Tercüme Haber
Tercüme Haber: İsrail ve BAE normalleşmesi Süveyş Kanalınının tahtını sarsıyor

Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasındaki potansiyel ekonomik anlaşmalar, Mısır'ın Süveyş Kanalı olan rağbeti ciddi oranda azaltabilir.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, ABD Başkanı Donald Trump'ın himayesinde Beyaz Saray'da İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için 15 Eylül'de bir anlaşma imzaladı ve bunu “ yeni bir Ortadoğu'nun şafağı ” olarak adlandırmışlarıdı.
BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed El-Nahyan imza töreninde, bu anlaşmanın meyvelerinin tüm bölgeye yansıyacağına inandığını söyledi.
Normalleşme anlaşmasının ilk yansımalarından arından biri, Dubai devletine ait DP World ile İsrail'in Dover Tower firması arasında İsrail limanlarını ve serbest bölgelerini geliştirmek ve Kızıldeniz limanı Eilat ile Dubai'nin Cebel Ali Liman Bölgesi arasında, doğrudan bir nakliye hattı açmak için imzalanan bir anlaşma oldu. Dover Tower, aynı zamanda Eliat Limanının da hissedarlarından biri olan İsrailli işadamı Shlomi Fogel'e aittir.
Fogel ile 16 Eylül'de düzenlediği ortak basın toplantısında, BAE’li DP World Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Sultan Ahmed Bin Sülayem, ortaklığın iki Orta Doğu ülkesi olarak kendileri arasından başlayarak, diğer ülkeler arasında da ticari hatlar inşa etmeyi, bölgedeki işleri kolaylaştırıp optimize etmeyi amaçladığını söyledi.
Fogel, bu yeni işbirliğinin ticari hareketi küresel boyutta etkileyeceğini belirterek, iki şirketin Hayfa limanı için ortak girişim kurmak için işbirliği yapacağını vurguladı.
Bu adım, küresel ticaret hacminin yaklaşık% 10'unun geçtiği Mısır'ın Süveyş Kanalı için büyük bir handikap teşkil ediyor gibi görünüyor. Mısır, bu kapasiteyi 2023 yılına kadar % 12'ye çıkarmayı planlıyor. Bu durum, Kızıldeniz ile Akdeniz'i birbirine bağlayan seyir geçidinde yeni bir rekabet ile bu hedefe Mısır’ın ulaşmasını daha da zorlaştıracağa benziyor.
BAE ile İsrail arasındaki ekonomik ortaklığın muhtemel olumsuz etkilerine ilişkin olarak, deniz taşımacılığı uzmanı ve Süveyş Kanalı Otoritesi (SCA) eski Yönetim Kurulu Üyesi olan Vail Kaddura, Al-Monitor'e şunları söyledi:
“Körfez ülkelerinin ihracatının çoğunu petrol ürünleri oluşturuyor. Kızıldeniz'deki Eilat Limanı ile Akdeniz'deki Aşkelon Limanı’nı birbirine bağlayan bir nakliye hattı, petrolün Körfez'den Avrupa'ya taşınmasında Süveyş Kanalı'ndan geçmeye gerek kalmadan (Mısır için) rekabet yaratacaktır. Unutmayalım ki kanalın gelirlerinin yüzde 17'si petrol tankerlerinden geliyor." dedi.
Kaddura, ‘’Kızıldeniz'deki Eilat limanı ile Akdeniz'deki Aşdod limanını birbirine bağlayan demiryolunun bir iç bağlantı noktası olarak görüldüğünü’’ söyledi. ‘’Normalleşme anlaşmasına göre bu demiryolunun, Avrupa ve ABD'den gelen malların Süveyş Kanalı'ndan geçmesine gerek kalmadan İsrail üzerinden taşınması amacıyla, Ürdün ve doğuya doğru Arap Körfezi ülkelerine kadar uzatılacağını açıkladı. Dolayısıyla da bu durumun, kanala karadan olmak üzere ikinci alternatif oluşturacağını’’ sözlerine ekledi.
Kaddura'ya göre üçüncü zorluk, İsrail'in bölgedeki doğalgaz ihracatında Mısır'a güçlü bir rakip haline gelmesidir. Ancak İsrail, gaz ihraç etmeden önce sıvılaştırma tesisleri için Mısır'a ihtiyaç duyuyordu. Fakat BAE ile yapılan normalleşme anlaşması ve müteakip ticari ve ekonomik anlaşmalarla birlikte, İsrail'de, Avrupa'ya gaz ihraç etmek için sıvılaştırma tesisleri kurulacağını kaydetti.
