Özel / Analiz Haber
Yasin Aktay: Mahallenin sosyolojik olarak neredeyse bittiÄŸi bir ortamda...

Follow @dusuncemektebi2
MAÂHALÂLEÂNÄ°N sosÂyoÂloÂjik olaÂrak neÂreÂdeyÂse bitÂtiÂÄŸi bir orÂtamÂda onu ‘basÂkı’yla bir araÂda, ayÂnı cümÂle içinÂde anÂmak, düÂÅŸeÂne son bir tekÂme daÂha vurÂmakÂtan farkÂsız olÂdu. Ama maÂhalÂleÂde neÂler olup bitÂtiÂÄŸiÂne daÂir bir meÂrak bu saÂyeÂde uyanÂmışÂsa, bu da bu gadÂdarÂlıÂğın göÂrünÂmeÂyen haÂyırÂlı soÂnuÂcu olaÂbiÂlir.
Mahallenin, küreselleÅŸmeye meydan okuduÄŸu veya küreselleÅŸme süreciyle paralel olarak geliÅŸtiÄŸi söylenen mahallîleÅŸme veya yerelliÄŸin keÅŸfi süreciyle bir ilgisi yok tabii ki. Ancak o tarz bir yerelleÅŸmenin, eski mahalle yaÅŸantısının hatırasına okunmuÅŸ nostaljik bir iç geçirmeye yakın bir ÅŸey olduÄŸunu söylemek de mümkün.
Åžerif Mardin mahalle baskısından bahsedince hepimiz birden dönüp o meÅŸum baskının sahibini aradık. Hemen herkesin ilk fark ettiÄŸi ÅŸey o failin, yani baskıyı yapması beklenen mahallenin yerinde büyük sitelerin, alışveriÅŸ merkezlerinin, göÄŸe doÄŸru uzanan yüksek apartmanların dikilmiÅŸ olduÄŸuydu. Bu kent karanlığını epeydir yaşıyorduk zaten. Peyderpey nüfusun çok önemli bir kısmı son yirmi yıl içinde ÅŸehrin hızla deÄŸiÅŸen mekanları içinde yer deÄŸiÅŸtirmedi mi? Bu yer deÄŸiÅŸtirme esnasında birer modern göçmen gibi bizi bekleyen yeni yaÅŸama alanlarımıza kurulurken geriye ne bırakmış olduÄŸumuzu sormaya çok az vakit bulabildik. KuÅŸkusuz çok ÅŸey bıraktık. Bıraktığımız ÅŸeyler mahalleden ibaret de deÄŸildi. Ama yine kuÅŸkusuz yeni hayat tarzlarımızda çok baÅŸka yeni ÅŸeyler de bulduk.
Basit istatistiklerle son yirmi yıl içinde herhangi bir belediyenin sistematik çalışmasının sonucu olmayan, tamamen kendiliÄŸinden geliÅŸen bu büyük kentsel dönüÅŸümlerin nüfusa veya kentsel mekanlara oranı tespit edilirse, bu alanların içinde mahalleden geriye neyin kaldığı bulunabilir belki. Ama bu geriye kalanın gerçekten edebiyatçıların anlatımına, yerli filmlerin temalarına ve yaşı otuzu geçkin birçok insanın mutena hatıralarına konu olan ‘mahalle’ ile ilgisini kurmak yine de muhakkak ki çok zor olacaktır.
Åžehirler dönüÅŸüyor. Sadece Türkiye’de deÄŸil, bütün dünyada geliÅŸen ve aynı anda küreyi sarıp sarmalayan yeni kent örüntüleri, konut ve yaÅŸam alanlarını yeni bir düzene sokuyor. En azından Türkiye’de eskiden zenginle fakiri, farklı meslek ve hatta din gruplarını bir arada tutan, bütün sakinlerini birbiriyle kaynaÅŸtıran mahallenin bu yeni kent tipine karşı direnmesi mümkün deÄŸil. Çünkü mahalle her ÅŸeyden önce yatay bir yerleÅŸmeyle mümkün olabiliyordu. Yatay yerleÅŸim, yani geniÅŸ alana yayılan tek katlı veya azami iki-üç katlı hatta yer yer bahçeli konutlardaki yerleÅŸim, geniÅŸ alan birimlerine az insanın yerleÅŸmesini saÄŸlıyordu. Mahalle ilk darbeyi konutun aşırı metalaÅŸmasından yedi. Apartmanı soktu bu metalaÅŸma mahalle hayatının orta yerine. Birim mekanda azami insanın sıkışmasını saÄŸladı. Daha az insanla daha yoÄŸun iliÅŸkiler kurmak mümkün tabii. Ancak apartman hayatının, yani birim mekandaki azami sayıdaki insanın birbiriyle aynı yoÄŸunlukta iliÅŸkiler sürdürmesi mümkün olamazdı.
