Ebedi sükunetin bekçileri, 'Hüvel Baki' Mezar taşı medeniyetimiz

Follow @dusuncemektebi2
Şurada bir garib ölmüş diyeler, 3 gün sonra duyalar, soğuk su ile yuyalar, şöyle garib, bencileyin....Yunus Emre
Ä°slam’a göre heykelcilik hoÅŸ karşılanmaz. Dedelerimiz bu alandaki maharetlerini adeta mezar taÅŸlarında göstermiÅŸ. Gelenekli sanatımızın birçok nadide örneÄŸi asırlardır açık hava müzesi niteliÄŸindeki tarihî mezarlıklarımızda sergidedir. Bin yıllık bir medeniyetin birikimini, hissiyatını bütün ihtiÅŸamıyla mezar taÅŸlarında gözlemlemek mümkün.
Mezar taÅŸlarımız üzerine ehli tarafından çok veciz, çok tesirli sözler söylenmiÅŸ. Mesela Üstad Yahya Kemal Beyatlı, “Hiç bir ÅŸiir bir mezar taşı kadar milli olamaz. Çünkü onda el emeÄŸi, göz nuru, sanat vardır ve onlar bize bizi anlatır.” der. Yine ünlü edebiyatçılarımızdan rahmetli Nihad Sami Banarlı bu gerçeÄŸi ÅŸöyle ifade eder: “EÄŸer bir medeniyetin ihtiÅŸamını hâlâ görmek istiyorsanız, Eyüp Sultan mezarlıklarına ve mezar taÅŸlarına bir göz atınız.” Süheyl Ünver Hocamız ise “Mezar taÅŸlarını sevmek medeniyeti sevmektir” diyerek bu tarihî deÄŸerlerimize göz çevirmemizin önemine iÅŸaret buyurmuÅŸlardır.

Gerçekten de tarih araÅŸtırmalara da konu olan tarihî mezarlıklarımız ve mezar taÅŸları; kültürel, sosyal, siyasi, askeri-stratejik ve daha birçok açıdan bize hayati önemi haiz veriler sunar. Aklıselim birçok tarihçi “mezar taÅŸları okunmadan yazılan tarihin eksik kalacağı” hususunda fikir birliÄŸi içindedir. Türk dili ve edebiyatının önemli kaynaklarından birini oluÅŸturan mezar taşı kitabeleri, nazım ve nesir ifadeleri ile edebiyat tarihimizin ulaşılamamış hazinesi durumundadır. Bu gerçeÄŸi kabul etmeyen edebiyatçı hemen hemen yok gibidir. Çünkü mezar taşı kitabeleri döneminin dil ve ifade özelliklerini özgün bir ÅŸekilde yansıttığından edebiyat tarihini doÄŸru tespit etmemize yardımcı olurlar.
Åžehirlerin yapılanması, deÄŸiÅŸim süreçleri, afetler, salgın hastalıklar, bazı coÄŸrafî isimler, toplumların sosyolojik yapısı, meslek, sanat ve zanaatlarımız ile bunları icra eden, âlimler, ÅŸairler, devlet ricali için bazen sadece mezar taÅŸlarını örnek gösterebiliyoruz. Sosyoloji, antropoloji, tıp ve tasavvuf tarihi alanlarında da istifade edilen mezar taÅŸlarında etnografya ve müzeciliÄŸin önemli bir konusu olan tarihî kıyafetler gerçekçi bir biçimde temsil edilmiÅŸtir.
Biz bu haberimizde mezar taÅŸlarındaki baÅŸlıklar, semboller, ÅŸekiller ve motiflere deÄŸineceÄŸiz. Esasen mezar taÅŸlarının dilini çözmek için uzman, sanat tarihçisi, sosyolog veya edebiyat tarihçisi olmaya gerek yok. Biraz yakından bakıldığında onlar zaten kendilerini fark ettiriyor. Ecdadımız başımıza gelecekleri öngörmüÅŸ olmalı ki mezar taÅŸlarında yazılardan olduÄŸu kadar görsel öÄŸelerden de mümkün olduÄŸunca yararlanma yoluna gitmiÅŸler.

