Sosyal Medya

Kürsü

Kemal Öztürk: Seçmenin geleneksel oy verme kriterleri değişti mi?

Kemal Öztürk- Yeni Şafak



Yerel seçimlerle, genel seçimlerin birbirinden çok farklı dinamikleri olduğunu biliyorsunuz. Buna değişen sosyolojinin yeni dinamiklerini ve sürekli değişken haldeki politik psikolojinin farklılıklarını da eklemek gerekiyor.
 
Bu yazıyı, daha çok politika yapıcıların, başkan adaylarını belirleyen karar vericilerin ve kanat önderlerinin dikkatine sunmak isterim.
 
Detaylara geçelim.
 
SEÇMENİN GELENEKSEL OY VERME KRİTERLERİ DEĞİŞTİ Mİ?
 
Bir seçmenin oy kullanırken neye göre oy verdiği konusu, hem siyasetçilerin hem de siyasal iletişimcilerin en çok üzerinde durduğu meseledir.
 
Buna, ‘seçmenin oy verme davranışı’ denir.
 
Geleneksel olarak seçmenlerin davranış biçimleri yıllardır benzerlik arz eder. Kişisel kanaatime göre, son zamanlarda bu seçmen davranışlarında büyük değişiklikler oldu.
 
Genel seçimlerde seçmenin daha çok ekonomiye bakarak oy verme davranışını belirlediği söylenir. Doğrudur. Ancak bu değişti.
 
Genel seçimlerde artık seçmenin oy vermesini etkileyen ilk unsur güvenlik kaygısıdır.
 
Bunun tipik örneğini, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde gördük. 1 Kasım’da yaşanan terör olayları, Suriye ve Irak krizlerinin derinleşmesi nedeniyle, seçmen ekonomik kaygılarını bir kenara bırakıp, 7 Haziran’da iktidardan düşürdüğü AK Parti’yi tekrar iktidara getirdi. Temel dinamik güvenlikti.
 
Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde de temel dinamik güvenlik eksenliydi. Dış dünya ile yaşanan sorunlar, Suriye, Irak ve İran’da derinleşen krizler, ekopolitik sorunlar (Halkbank, Rahip Brunson, ABD yaptırımları) seçmende ciddi bir güvenlik endişesi oluşturdu.
 
Bu krizlerden, ancak Erdoğan gibi rüştünü ispat etmiş birinin ülkeyi selamete çıkaracağını düşündükleri için de ona oy verdi. Aynı seçmen AK Parti oylarını 9 puan düşürerek bir yandan da memnuniyetsizliğini dile getirmiş oldu.
 
Dolayısı ile genel seçimlerde seçmenin, artık ilk sırada ekonomiye değil, güvenliğe baktığı anlaşılmış oldu.
 
YEREL SEÇİMLERİN DEĞİŞEN DİMAĞİ
 
Peki yerel seçimlerde seçmen davranışı nasıl şekillenecek?
 
Bunu ikiye ayırmak gerekir.
 
1. Kentli merkez seçmen davranışlarının gözüktüğü gelişmiş büyük şehirler.
 
2. Kırsal (çevre) seçmen davranışlarının gözüktüğü Anadolu şehirleri.
 
Bu iki seçmen kitlesi, birbirinden farklı davranış biçimi gösterir. Bu da bilinen bir şeydir.
 
Burada yeni olan şey, son 16 yılda tüm seçimleri kazanan AK Parti tabanında bir değişimin olduğudur.
 
Yani sosyolojide yaşanan değişimden bahsediyorum.
 
Bir kere, her iki seçmen tabanı da yerel sandıkta oy kullanırken, akıllarına güvenlik sorununu getirmeyecektir. Seçmenin zihninde ülkenin en büyük güvenlik teminatı olarak görülen Erdoğan ve AK Parti için bu durum dikkate alınması gereken bir konudur.
 
Bu durumda seçmen başka dinamiklerin etkisiyle oy verecektir. Çevre şehirlerde geleneksel tutumlar görülecektir. Ancak kentli seçmen için durum değişik olabilir.
 
YENİ ‘KENTLİ MUHAFAZAKAR SEÇMEN’ KİTLESİ
 
AK Parti, sosyolojide yeni bir sosyal tabakanın oluşumuna etki etti. Adı ‘kentli muhafazakâr’ seçmen. Bu kavramı ilk kullanan, kamuoyu araştırmacısı değerli dostum İbrahim Uslu’dur. Her ne kadar değerli dostum İhsan Aktaş gibi diğer araştırmacılar bu tanımı kullanmasa da, ben de Uslu’nun tespit ettiği yeni sosyal tabakanın oluştuğu fikrine katılıyorum.
 
Özgürlükçü, iyi eğitimli, ekonomik durumu yüksek, daha çok dini değerlere dikkat eden, ancak Batılı anlamda demokrasi, şehircilik ve yaşam tarzını da benimseyen bir kitle oluşuyor.
 
Bu kitlenin genel seçimlerde daha ilkesel, prensipler üzerinden hareket ettiği gözlemleniyor. Lakin yeri geldiğinde onların da birinci önceliği güvenlik.
 
7 Haziran’da AK Parti’yi iktidardan eden ve 1 Kasım’da iktidara getiren % 9’luk seçmen kitlesinin içinde, kentli muhafazakâr seçmenin hatırı sayılır bir yekûn tuttuğu söylenebilir.
 
Aynı seçmen tabakası 24 Haziran seçimlerinde de benzer bir davranış göstermiş, AK Parti ve Erdoğan oylarında farklılık yaratmıştır.
 
AK Parti’nin doğurduğu, desteğini aldığı ama aynı zamanda yanlış yaptığında eleştirisine maruz kaldığı, seçmen kitlesi budur.
 
Bu muhafazakâr seçmen kitlesi yerel seçimlerde, tıpkı diğer kentli (sosyal demokratlar, sol ve sağ liberaller) seçmen tabakalarıyla benzer dinamiklerle hareket edecektir.
 
Yani yerel seçimler için çöp, su, kanalizasyon değil de, mimari, trafik, estetik, kültür, rüşvet, adam kayırma, dünya ile rekabet etme konuları daha önde tutulacaktır. Başkan adayı için de hemşericilik, tanıdık olması değil, liyakat ve ehliyet en önemli kriter olacak.
 
Bu nedenle yerel seçimlerin değişen dinamiklerini iyi kavramayan partiler oy kaybedecektir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.