Sosyal Medya

Makale

R. TAYYÄ°P ERDOÄžAN KURUCU AKIL OLABÄ°LÄ°R MÄ°? 3

Önceki yazımızın sonunda belirlediÄŸimiz sorulara, temel mantığımızı yansıtan birkaç
 
satırlık cevapla devam etmek istiyoruz.
 
Kurucu akıl mümkün müdür? sorusuna cevap ararken üç temel parametreyi açıklığa 
 
kavuÅŸturmak gerekecektir.
 
Bunlardan birincisi soruya olumlu cevap verirken; cevabın olumlanması için gerekli 
 
olan ön ÅŸarttın, bir ümmet topluluÄŸunun var olmasına baÄŸlı olduÄŸunu hemen 
 
eklemeliyiz. Ümmet: Ümmet kavramını tüm anlamıyla kuÅŸanan, bütün 
 
fonksiyonelliÄŸini toplum içerisinde somutlaÅŸtıran ve var oluÅŸunu ulusal sınırlar içinde 
 
sınırlandırılmasına müsaade etmeyen bir anlayışa sahip, Ä°slam'ın yeryüzünü ıslah ve 
 
inÅŸa etmesi için siyasal bir sistem olarak ortaya çıkması için varlığını koÅŸullandıran bir 
 
topluluÄŸun varoluÅŸ mücadelesinin adıdır. Bu topluluk, coÄŸrafyasına, dünyaya; bir 
 
baÅŸka dünya sistemi, bir baÅŸka hayat ve toplum sistemi her zaman için mümkündür 
 
inancını, tüm insanlığın hafızasına ve vicdanına taşımayı ve bu inancı 
 
somutlaÅŸtırmayı kendisine misyon edinmiÅŸ bir cemaattir. Bu mücadelesine rehberlik 
 
eden muttaki imam önderliÄŸinde; ilahi olan deÄŸerlerin inÅŸasını saÄŸlayarak, oluÅŸan 
 
iklimle insanlığa evrensel ufuklar açarak, Allahın hidayetinin bütün bir insanlık için 
 
olduÄŸunu savunarak, bütün etnik, sınıfsal ve sınırsal koÅŸullandırmaları parçalayan ve 
 
yok eden Erdemli bir duyuÅŸun ve yaÅŸayışın temellerinin oluÅŸturulması gerekmektedir. 
 
Bu mücadele ve iklim içersinde kurucu akıl mümkün olabilecektir. Bu açıklamalardan 
 
ve tanımlamalardan yola çıkarak, öyleyse mümkün deÄŸildir, yargısına varmak '' 
 
rasullerin mücadelesinin bize düÅŸen sorumluluÄŸunu '' reddetmek demektir. Müslüman 
 
olduÄŸunu iddia edenlerin bu sorumluluÄŸu reddetmeleri mümkün deÄŸildir. Bize göre; 
 
hem kurucu akıl, hem de kurucu aklın meydana çıkışını saÄŸlayacak, kurucu akıl 
 
ortaya çıktıktan sonra, en büyük destekleyicisi ve denetleyicisi olan cemaatin 
 
(ümmetin) ortaya çıkması da mümkündür, çünkü bu Allah'ın vaadidir. 
 
Bütün anlatmaya çalıştıklarımın özeti ÅŸudur:
 
1. Ümmet ortaya çıkacak (baÅŸlangıçta ümmetin var oluÅŸumuna tevhidi deÄŸerler 
 
sisteminin ışığında ortak akıl ve vicdan yön verirken, sonrasında en muttaki olanın, 
 
bu yürüyüÅŸe önderlik etmesiyle ortaya çıkacaktır.)
 
2. Muttaki imamın cemaatin içerisinden ortaya çıkışı
 
3. Ä°mamın önderliÄŸindeki cemaatin, tüm insanlık dünyasına seslenmesi
 
Önceki yazılarımızın diÄŸer bir sorusu da Recep Tayyip ErdoÄŸan kurucu akıl olabilir 
 
mi? idi. 
 
