Sosyal Medya

Güncel

Halisdemir neden Semih Terzi'yi başından vurdu? - Mete Yarar

'Tam bir sene geçti. Yaşananları zaman geçtikçe çok daha iyi anlamaya başladık. Bizim için yapılan fedakârlıklar, gün geçtikçe hem kalbimizde, hem beynimizde daha fazla yer almaya başladı.'



Evet, demokrasi şehitlerimiz; yaptıklarınız ve fedakârlıklarınız karşısında hem saygıdan, hem de yapılan eylemin büyüklüğü karşısında başımızı eğip sizi saygıyla selamlıyoruz.

YaÅŸananlar zaman geçtikçe bazı anıları da tetikliyor. Yıllar, yıllar, yıllar önce çok deÄŸerli, gerçekten de "efsane komutan" diye nitelendirilen bir komutandan eÄŸitim alırken öğrendiÄŸim bir ÅŸey, yıllar sonra Ömer Halisdemir’in yaptığıyla üst üste gelerek, daha anlamlı bir hale büründü.

Anlatayım;

90’lı yıllar, gerçekten GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi’nde herkes için çok zorlu ÅŸartların bulunduÄŸu yıllardı.

Bölgedeki birliklerin teçhizat, malzeme ve personel anlamında sıkıntılı olduğu dönemlerdi.

TSK, bir taraftan terörle mücadele kapsamında yeni silah, ekipman temin etmeye çalışırken personelinin mücadele seviyesini de özel eğitimlerle yukarı doğru çıkarmaya çalışıyordu.

Öğrenilenler kurslarla diÄŸer personele aktarılıyordu. Bu eÄŸitimler sırasında daha sonra Özel Kuvvetler’de çok önemli yere gelecek bir komutanla o günlerde tanışmıştım. Belki bu tanışma daha sonraki hayatımı da etkileyecekti.

Komutan, hepimiz subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip olmamıza rağmen bizleri, ne bilip bilmediğimiz konusunu anlamak için arazide bir noktaya gönderdi.

Dedi ki; “Bir noktaya gidin, orada bizim geçiÅŸimiz sırasında bize pusu kurun, aynen GüneydoÄŸu’da yapılanlar gibi”...

ÇoÄŸumuz bunlarla ilgili çok fazlasıyla eÄŸitim almıştık. “Ne olabilir ki” diye düşünerek hepimiz gittik. Sayımız nereden bakarsanız bakın onlarcaydı.

Her kafadan bir ses çıktı, en sonunda bir noktayı belirledik. Başımızdaki en üst rütbeli şahıs, tabii ki orada da ağırlığını göstererek bir kısmımızı tepenin üzerinde emniyet almak için, diğerlerini de tepenin alt kısımlarına doğru yerleştirdi.

Hemen altımızdan bir dere yatağı geçiyordu. Dere yatağına yaklaşık 100 metrelik bir mesafede duruyorduk. Hava kararmak üzereyken bizi bölgeye gönderen komutan yanımıza geldi.

Dedi ki; “Pusu atamamışsınız”... Hepimiz ÅŸaşırmıştık!

“Siz” dedi, “Åžu anda yaptığınızla pusu atmamış, kendinizi emniyete almışsınız. Gelin size pusu nasıl atılır, göstereyim”...

Bizi aldı, o 100 metrelik mesafeyi aşağıya doğru bizimle beraber yürümeye başladı. Hepimiz ona bakıyorduk, nerede duracak diye. 90 metre devam, 80 metre devam, 30 metre devam, 20 devam derken dere yatağının içine girmiştik. Döndü tabancasını çıkarttı, eğitim için gelen diğer gruptan kişinin önünden geçmesini istedi.

Tam önünden geçerken silahını önünden geçen kiÅŸinin kafasının yakınına kadar getirdi. “Pusu budur” dedi.

“Yaptığınız görevi icra ederken yüzde 100 baÅŸarı için çalışırsınız. 100 metreden gece karanlığında neyi vuracağınızı zannediyorsunuz” diye devam etti.

Yıllar yıllar yıllar geçti. Aldığımız birçok eğitimi arazide uyguladık.

Daha sonra 16 Temmuz saat 02.00'de, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı PaÅŸa Karargahta en güvendiÄŸi askerleden Ömer Halisdemir’e telefonla ÅŸu talimatı verdi:

“20 yıllık birlikteliÄŸimize dayanarak sana tarihi bir görev veriyorum. TuÄŸgeneral Semih Terzi darbeci bir haindir. Vatan ve millet adına Semih Terzi’yi öldür. Bunun sonunda ÅŸehadet var. Hakkını helal et.”

Ahizenin karşısında hiç beklemeden verilen yanıt ise; “Hakkım helal olsun. Emredersiniz. Başüstüne.”

Ömer Halisdemir bu emri aldığında aynen yıllar, yıllar önce aldığımız eğitimin bire bir aynısını yaptı.

Semih Terzi’nin Hava Alayı’ndan helikopterle geldiÄŸini anlayınca pistin yakınına gitti.

Semih Terzi, personelin arasında helikopterden indi. Sağında ve solunda tam teçhizatlı personel vardı. Aralarında yürüyordu. Ömer Halisdemir o mesafeden de ateş edebilirdi kendisine. Ama tabancasını çekti, hızlı adımlarla grubun arasına daldı, aynı bize eğitimde verildiği gibi, baş mesafesine kadar gelip tabancasının tetiğine iki kez bastı.

Bize demiÅŸlerdi ya; “Kendinizi mi koruyorsunuz, yoksa size verilen görevi mi yapacaksınız” diye, Ömer Halisdemir "Özel Kuvvetçi" olarak yetiÅŸtirildi, "Özel Kuvvetçi" olarak görevini yaptı, "Özel Kuvvetçi" olarak ÅŸehadete gitti.

Biz arkadaşın olarak sana, yaptıklarına ve yaşanan her şeye şehadet ederiz.

Sen hem iyi bir insandın, hem iyi bir Müslümandın, hem de iyi bir "Özel Kuvvetçi"ydin.

Bazıları vardır yaşarken başkaları için ölüdür. Bazıları vardır ölüyken, herkesten daha canlıdır.

Sen ve senin gibi fedakârlar, bizim için şehadet şerbetini içenler, herkesten daha canlısınız.

Kaynak: Super Haber

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.