Sosyal Medya

Kürsü

Rasim Özdenören: Irkçı söylem de ceza görüyor, öyle mi?

Rasim Özdenören- Yeni Şafak



Ruşen Çakır’ın paylaşımından öğrendik: Nobel ödüllü bilim adamı James Watson’ın, ırkçı söylemleri yüzünden onursal unvanlarını geri alınmış.
 
Olay şu (kısaltarak): “New York Long Island’daki Cold Spring Harbor Laboratory (CSHL), ırkçı ve cinsiyetçi söylemleriyle tanınan ve öteden beri bilim dünyasında eleştirilen 90 yaşındaki Watson’ı kınayarak onursal unvanlarını geri aldı. / PBS kanalının 2 Ocak’ta yayınladığı ‘Amerikalı Üstatlar: Watson’ı Çözümlemek’ adlı belgeselde, zekâ testleriyle kanıtlandığını öne sürdüğü ırksal farklılıkların varlığına dair tezini tekrar etmiş; CSHL, Watson’ın açıklamalarını ‘ispatlanmamış ve laubali’ olarak nitelemişti. Watson iddialarını ilk kez 2007’de dile getirmiş, daha sonra açıklamaları sebebiyle özür dilemişti. / Watson, 2007 yılında İngiliz Sunday Times gazetesine verdiği bir röportajda ‘Afrika’nın geleceği hakkında karamsar olduğunu’ belirterek ‘Çünkü tüm sosyal politikalarımız zekâlarımızın eşit olduğuna dair temellenmesine rağmen, zekâ testi sonuçları aynı şeyi göstermiyor’ demişti. Watson, tüm insanların eşit olduğunu umduğunu belirtmiş fakat ‘siyah çalışanlarla ilgilenenlerin bunun doğru olmadığını gördüğünü’ ifade etmişti. / 2000 yılındaki bir açık dersinde Watson, kişilerin kiloları ve hırsları ile derilerinin renkleri ve cinsel becerileri hakkında bağlantı olduğunu ifade etmişti: ‘Bu sebeple Latin sevgililer tercih ediyorsunuz. Hiçbir İngilizden sevgili olduğunu duymadınız. İngilizlerden ancak hasta çıkar.’ / Watson ayrıca, 2003’te yayınlanan bir başka belgeselde, aptallığın tedavi edilmesi gereken genetik bir hastalık olduğunu belirtmişti.” (https://medyascope.tv/2019/01/14/nobel-odullu-bilim-insani-james-watson).
 
Bu adam aslında Batı dünyasının ırkçı temayüllerini kendince bilimsel bir temele oturtmaya çalışmış. Onun tespitleri Batının emperyalist, sömürgeci, ayrımcı, ayrılıkçı telakkisini kendi “pozitif” biliminin yardımıyla nesnel bir kılıfa sokmak istiyor.
 
Zekâ testlerinde Afrikalı insanın geri zekâlı olduğunu vurgulamakla, aslında sömürgecilik dönemindeki Batı insanından daha insaflı davranmış. Çünkü onlar Afrika kökenli insanları insan saymıyordu. Bu, hiç olmazsa geri de olsa ona bir zekâ izafe etmiş... Ama bu noktada bu geri zekâlı Nobel Ödüllü zatın dikkatten kaçırdığı husus şu: işbu zekâ testlerindeki soruların bir bölümü kişinin kültürel arka planı ile ilgili sorulardan oluşuyor. Örneğin çatal bıçak kullanılan bir yemekte çatalı hangi elinizle tutarsınız sorusuna, Müslümanlar sağ el ile cevabını verse; bu cevap yanlış sayılıyor, çünkü Batı kültürü çatalı sol eliyle kullanıyor...
 
Bu arada mizah çeşnisiyle okusanız bile şu tespit de ilgi çekici: “Latin sevgililer tercih ediyorsunuz. Hiçbir İngilizden sevgili olduğunu duymadınız. İngilizlerden ancak hasta çıkar.”
 
Vaktiyle merhum Dr. Emin Acar Hocamız da bu bağlamda farklı bir tespitte bulunuyordu, diyordu ki: “İngiliz kızları Afrika’nın kara derili delikanlılarından hoşlanır. Eğer dünyayı Müslümanlaştırmak istiyorsanız, İngiliz kızlarını bu kara oğlanlarla evlendirin!”
 
Irkçılığı tıbbi argümanlarla kanıtlamak isteyen bir ırkçı hekimin ceza maksadıyla onursal unvanlarından arındırılması Batının ırkçı telakkilerden vazgeçtiğini gösterir mi ve onun geçmişini affettirmesini sağlar mı?
 
Batıda ırkçılığın yükselen trendi bu soruyu esef ki, hayır diye cevaplandırıyor...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.