Evet olabilir.
 
Öncelikle;
 
Siyaseti ve siyasetin uygulamalarını refah toplumunun oluÅŸumu için deÄŸil, felah 
 
toplumunun oluÅŸumu üzerine yeniden dizayn etme iradesini göstermesine baÄŸlıdır.
 
Sonrasında;
 
Bu iradesine toplumda karşılık bulabilmesi için, toplumda; Ä°slami anlam ve amaçlara, 
 
Ä°slami yol ve yöntemlere, iman ve güveni yeniden oluÅŸturabilmelidir. Bunun için eÄŸitim 
 
ve kültürel hayatı, inandığı sistemin bütün kavramlarının yaÅŸanan hayat ve zaman 
 
içersinde hayatiyet kazanması için yeniden yapılanmasını saÄŸlayabilmelidir. 
 
Bunu gerçekleÅŸtirebilmesi için de;
 
Dinin, tarihin, milletin, kültürün, bu toplumun fıtri dünyasını yansıtacak temellerin 
 
üzerine oturtulması gerekmektedir. Bu dört unsurun içerisinde kullanılan tanımlar ve 
 
yorumlar bir baÅŸka kültürün, tarihin, bir baÅŸka dünyanın, bir baÅŸka dünya algısının 
 
zihniyetini taşımaması gerekmektedir.
 
Bu dört temel paradigmanın yanında, alt unsurlar olarak sayabileceÄŸimiz fakat, bu 
 
dört  paradigmanın temel ilkeleri üzerinde inÅŸa olunabilmesinin yegane ÅŸartlarını 
 
oluÅŸturabilecek, yeni bir eÄŸitim sistemi, dini anlayış ve yapılanma, farklı bir Ä°ktisadi 
 
sistem ve ümmetin alanı (sivil alan- toplum) modelleri üzerinde sistem kurulmalıdır.
 
Recep Tayyip ErdoÄŸan bu iradeyi gösterebildiÄŸinde, bunların oluÅŸması için adımlar 
 
atabilecek cesareti ve yapılanmayı gerçekleÅŸtirebildiÄŸinde, kurucu akıl misyonuna 
 
öznelik yapabileceÄŸini düÅŸünüyorum. Bugünün modern ulus devletler dünyasında ve 
 
bu devletlerde demokrasinin bürokratik örgütlenmesinden dolayı (baÅŸkanlık sistemi 
 
ve yapılanmasını; nasıl düÅŸünüldüÄŸüne dair içeriÄŸini çok bilmemekle beraber, bu 
 
doğrultuda atılabilecek doğru bir adım olarak telakki ediyorum.)
 
Çünkü demokrasi ve demokratik sistem, kurucu akılın oluÅŸması ve ümmet 
 
fonksiyonelliÄŸini yerine getirebilecek bir toplumun oluÅŸmasının önündeki en 
 
büyük engeldir.
 
Zira demokrasi sistemi içerisinde oluÅŸturulan kurumlardaki bürokrasinin derin 
 
örgütlenmesi ve bu derin örgütlenmenin varlığının devamı için deÄŸiÅŸik alanlarda 
 
kurduÄŸu iliÅŸki var olan iktidarların karar alma süreçlerini büyük ölçüde etkilemektedir.
 
Dolayısıyla siyasi karar alma sürecinde yer alan aktörler karar alma sürecini oldukça 
 
fazla etkilemektedir. Bütün güç odakları ve örgütlenmeler kamusal kaynakların 
 
tahsisinde ve kullanımında, kamusal alanın dizaynında kendi çıkarlarını öne 
 
çıkararak bu durumdan faydalanmanın bütün yollarını kullanmaktadır. Bu durumun 
 
büyük bir yozlaÅŸmaya neden olduÄŸu artık gizlenemez bir durumdur. Bu çürüme, 
 
demokrasinin vazgeçirmez derin- kokuÅŸmuÅŸ ahlakının sonuçlarındandır. Zira 
 
hükümetler kendi kararlarına yönelik politik desteÄŸi maksimum düzeyde tutmaya 
 
çalışırken ya da kendisine olan desteÄŸi artırmaya çalışırken, bu yapılanmalardan ve 
 
iliÅŸkilerden yararlanmayı hep yapmıştır. Hükümetler bu ahlaksızlığa düÅŸtüÄŸünde, 
 
kamu harcamalarını bu çıkar örgütlerinin ve iliÅŸkilerinin yararına uygulamaya koyar. 
 
