Sosyal Medya

Güncel

Akif Beki: : ‘Şimdi konuşun bakalım, var mı bir diyeceğiniz!’

Karar Gazetesi yazarı Akif Beki Şehit Abdullah Talha Koç'un yaşadıklarını kaleme aldı.



Akif Beki Afrin operasyonlarında şehit olan Abdullah Talha Koç'un Babası Ahmet Koç'un yaşadıklarını kaleme aldı. Beki, KHK ile görevden alınan Koç'un toplumdan tecrit edilip kara listeye alındığını buna rağmen oğlunun vatan için şehit olmaktan çekinmediğini vurgulayarak KHK ile görevden alınan insanların toplum ve devlet mekanizmasınca yeniden değerlendirilmesini istedi.

Yazının Tamamı

Dört askerin taşıdığı bayrağa sarılı bir tabutun önünde gururla dikilmiş, kabaran göğsünden kalbi her an fırlayacakmış gibi görünen, kabına sığmadığı her halinden belli bir şehit babası...

O fotoğraf karesine, ilkin bir arkadaşım dikkatimi çekti. Daha ilk görüşte ‘fazla’ gelen bir duygusu vardı, hak vermiştim.

Elleriyle arkaya doğru uzanıp tabutun iki ucundan tutmuş, şehit evladının naaşını omuzluyordu.

Ama şehit babası olmanın gururundan ‘fazla’sını anlatmak istiyordu sanki duruşu.

Beden diliyle bize bir şeyler demeye çalışıyor gibiydi. Söze dökemediği, dilin ifadede aciz kaldığı, kadrajın almadığı fakat açılacak kimse de bulunamayan bir şeyler.

İçinde daha fazla bastıramadığı, bir sel taşkını gibi o görselde kendini dışavuran isyanın ne olduğu, neye olduğu ortaya çıktı.

Artık sır değil, meğer Afrin Keltepe şehitlerimizden Abdullah Taha’nın babası Ahmet Koç, KHK ile işten atılanlardanmış.

2016’da Konya Büyükşehir Belediyesi’nden ihraç edilmiş. Bir daha da iade edilmemiş göreve.

Anlam veremediğimiz, ne olduğunu çözemediğimiz gizemi buymuş meğer fotoğrafın.

Bize gizli söylemek istediği ama yaşattığı karmaşık duygularla tokat gibi çarparak gözümüze soktuğu, kulağımızda çınlattığı gerçek buymuş.

Gizemi artık faş oldu, mevzuyu biliyoruz.

KHK ile ihraç sonrası, işini kaybetmekle kalmayıp hayatı allak bullak olmuş bir şehit babası var karşımızda.

***

Fotoğrafta ilk bakışta yerine oturmayan, izahta güçlük çektiğimiz, çerçevelenemeyen ancak dile de dökülemeyen o ‘fazla’lığın ne olduğunu yeterince açıklamıyor mu?

Adı kara listeye girmiş, ciğerine kadar tanıyan bilen kırk yıllık komşuları dahi şüphelenip mesafe koymuş, evladı vatan için kahramanca çarpışırken ona vatan haini gözüyle bakılmaya başlanmış, selamlar sabahlar kesilmiş, en yakınları tarafından bile dışlanmış, neredeyse diri diri gömülmüş olmaya bir cevap aynı zamanda o kare.

Vatanını canından çok sevdiğini, vatan için dağ gibi evladını feda etmekten daha etkili hangi sözle anlatabilirdi ki...

Kimseye açamadığı bastırılmış duyguları, o fotoğrafta bir yol bulup taşmış, yargısız infaz mangalarının suratında patlıyor işte.

‘Alın da görün kim hainmiş, kim vatansever’ diyen sessiz bir ispat çığlığı o fotoğraf.

Bağırıp çağırmadan, tek kelime dahi etmeden öyle gür bir sesle ‘buradayım’ çekiyor, öyle tok bir haykırışla içtima tekmili veriyor ki...

Yattığı yerden onu yok yazanların kör ve sağır vicdanlarında bile ispat-ı vücut ediyor yankısı.

Bir cümleyle sözel karşılığı: ‘Şimdi konuşun bakalım, var mı bir diyeceğiniz!’

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.