Zaman nehir gibidir

Follow @dusuncemektebi2
Fatma Tuncer / Milli Gazete
Bu sabah bir arkadaşım aradı ve kapalı havalarda neşesini kaybedip karamsarlığa kapıldığını ve bu durumun bütün hayatını etkilediğini ifade etti. Soğuk hava, karanlık ve loş renkler nedense iç dünyamızda olumsuz çağrışımlar yapıyor ve neşemizi alıp götürüyor. Çünkü mevsimlerin getirdiği değişimlere olumsuz anlamlar yüklüyor ve ruhen etkileniyoruz.
Ruh hekimleri güneş ışığının mutluluk hormonunun salınımına, dolayısıyla bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağladığını belirtiyor ve ruh ve beden dengemizin birbirine bağlı olduğuna dikkat çekiyorlar. Güneşli havalarda kendilerini iyi hisseden birçok kişi, havaların soğuması ile birlikte karamsarlığa kapılıyor ve depresif bir hâl alıyorlar. Zira ortaya çıkan değişim kişinin algılarında olumsuz çağrımlar yapıyor ve seretonomin-melatonin dengesini bozuyor.
Depresyon kişinin yaşadığı olaya verdiği anlamla yakinen ilgili bir sorundur. Bir kişi için uzak bir mekâna taşınmak, yeni insanlarla ve yeni ortamlarla tanışmak anlamına gelirken, diğeri için sevilen kişilerden ayrı kalmak ve hasret olarak görülebilir. Yaprakları dökülen ağaca baktığınızda, o çıplak dalların baharda yeniden yeşilleneceğini düşünür ve her zerrede binlerce hikmetin gizli olduğunu idrak edebilirseniz, karamsarlığa kapılmaz ve neşenizi kaybetmezsiniz. Fakat havaların kararmasını, sararan yaprakları ve loş bir renge bürünen gökyüzünü olumsuz hatıralarınızla ilişkilendirip, yasa dönüştürürseniz sadece huzurunuzu değil umutlarınızı da kaybedersiniz.
Mutluluğumuzun ya da mutsuzluğumuzun sebebi olaylara verdiğimiz anlamlarda saklıdır, zihnimizin arşivine girip bu anlamları değiştirmedikçe hayatla kurduğumuz bağı sağlıklı bir zemine oturtma şansımız olmayacaktır. Nitekim güneşin yerini loş renkli bulutlara bırakıp gitmesini bir kişi zenginlik olarak görüp tefekküre dalarken, diğeri bu görüntüyü ölümle ya da yalnızlıkla ilişkilendirerek karamsarlığa kapılabilir. Kişinin içinde bulunduğu bu ruh halinden kurtulabilmesi için ilk evvela olaylara verdiği negatif anlamları değiştirmesi ve bunu rutin hale getirmesi gerekir.
Sonbaharda dökülen yapraklar, kışa hazırlanan toprak ve canlılar bir değişimin işaretidir ve hayatta hiçbir şey statik değildir. On yıl önce yerinde bıraktığınız o ağaç aynı ağaç değildir, o çocuk aynı çocuk değildir, doğanlar büyür, büyüyenler yaşlanır, yaşlananlar sessizce veda ederler ve varlık âlemi akışını kesintisiz olarak sürdürür. Bizler hayatın hem öğrencisi hem öğretmenleriyiz dolayısıyla olayların olumlu yanlarını görebilmeli ve pozif anlamlar yükleyebilmeliyiz. Aksi takdirde gözümüze ilişen her şeyden bir dram çıkarabilir ve neşemizi toprağa gömebiliriz.
Henüz yorum yapılmamış.