Kaddura, Dubai'nin DP World şirketinin yönetimi altında olan Cebel Ali Limanı ile Mısır'ın Ain Sukhna Limanı arasındaki ticari rrekabete dikkat çekerek, Ain Sukhna Limanı’nın küresel denizcilik faaliyetleriyle bağlantılı lojistik ve endüstriyel hizmetler sağlamak için arzulanan hedefine ulaşmadığını söyledi.
Süveyş Kanalı 193 kilometre (120 mil) uzunluğunda, Mısır ekonomisi için döviz getiren kalemlerden en büyük damarı oluşturuyor. Ayrıca coğrafi konumu göz önüne alındığında, Asya ile Avrupa arasında seyahat ve mal taşımacılığı için en kısa ve en hızlı su yoludur.
Süveyş Kanalı Otoritesi (SCA) sözcüsü Yorgo Safvet, Al-Monitor'a yaptığı açıklamada, “SCA, normalleşme anlaşmasının kanaldaki denizcilik hareketi üzerindeki etkisini inceliyor. Henüz hiçbir şey net değil çünkü potansiyel projeler henüz sahada gerçekleşmedi. SCA, durum hakkında daha net bir vizyona sahip olur olmaz bir bildiri yayınlayacaktır. Biz kurulu ve halihazırda sahada olan bir oluşum olarak, pazarlama ve fiyatlandırma planları açısından güçlü bir konuma sahibiz" dedi.
Açıklamalarına ek olarak ‘’Koronavirüs krizi sırasında kanaldan geçen gemilerin sayısında ve mal hacminde artış gördü. Bu, belirli dönem için tasarlanan ve doğrudan nakliye acentelerine sunulan pazarlama kampanyalarından kaynaklanıyor ” ifadelerini de sözlerine ekledi.
Safvet'a göre, 2020'nin ilk yarısında Süveyş Kanalı'ndaki deniz trafiği 2019'da aynı dönemde kanaldan geçen 9.114 gemiye kıyasla% 4,7 artarak 9.545 gemiye ulaştı. İlaveten kargo hacmi de artarak, 2019'un aynı dönemindeki 584.1 milyon tona kıyasla 2020'nin ilk yarısında% 0.6 oranında artarak 587.6 milyon tona ulaştı’’.
“Uluslararası şirketler, Süveyş Kanalı'nın faydasına olan, daha az karbondioksit emisyonlu gemilere sahip olan gemi acenteleri aracılığıyla mallarını taşımayı tercih ediyor. Buna Ümit Burnu yerine Süveyş Kanalı'ndan geçmeyi tercih eden IKEA Enternasyonal de dahil. Süveyş’in bu özelliği, kanalı şimdiye kadar denizcilik sektörünün ön saflarında tuttu ve gelecekteki rekabette de onu güçlü bir konuma konumuna getirecektir ”diye sözlerini sürdürdü.
Öte yandan Kanal sözcüsü Yorgo Savfet’in aksine, Ain Şems Üniversitesi'nde ekonomi profesörü Yaman el-Hamaki, Al-Monitor'e verdiği demecinde, BAE ile İsrail arasındaki ekonomik ortaklık anlaşmasının Süveyş Kanalı'ndaki seyrüsefer hareketini ve Ain Sukhna Limanı'ndaki mal dolaşımını olumsuz etkileyeceğini söyledi. "Mısır, başka bir ülkede, kendi idaresi altında tutabileceği yeni bir liman oluşturup pozisyonunu DP World ile bu şartlar altında rekabete çalışmadıkça bu makul bir senaryo" dedi.
Hamaki, "Süveyş Kanalı ve Ain Sukhna Limanı, özellikle BAE, Mısır için ilk beş ithalatçı arasında yer aldığı için, Birleşik Arap Emirlikleri'yle müzakere ederken müşterek ortak ekonomik çıkarları ve karşılıklı fayda kartlarını oynamalı. Zira İsrail, her zaman kendi ekonomik menfaatlerini başkalarının kaybını dikkate almadan maksimize etmeye alışkın bir partner. Dolayısıyla Mısır, İsrail’e çok da güvenmeden, bir an önce BAE ile ekonomik bağlantılarını sağlamlaştırmaya başlamalı’’ ifadelerini kullandı.
*Al-Monitor Haber Ajansında yer alan bu haber, aslına sadık kalınarak, Hasan Nurhan Çelik tarafından tercüme edilmiştir.
Henüz yorum yapılmamış.