Mezar taÅŸları sade olduÄŸu gibi çok süslü ve görkemli de olabilmekte
Osmanlı mezar taÅŸları hiçbir zaman, ölen kiÅŸinin sadece kimlik bilgilerini aktaran bir taÅŸ parçası olmamış, aksine her bir mezar taşı üzerindeki süslü ve sanatlı motifler, figürler ile derin mânâlar ifade eden bezemeler, kiÅŸilere ölümün güzel yüzünü hissettirmeye çalışmaktadır. Gerçekten de ölüm bir yok oluÅŸ deÄŸil de tam aksine ebedi âlemde diriliÅŸ deÄŸil midir?
Mezar taÅŸlarında amaç ölen kiÅŸiyi hayattakilere tanıtmak ve merhumun ruhuna bir Fatiha okutmak olduÄŸu için mezar taÅŸlarının yola bakan tarafları saha süslü ve daha dikkat çekicidir. Özel semboller daha çok yola bakan tarafa konmuÅŸtur. Tabi o zamanlar ÅŸimdiki gibi mezarlıkların etrafı yüksek duvarlarla çevrili deÄŸildi. Yahya Kemal o günleri ne kadar güzel özetliyor: “Biz ölülerimizle yaÅŸarız."
Mezar taÅŸları sade olduÄŸu gibi çok süslü ve görkemli de olabilmektedir. Mezarda yatan kiÅŸinin sosyal hayattaki konumu, ekonomik durumu mezar taşına yansımaktadır. Ölen kiÅŸinin ekonomik ve sosyal durumu iyi ise; mezar taşı kitabeleri devrin en meÅŸhur ÅŸairlerine sipariÅŸ edilir, yazısı meÅŸhur hattatlara yazdırılıp usta hakkaklara iÅŸletilir ve ortaya çıkan mezar taÅŸları da birer sanat harikası olurdu.
.jpg)
Kalınacak esas yurdun ahiret yurdu olduÄŸu gerçeÄŸini fısıldamaktalar
Mezarların biçimleri, taÅŸlar üzerinde bulunan yazılar, sembol ve iÅŸaretler bize mezarda yatan kiÅŸi hakkında çeÅŸitli bilgiler vermektedir. Mezar taÅŸlarında yazı hiç okunmasa bile kabirde yatan kiÅŸinin kadın, erkek, asker, tarikat mensubu yahut çocuk mezarı olduÄŸu kolayca anlaşılabilir. Osmanlı mezar taÅŸları üzerinde kiÅŸinin kimliÄŸini belirten sembolik ifadeler çokça kullanılmıştır.
16. yüzyıldan sonra görmeye baÅŸladığımız baÅŸlıklar artık kiÅŸilerin kimlikleri hakkında önemli bilgi vermekteydi. ÇeÅŸitli kademede devlet adamlarının, tasavvuf erbabının, askeri kurum mensuplarının, esnafın, sanatkârın, ilim adamlarının baÅŸlıkları birbirinden farklıdır. Mevlevi, Selimi, Yusufi, Celali, Mücevveze, Edhemi, Ahmedi, Cüneydi, Kallavi, Örfi, Serdengeçti, DüzkaÅŸ, Kalafat, DardaÄŸan, Mollayı, PaÅŸayi, Zaimi, Kâtibi, Kafesı, PeriÅŸani, Çatal, Horasani ve SilahÅŸor gibi isimler alan bu serpuÅŸlar, devleti oluÅŸturan sosyal sınıflar tarafından giyilirdi. Hayattayken giyilen serpuÅŸlar, mezar taÅŸlarında da kullanılmıştı.

Mezar taÅŸları üzerinde sıkça gördüÄŸümüz “geometrik ÅŸekiller” eÅŸkenar dörtgen, altıgen, kare ve daire sonsuzun, kâinatın sembolleridir. Ä°ç içe geçmiÅŸ çok kenarlı geometrik biçimler her dönemde sevilerek kullanılmış olmasına raÄŸmen Anadolu’da daha çok Selçuklular devrinde kullanılmıştır. Ä°slam sanatında geometrik biçimler, sonsuzluk ve süreklilik göstererek Allah fikrini hatırlatırlar. Bir düzen içerisinde süregiden geometrik çizgiler (tek ve sonsuz olan) gücün, adaletin, geniÅŸliÄŸin, sonsuzluÄŸun sembolüdürler.
Bugün birçoklarımızın yanından kayıtsızca geçtiÄŸi tarihî mezar taÅŸlarımızın üzerindeki simge ve semboller muhakkak bu kadarla sınırlı deÄŸildir. TaÅŸlar üzerlerine iÅŸlenmiÅŸ ince ve derin mânâlar taşıyan nice simge ve sembol lisan-ı hal ile bizlere Hz. Peygamber (s.a.v)’in: “Müminler Ölmezler! Bilakis onlar fani âlemden baki âleme göç ederler.” hadis-i ÅŸeriflerinde ifadesini bulan, herkesin bir gün fani olacağı, kalınacak esas yurdun ahiret yurdu olduÄŸu gerçeÄŸini fısıldamaktadır.
“Hüve’l-Bâki”
Müellif: Nidayi Sevim / Kaynak: Dünya Bizim Kültür Portali
Henüz yorum yapılmamış.