Sosyal Medya

Kürsü

Haksal: Türkiye epeydir dindar ve muhafazakârlar tarafından yönetiliyor; ne değişti?

Milli Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal, "Kapitalizmin Vicdanı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.



Milli Gazete köşe yazarı Ali Haydar Haksal, "Kapitalizmin Vicdanı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
 
Haksal'ın bahsi geçen yazısı şu şekilde:
 
İçinde bulunduğumuz ve yönetildiğimiz sistem kapitalizm. Onun kuralları bütünüyle geçerli. Müslüman olmamızın bu sistem içinde hiç de önemli bir yeri yok. Çünkü bir başka kültüre de mensup olsanız bu sistemin çarkı içinde aynı konumdasınız. Müslümanların giyim, kuşam ve görünümleri ve hatta yönetici konumda olmaları sisteme asla zarar vermiyor. Onun kendi işleyiş ve kuralları geçerlidir.
 
Halkının ister muhafazakâr, ister dindar, ister liberal, ister sosyalist ve Batıcı olması sonucu asla değiştirmiyor. Yönetenler sadece görünümde bir çeşni ve renk oluyorlar. Böyle olunca insanı yanıltan ve şaşırtan kimi yaklaşımlara neden oluyor.
 
Bu sistemin temel kurgusu faiz, vergi, aşırı ve sınırsız kâr ile kazanç. Muhafazakâr birinin ve kitlenin bu sistemin yönetici ve güdücüsü olması hiçbir durumu değiştirmiyor. Türkiye’yi anlayış bakımından yönetenler farklı düşüncelere sahip oldular. Sistemin kuralı dışında farklı bir uygulamaya gidilmedi. Sistemin zaten kendi içinde sorunları var. Adaletsizlik. Kapitalizm ile adaleti bir arada düşünmek bir absürtlük. Faizli sistemin adaletinden asla söz edilemez. Helal olmayan haksız, insanlığı sömüren bir kazanç sistemi. Müslümanlar açısından ekonominin temel bir kuralı var. Faizsiz bir yapı. Bunun da ötesinde zekâtı olan bir sistem. Faiz serbestliği aşırılık, doyumsuz kazanç ve adeta bir gasp olayıdır. Tam tersine zekât sisteminde bir adalet ve hukuk var. Aşırılıkların önünü kesiyor.
 
Müslüman kapitalist bir sistemde hangi adalet ve vicdandan söz edilebilir?
 
İşletmeler ve sistem tamamen kapitalizmin kurallarına kurgulu. Bir adım ötesine geçilemez. Şöyle ki. Muhafazakâr bir işletmecinin, bir fabrikatörün diğerinden farkı ne? Kişinin namazını aksatmaması, orucunu tutması, hacca gitmesi birkaç tur umre yapması sonucu değiştirir mi? Cebindeki kredi kartları, banka ilişkileri, kazançları değişiyor mu? Ya da Müslüman bir işletmeci maiyetinde çalışanlara farklı bir uygulamada bulunuyor mu? Kendisi alabildiğine gösterişli, heybetli ve varlıklı olunca alt katmanındakinin hakkının ne kadarını veriyor, verebiliyor mu?
 
Örneğin bu yapı ve sistemin özel kurumları var. Hastaneler, okullar ve daha birçok alanda. Geliri sınırlı olanların bu yapı içindeki konum ve yerleri nedir? Bir özel hastanede hastanızın bakımı, ameliyatı gibi çok önemli bir durumda o insanlar hangi konumdadırlar. Bu sistemin bir vicdanı var mıdır? İşletme sahibi alabildiğini mütedeyyin, muhafazakâr olsa ne değişir? Onun dindarlığı vicdanını, sınırlarını ne kadar zorlar?
 
Müslümanları yanıltan da sadece görünümleri ve konumları. Sistemin yöneticisi ve sahibi olmak neyi değiştiriyor? Mağdurların ve mazlumların bu sistem içindeki yerleri nedir? Onlar kendilerini bu sistemin neresinde görüyorlar?
 
Müslümanların varlıkları ve egemen konumları sadece duygu tatminidir. Epey bir süredir Türkiye dindar ve muhafazakârlar tarafından yönetiliyor? Sistemin yapısında herhangi bir değişimden söz edilebilir mi? Kendi taraftarlarının rahatlaması ya da sadece belli bir kesimin soluklanması neyi değiştiriyor. Zaten kesim söz konusu olunca bir adaletten söz etmek asla olası olmuyor. Çünkü o sistemin içinde sadece kendi taraftarlarının tarafı olabiliyor. Sistemde herhangi bir değişim olmuyor. Bir yandan kendi zenginlerini oluştururken, bir yandan kendi orta tabakasının konumunu dengelerken diğer taraftakiler ne o sistemin içinde bir unsurdur, ne de bir söz sahibidir.
 
 
Muhafazakâr bir hastanede yapılacak olan bir ameliyat ile liberal anlayışlı birinin hastanesinde olan ameliyat farklı mıdır? Müslüman ve dindar, kimi deyimlerle dini bütün olanların vicdanı ne kadar bu gibi durumlar karşısında esner ve gevşer? İnsanımız doğal olarak Müslüman ve dini bütün birinden biraz daha vicdan bekler? Umut böyle. Oysa sistemin içinde ister muhafazakâr, ister dindar, ister liberal veya sosyalist olsun sonuç hiç fark etmiyor. Çünkü o artık bir kapitalisttir. Müslüman bir kapitalist, yani kapital sahibi.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.