Mahalle hayatındaki iliÅŸkilerin yoÄŸunluÄŸu mekansal olduÄŸu kadar zamansal sıkışmanın etkisiyle de oluÅŸtu. Mahalle hayatı zamansal bir yayılma da gerektirir çünkü. Mahalle yoÄŸunluÄŸundaki iliÅŸkilerin oluÅŸması, oturması ve bir gelenek halini alması bir hayli zaman alır. DeÄŸiÅŸimin hızının yavaÅŸ olduÄŸu geleneksel toplumda bunun için gerekli zaman fazlasıyla vardır. Mahallenin otantik dünyası, geleneÄŸin otantik dünyasının ta kendisidir. Ama hızı yavaÅŸsa da deÄŸiÅŸimden hiçbir zaman muaf deÄŸildir. Mahalle her yerde de aynı deÄŸildir. Bir ÅŸehrin içinde farklı özellikleriyle temayüz eden mahalleler olur. Ya o mahallede oturan özel bazı ÅŸahsiyetlerin kiÅŸiliÄŸiyle ya da belli bir dinî veya etnik grubun yoÄŸunlaÅŸmasıyla bir ÅŸehirdeki mahalleler birbirinden farklılaşırlar. Ama genellikle deÄŸiÅŸmeyenler; hepsindeki yüz yüze iliÅŸkiler, iç içe geçmiÅŸ hayatlar, tam da o yüzden mahremiyet alanları da bir miktar aşınmış ÅŸeylerdir.
Mahalle, içinde yaÅŸayan insanlara tabii ki bir evren sunar. Bu evrenin oluÅŸmasına mahallenin içinde yaÅŸayan herkes katılır, katkıda bulunur. Bu evrenin kuralları vardır. Bunlara uymak hiç kimsede bir baskıya boyun eÄŸmiÅŸlik duygusu yaratmaz. Mahallenin içki içen ayyaşı bile rakı ÅŸiÅŸesini taşırken, bunu gazeteye sarmadan yapmaz ve bizatihi bu bile bir ahlak eÅŸiÄŸi olarak zikredilir. Mahallenin kimileri tarafından baskıcı görünen yanı, içinde yaÅŸayan insanlar için bir hayli koruyucudur da.
Bu haliyle yitip gittiÄŸini bugün fark ettiÄŸimiz mahalle, artık bir nostalji konusu ve bütün nostaljiler gibi mahalle nostaljisi de mahalleyi yeniden kuruyor; ideal bir hayat resmediyor. Eskiye dair en kötü hatıralarda bile bir sahicilik tadını zikrediyor nostalji. Bu sahicilik hatırası aslında bütün nostaljik duygular gibi bugünkü tecrübelerle ilgili melankolik bir rahatsızlığın ürünü. Oysa bütün tecrübeler yaÅŸandığı esnada bütün mukabil duygularını, aÅŸklarını, nefretlerini, mutluluk ve mutsuzluklarını üretir. Mahalle tecrübesinde bundan fazlasının olduÄŸunu söylemek için bile elimizde bu nostaljik söylemden baÅŸka bir ÅŸey kalmış deÄŸil.
