karşı tavır alan ve uluslar arası arenada Türkiye’den sonra en çok Esad’ın gitmesi için çaba harcayan Fransa’ya, Suriye’deki direniş adına saldırmak mantıklı gelmiyor.

Doğrudur, Fransa koalisyon ortakları içinde IŞİD hedeflerine yönelik saldırıları var. Fransa’nın IŞİD’e yönelik saldırıları 10 ise, ABD’nin 50, Rusya’nın ve İran’ın 100’dür. Eğer bunun için saldıracaksa önce ABD, Rusya veya İran’a saldırması gerekmez mi?

Esad’ın Muhaberatı bu saldırıyı yapsa anlarım. Rusya veya İran gizli servisleri yapsa yine anlarım ama IŞİD’in yapmasını pek anlayamadım. Gerçi bu IŞİD’tir; yaptıklarından akıl ve mantık aranmaz. Ama yarın Batılı istihbarat birimlerinin, hatta Fransa’daki derin devletin, IŞİD’i taşeron olarak bu eylemler için kullandığı ortaya çıksa hiç şaşırmam.

Zamanlama:

Viyana görüşmeleri sonrasında Esad’sız bir Suriye için formüllerin masaya yatırıldığı bir dönemde;

Suriye’nin ve Mültecilerin de gündem olduğu; uçuşa yasak güvenli bölgelerin oluşumu için adım atılacağı ve Rusya’nın sivil katliamlarının konuşulacağı G-20 zirvesinden bir gün önce bu eylemin olması manidar.

Ayrıca Mavi Marmara saldırıları nedeniyle İspanya ve Güney Afrika’da görülen iki davada da Netenyahu ve 6 İsrailli Bakana tutuklama kararı çıkmıştı. Uluslar arası Ceza Mahkemesi, İsrail’in tüm girişimlerine rağmen Mavi Marmara Saldırısıyla ilgili davanın açılmasını kabul etmişti.

Dünyadaki Yahudi medya, sermaye ve siyasete rağmen, İsrail’in uluslar arası arenadaki dokunulmazlık zırhının delinmesi gibi çok önemli bir olay, gündem olmadan kaybolup gitti.

Esad, Rusya, İsrail ve İran, üzerilerine çevirili olumsuz dikkati başka yöne çektiği ve gündemden düşürdüğü için IŞİD’de ne kadar minnet duysalar azdır.  

Önlenemeyen mülteci göçü nedeniyle Avrupa büyük sıkıntı yaşıyor. Yıllardır tüm dünyaya yutturduğu “Hümanist Avrupa” yalanının/maskesinin zarar görmesini de istemeyen Avrupa bu göç dalgasından nasıl kurtulacağının hesaplarını yapıyordu.

Paris saldırıları Avrupa için nur nimet oldu. Gelen mülteciler arasında IŞİD militanlarının da olduğunu bahane edip güvenlik gerekçesiyle gelecek göçleri engelleyeceği gibi mevcut mültecileri de izole etmeye çalışacaktır.

Yeni Bir Sürek Avı:

Malumunuz üzere 11 Eylül saldırılarını bahane eden ABD ve yandaşları Leş Kargaları gibi önce Irak’a ardından Ortadoğu’ya saldırdılar.

Bakalım Paris saldırılarını bahane edip şimdi nereye saldıracaklar.

Muhtemelen, faillerinin yakalanması bahanesiyle başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa’da Müslümanlara karşı bir sürek avı başlatılacaktır.

Doğurganlık oranının düşmesi nedeniyle Hıristiyan Avrupa nüfusu Müslüman nüfus karşısında geriliyor. Tahminen 2050’de Müslümanların çoğunluk olması bekleniyor.

Bu durum Avrupalılarda büyük bir panik oluşturmuş. Bir yanda Müslüman nüfus artışını engellemekle uğraşırken diğer yanda mevcut nüfusun asimilayonuna çabalıyorlar. Fakat umdukları sonucu alabilmiş değiller.

Paris saldırılarının Avrupa için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra terör ve güvenlik bahane edilerek Avrupa’daki Müslümanların yaşam alanı daraltılacak, geri göç için direk ve dolaylı yollar denenecektir.

Ayrıca Suriye’deki Batı saldırıları katlanarak artacaktır.

Sonuç:

IŞİD, Paris saldırılarıyla tekrar Müslümanları vurdu.

Bir kez daha Batı ve yerli işbirlikçilerine hizmet etti.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.