Bu iliÅŸki birbirini tetikleyerek toplum içinde de yaygınlaşır. Toplum bu anlamıyla büyük 
 
bir ahlaksızlık içerisindedir. Bireyler bu örgütlenmelerin toplum içerisindeki 
 
uzantılarına eklemlenerek (sevil toplum, cemaat, tarikat, dernek, memleket 
 
dernekleri, mezhep yapılanmaları vs) hükümet faaliyetlerinden pay kapma yarışında 
 
olurlar. Toplam fayda hiç kimsenin umurunda deÄŸildir. Hükümetler de oylarını 
 
toplam faydadan elde etmek yerine, çıkar gruplarının tekelinde olan oylara 
 
angaje olduÄŸunda; siyasi partiler kendilerini hükümet ile halk arasında baÄŸlantı 
 
kurmaya yönelik kendini konumlandırmaz, örgütlerle iyi iliÅŸkiler kurma (ya da 
 
örgütleri ele geçirme) örgütü haline gelirler. Hayatta kalmanın, ayakta kalmanın, 
 
parayı bulmanın tek yolunun örgütleÅŸme ile saÄŸlandığı toplum hayatında, her ÅŸeyin 
 
ve her düÅŸüncenin mafyalaÅŸarak toplum hayatına katılmasını saÄŸlamıştır. Artık bu 
 
durumda hiç kimse seçmen deÄŸildir. Çünkü seçmen demokratik anlayışta 
 
toplumsal faydayı önceleyen bireyin adıdır. Böyle bir içerikten yoksun bireyler, 
 
kültürel terör siyasetinin (cemaatlerin, tarikatlerin, derneklerin siyasete yöneliÅŸi ve 
 
yönlendiriÅŸi açısından) tetikçisi konumunu kendi çıkarları doÄŸrultusunda gönüllü 
 
olarak benimsemektedir.
 
Bu çıkar gruplarının ve örgütlenmelerin Ä°ktidar üzerindeki etkinliÄŸi, üye sayısının 
 
büyüklüÄŸü ve mali kaynaklarına baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸmektedir. Partiler bu çıkar 
 
gruplarının oy potansiyellerine göre ister istemez konumlarını belirlemek durumunda 
 
kalmaktadırlar. Demokratik sistemin: Partilerin Ä°ktidar olabilmesi için seçilmesi, 
 
seçildikten sonra yeniden seçilebilmesine yönelik olan kurgusu; hayata sürekli olarak 
 
yeni örgütleÅŸmelerin katılmasını ve çıkar gruplarına yönelik iliÅŸkilerin oluÅŸmasını 
 
mecbur kıldığından, hayatın bütün alanlarında ahlaksızlığın ve yozlaÅŸmanın insanlığı 
 
tehdit eden boyutlara ulaÅŸmasının en büyük nedenidir.
 
Hiçbir hükümet:
 
Herhangi bir bürokrasinin, hiç bir nedenle insanın evrensel inançlarına, bilincine, 
 
düÅŸüncelerine, ahlakını etkileyen kalbine ve ruhuna, sosyal, ekonomik, siyasal, 
 
kültürel tercihlerine müdahale etmesinin önünde durmamakta / engel olmamaktadır.
 
Hiçbir hükümet, parti programını:
 
Ä°nsanın yaÅŸamın bütün alanlarında Özgür olması gereken inanç ve düÅŸünce hayatını, 
 
resmi belirlemelerin / çıkar gruplarının etkisinden kurtarmak üzere 
 
oluşturamamaktadır.
 