Bugünkü yeni mekansal devrimlerin sonucunda kent demografyası adeta yeniden karıldı ve dağıtıldı. Apartman hayatında, örneÄŸin nüfusun dar bir alana aşırı yoÄŸunlaÅŸmasına karşılık insan, bu kalabalığın ortasında daha da yalnızlaÅŸtı. Bunun da çok farklı sonuçları oldu; ama bütün sonuçların kötü olduÄŸunu söylemek haksızlık olur. Apartman hayatının genellikle komÅŸuluk iliÅŸkilerini öldürdüÄŸü, hatta üst üste kutucuklar halinde dizilmiÅŸ hayatlar dolayısıyla mahremiyetin yitip gittiÄŸi bile söylenebiliyor. Oysa apartman hayatı belki insanı kendi dairesinin içine kapatıyor; ancak bu sanıldığının aksine insanın modern dünyada aradığı mahremiyet tecrübesine çok daha fazla imkan saÄŸlıyor. Apartman hayatı mahremiyeti, yüz yüze iliÅŸkilerin yoÄŸun olduÄŸu tek katlı mahalle hayatlarına nazaran çok daha fazla saÄŸlıyor.
KomÅŸuluk iliÅŸkilerinde bir gerilemeye neden olduÄŸu da doÄŸrudur apartman hayatının. Ancak bu da zamanla oturmuÅŸ apartman hayatlarında, tersi tecrübelerin gittikçe daha fazla kendini göstermesine engel deÄŸil. Yapılan komÅŸuluk araÅŸtırmaları, apartman hayatında insanların komÅŸuluk iliÅŸkileri konusunda daha seçici davranma ÅŸansına sahip olduklarını, bu koÅŸulda bile zamanla apartman içindeki bütün ailelerin birbiriyle kaynaÅŸma eÄŸiliminin çok yüksek olduÄŸunu ortaya çıkarıyor. Apartman sakinlerinin seçicilikleri ya apartman içindeki komÅŸu seçimi düzeyinde olabiliyor veya apartman dışından baÅŸka vesilelerle oluÅŸmuÅŸ iliÅŸkilerin sürdürülmesi ÅŸeklinde. Dolayısıyla apartman hayatı komÅŸuluk iliÅŸkilerini baÅŸlangıçta azaltıyor gibi görünse de orada belli bir geleneÄŸin oluÅŸumuna yetecek bir zaman tanındığında, yani apartmanda kalma süresine baÄŸlı olarak komÅŸuluk iliÅŸkilerini daha da pekiÅŸtirdiÄŸi bile söylenebilir.
Mahalleye alternatif tek oluÅŸum apartman deÄŸil tabii ki. Kentin yeni alanlarında oluÅŸan belli meslek, gelir veya statü gruplarını toplayan ve belli bir yaÅŸam tarzıyla buluÅŸturan siteler ilginç hayat alanları oluÅŸturuyorlar. Bu sitelerdeki hayatlar günden güne kentteki yeni bir yaÅŸam tarzı modelini iÅŸaret ediyor. Genellikle duvarlarla çevrilmiÅŸ, güvenliÄŸi deÄŸiÅŸik düzeylerde yer yer abartarak saÄŸlayan ve birinde yaÅŸayanları itinayla baÅŸka yerlerden ayıran bu sitelerdeki hayatları Köksal Alver, Siteril Hayatlar: Kentte Mekansal Ayrışma ve Güvenlikli Siteler baÅŸlığı altında inceliyor. Bu güvenlikli, steril ortamlarda yaÅŸayan insanların birbirleriyle iliÅŸkileri, sitenin türüne baÄŸlı olarak, aslında klasik mahalle tecrübesinin bir tür dönüÅŸtürülmüÅŸ halini temsil ediyor. Mahalleden çıkarak kapağı bir ÅŸekilde bu sitelere atan insanların genellikle mahalle hayatıyla ilgili bütün anıları nostaljik; çoÄŸu mahalleyi özlüyor olmakla birlikte terk ederek geldikleri yerde de zaten eski mahalleden eser kalmamış olduÄŸundan yakınıyorlar. Kalmışsa o mahalleden geriye bir alan, onun da muhtemelen kat karşılığı müteahhide verilmek üzere biraz daha prim yapması bekleniyordur.
*Yasin Aktay'ın arÅŸiv yazısıdır, güncel deÄŸildir
Henüz yorum yapılmamış.