Güncel
Nedret Ersanel: Yüzleşmeye doğru: İran, S400, İHA, İsrail...

Meraklısı Thornburg raporunu okuyabilir; uçak ve uçak motorlarının ekonomik olmadığından, bu fabrikaların kapatılması gerektiğinden, makina sanayinin gereksiz olduğundan, uçak, otomobil, traktör gibi araçların dışarıdan alınmasının ekonomisini anlatır...
Nedret Ersanel - Yeni ŞAFAK
Hava Kuvvetlerimizin kurulduğu 1911 yılından 2009 yılına kadar 5765 uçak envantere girdi. Bunların içinde kıssası en kuvvetli dönem 1947-1955 arasıdır. ABD’den bu yıllarda alınan uçak sayısı 1905’tir ve sadece F-84 uçaklarından 850 adet alınmıştır!..
Gerisini düşünün...
Oysa biz yapıyorduk. Uçağı da motoru da. (Dünyada üretilen uçakları kataloglayan ‘Jane’s All The World’s Aircraft’ dergisinin 1941-1958 yıllarına ait sayfalarında Türk yapımı uçaklar görülebilir. ‘Türkiye’nin Uçak İmalat Tarihi 1923-2012’, İ.Yavuz. Say: 194, 236-239.)
Sonra ne olduğunu “bu ülkede yaşayan” hemen herkes genel hatlarıyla biliyor. “Siz tarım ülkesisiniz” dediler, “traktör lazımsa uygun fiyata veririz” dediler, uçak sanayini kapattılar.
Meraklısı Thornburg raporunu okuyabilir; uçak ve uçak motorlarının ekonomik olmadığından, bu fabrikaların kapatılması gerektiğinden, makina sanayinin gereksiz olduğundan, uçak, otomobil, traktör gibi araçların dışarıdan alınmasının ekonomisini anlatır...
Raporun adı da şu; ‘Türkiye nasıl yükselir’?
O kadar yükselttiler ki, 15 Temmuz da kendi üzerimize çakıldık.
Türkiye’nin 1939-2000 yılları, bu ve ilişkili konuları yutkuna yutkuna, ağlaya ağlaya yazılacak meselelerdir.
Bu girizgahın sebebi şu; CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun iddiaları üzerinden genişleyen İnsansız Hava Araçları (İHA) meselesi.
Velev ki, diyelim ki, iddiaları doğru. Eğer bu silahlar masum insanlara yönelik kullanıldıysa, devlet çanlarına ot tıkar! Tıkmazsa biz ensesinde boza pişiririz.
Ama iddia doğru değilse.. Hatta doğru da olsa yalan da olsa.. Sezgin Tanrıkulu’nun ve o aklın neye karşı olduğunu anlamamız gerekiyor...
İHA’ların kötüye kullanımına mı? İHA’ların kullanımına mı? Bizzat milli İHA’lara mı?..
Tanrıkulu, İHA meselesindeki “hassasiyetinin” Can Dündar’la senkronizasyonunu izah etse aslında bütün ‘network’ çözülür...
İsrail Drone’larına, Türkiye’de düşen Amerikan İHA’larına susup burada aniden delikanlı olmak ne demek? Yerli silahların terör örgütlerine karşı kullanımında yakalanan başarının emsali yok. Irak ve Suriye’de de durum ortada.
Böyle bir ortamda, özellikle Amerikan SİHA’larının hatta uçaklarının sivil katliamı yaptığı dönemde, Batı dünyasında bunlara yükselen itirazları da arkalama aklıyla Türkiye’ye vurmak ne demek?
Cevabı bilmeyen yok sanırım...
S-400 ANLAŞMASI EN İLERİ AŞAMADA...
Cumhurbaşkanı’nın Kazakistan dönüşü yaptığı açıklamalar içinde S-400’lere ayrı yer açmak gerekiyor. Çünkü, buradan çıkan iki bilgi sistemin alımında Türkiye’nin şu ana kadarki en ileri noktaya gittiğini gösteriyor.
İlki, füzeler için “kapora” verildiği bilgisi ki, “iş bitiyor” demektir. İkincisi ise Türkiye ile Rusya’nın “kararlılık” duyurusu.
Türkiye’nin bu sistemlere ihtiyacı-hangi ülkeden alırsa alsın-açık. Fakat kararın küresel siyasette bir tercih olduğu da gerçek. Önemli olan bu cümleden ne anladığınız; eğer ABD’ye karşı Rusya tercihini çıkarıyorsanız, tam öyle değil!
Anlaşma tamamlandığında, Türk savunma mimarisi üzerindeki Batı tahakkümü ve sömürüsündeki ilk büyük kırılma olacak. Gelen itirazlar, çatlaktan bağımsızlığın sızacak olmasına...
Dedikleri şu; “biz vermiyoruz, başka yerden almayın, kendiniz de yapmayın”!
O kadar alışmışlar ki, söylediklerini duymuyorlar.
İRAN: TÜRKİYE İLE BAŞKA BİR AŞAMADAYIZ...
Son üç gün içinde birçok ülke ile temaslar gerçekleştirildi. Bunlar içinde İran’ın ayrı yeri var. O yerin özelliği, daha doğrusu ilk katmanı Kuzey Irak’ta gelişen referandum süreci ve Suriye dengeleri. Tahran ve Ankara’nın çıkarları yakınlaşmayı besliyor. Beslendikçe büyüme ihtimali artıyor. Haliyle ABD ve İsrail tarafından kaygıyla izleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Ruhani’ye görüşmelerinin nasıl geçtiği sorulduğunda verdikleri yanıtları kıyaslayalım...
Erdoğan: “İran ile yaptığımız görüşmede ihtilafa konu olabilecek herhangi bir başlık gündeme gelmedi. Gelişmeler olumlu istikamette devam ediyor. Ayın 14’ünde yapılacak Astana zirvesi önemli. Öyle sanıyorum ki, zirve sonrası aramızdaki sağlıklı görüşmeler bu şekilde devam edecektir”.
Ruhani: “İran ve Türkiye ilişkileri yeni bir aşamaya girmiştir. İki ülke arasındaki askeri ve güvenlik işbirliğinde yeni bir dönem başladı. Türk Cumhurbaşkanı ile görüşmede, ikili ilişkilerde yeni bir pencere açıldı”.
ABD SIKIŞIK, İSRAİL TEHLİKELİ!..
Bu gelişmelerin üzerine Barzani’nin referandum çılgınlığını ve İsrail’in Suriye’ye ve arkasındakilere gösterdiği askeri güç denemelerini ekleyebilirsiniz ki, Kazakistan’daki telefon da o sırada çaldı. Ucunda Başkan Trump vardı.
Erdoğan-Trump görüşmesine ilişkin “resmi açıklamaların” derinliği tam gösterdiğini söyleyemeyiz. Normaldir. Ama ikilinin BM Genel Kurulu’nda “yüz yüze” gelme kararları kritik...
Başkan’ın telefonu yukarıdaki listenin tamamı ile ilgilidir. Yüzleşmede, Barzani, referandum, İsrail, Suriye, PYD-ABD ittifakı, S400’ler, İran konuşulacaktır. Yüzleşme zorlu geçecek. Çünkü, bir. ABD Suriye’de dondu. İki, Korumalar ve Rıza Sarraf davasında açılan ‘işaretli’ kartlar o demek!
Nihayet İsrail. Kısmen yazdım. K. Irak referandumunun serpilme hızı Tel Aviv’den gayrı değil. Tehlikeli birşey yapabilir. Yapacağı neyse, ABD üzerinden gelecektir.
Henüz yorum yapılmamış.