Hiçbir hükümet, parti programını;
 
Kendilerini insanlığın, toplumların, halkların üzerinde ve dışında sayan egemen 
 
sınıflarla ve bu egemen sınıfların oluÅŸturduÄŸu sanat, kültür vs mücadele üzerine 
 
yapmamaktadır.
 
Hiçbir parti:
 
Dinin, iktisadın, eÄŸitimin, kültürün, insanın fıtri yapısına uygun olarak oluÅŸmasına ve 
 
uygulamalarının evrensel insan bilincini bozmamasına yönelik çaba sarf edeceÄŸine, 
 
insanın muhteremliÄŸine zarar getiren sanat anlayışına, insanların vicdanını zedeleyen 
 
eÅŸitsizliÄŸe ve adaletsizliÄŸe, insanın aklını ve ruhunu tutsak eden entelektüel felsefeye 
 
karşı; insanı, vatandaşını koruyan / kollayan bir söylemi benimseyememektedir.
 
Hiçbir parti:
 
Temel insan haklarının; her tür yurttaÅŸlığı, her türlü milliyeti ve bütün aidiyetleri aÅŸan 
 
bir evrenselliÄŸe sahip olduÄŸunu benimseyerek; bu faÅŸizmi körükleyen bütün yasa ve 
 
uygulamalara, ideolojik söylemlere daha baÅŸtan karşı olduÄŸunu söyleyip / parti 
 
programına alamamaktadır.
 
Bütün partiler:
 
Batılı ve modernlik ölçütleri ölçü alarak, modernizmin sahte iddiaları doÄŸrultusunda 
 
toplumu baskılayarak(özgürlük, eÅŸitlik, adalet, Ä°nsan Hakları) kapitalist zihniyetin 
 
kurumlarını destekleyerek ekonomik refah elde edeceÄŸini sanan ve ekonomik 
 
temelleri bu doÄŸrultuda planlayan, geliÅŸmeyi, ilerlemeyi tek gösterge olarak kabul 
 
eden, ulusal duyuşlara sahip anlayışlarıyla hepsi birbirinin benzeri konumundadırlar.
 
İşte demokrasi sisteminin varlığı nedeniyle:
 
Kurucu akılın demokratik sistem içerisinden çıkması mümkün deÄŸildir.
 
Recep Tayyip ErdoÄŸan da; 
 
Bu zamanın ve koşullarının dayattıklarını aşabilecek iradeye sahip olduğunda,
 
Dinin devletleÅŸtirilmesine, tarihin ulusallaÅŸtırılmasına, birliÄŸin millileÅŸtirilmesine, 
 
ahlakın kültürleÅŸtirilmesine, eÄŸitimin zihinlerin sömürü aracı olarak kullanılmasına 
 
engel olduÄŸunda,
 
Bilgi derinliÄŸi ve ufku vahyi ilkelere, ilahi amaçlara ve hikmete uygun olduÄŸunda,
 
Beylikler ve Ä°mparatorluklar tarihini aÅŸan bir tarih felsefesine sahip olduÄŸunda,
 
Tarih yapabilecek bilinçli bir kadroya sahip olduÄŸunda,
 
Sahip olduÄŸu inanca olan güveni, modern kuÅŸatmayı parçalayacak toplumsal bir aksi 
 
sedaya dönüÅŸtüÄŸünde,
 
Modern ve geleneksel yaÅŸamla hesaplaÅŸabilecek bir toplum yaÅŸamının oluÅŸmasına 
 
yönelik iklimi oluÅŸturabildiÄŸinde,
 
Ulusal sınırlar içerisinde Ümmet ikliminin diriliÅŸi yaÅŸandığında, 
 
Ä°nsanların teveccühünden daha çok Allah'ın rızasını öncelediÄŸi zaman, bu misyonu 
 
üstlenme hakkına sahip olabilecektir.
 
Selam ve Dua ile

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.