Söz ve Dua
Bir kasvetli otobüs

Bu âlem, arifler, dervişler, erenler tarafından şenlendirilmeyi bekleyen nice otobüsle doludur ve bizatihi bu âlemin kendisi böyle bir otobüstür. Bütün yolcuların gama boğulduğu bir anda, bir Allah dostu zuhur eder. Cümle âlemi uyandırır, cümbüşe davet eder... Farz ibadetlerden sonra kulu Allaha en çok sevdiren, onun başka kulların kalbine sevinç vermesidir. Rabbim cümlemizi Cemalinden nasibdar kılsın...
Gökhan Özcan - Yeni Şafak
"Ramazandan birkaç gün önce, erenlerden biri otobüse biniyor: Bakınıyor çevresine, insanlarda bir gam, bir kasvet, bütün yüzlerde bir yeis... Bu zat-ı mübarek fevkalade tedirgin oluyor, ‘Ya Rabb, ne yapsam, ne etsem de, şu halkın üzerinden şu feci ağırlığı azıcık kaldırsam, insanların gönlünde azıcık sürur, azıcık ferahlık uyandırsam...’ ‘İrfanını kullan ya kulum, göster hayal gücünü’ diye ilham buyuruyor Rab... Hemen o zat, yakınında oturan, yetmiş yaşlarında, şalvarlı, köylü tipli, fevkalade gam dolu bir ihtiyara tatlı tatlı takılıyor. ‘Nasılsın delikanlı, nereden gelip nereye gidiyorsun?’ İhtiyar şaşırıyor. Erenlerden olan zat, ‘Sana delikanlı deyişim ne içindi, bildin mi?’ diyor, ‘Cennet ahalisi tümüyle delikanlıdır, senin de cennet ahalisinden olduğun besbelli...’ İhtiyar daha da şaşırıyor, gülüyor, başkaları da duyuyor, hoşlanıyor bu sözden, tatlı tatlı gülüşmeler oluyor. Duraktan otobüse iki yaşlı hanım biniyor, biletleri yok, Hemen erenlerden olan zat cebinden iki bilet çıkarıyor. Hanımlar para çıkarmaya yeltenince, ‘Kalsın, onu sevabınıza bir muhtaca bağışlayıverin çıkışınızda’ diyor. Otobüstekiler bu güzel davranışa bakıp daha da çözülüyorlar. Derken erenlerden olan bu kişi Hz. Yunus’tan, Hz. Mevlana’dan güzellik, dostluk, Allah sevgisi üstüne birbirinden sıcak dizeler okumaya, şakalar, nüktelerle ortamın ağırlığını daha da dağıtmaya girişiyor... ‘Nereden çıktın be adam, içimizi ısıttın!’, ‘Güzel söze hasretmişiz be yahu!’ nidaları başlıyor otobüste, herkes birbiriyle dertleşmeye başlıyor. Giderek tam bir neşe, tam bir ahenk, tam bir cümbüş ortamı tamamlanıyor. Erenlerden olan zata soruyorlar, ‘İn misin, cin misin, aydan mı indin be adam, gönlümüz senin gibilere ne kadar hasretmiş!
Bu hikayeyi bizzat erenlerden biri olan bu kişinin ağzından işitmek bahtına erince, bu fakir, olayı keyifle bir dosta naklediyorum. O dost da buyuruyor ki, ‘Bu âlem, arifler, dervişler, erenler tarafından şenlendirilmeyi bekleyen nice otobüsle doludur ve bizatihi bu âlemin kendisi böyle bir otobüstür. Bütün yolcuların gama boğulduğu bir anda, bir Allah dostu zuhur eder. Cümle âlemi uyandırır, cümbüşe davet eder... Farz ibadetlerden sonra kulu Allah’a en çok sevdiren, onun başka kulların kalbine sevinç vermesidir. Rabbim cümlemizi Cemalinden nasibdar kılsın...”
Sevgili Ayşe Şasa’nın, Delilik Ülkesinden Notlar’ında yer alıyor yukarıdaki satırlar... Günün mana ve önemine fevkalade uygun olduğu için iktibas ettim. İki bakımdan uygun günün maneviyatına bu anlatılanlar... Bir, nakledilen hikayede olduğu gibi yine mübarek Ramazan günlerindeyiz. Ve yine pek çok insanın yüzü asık, neşesi yok. Belki bu vesileyle yüzlere tebessüm, kalplere sürur hâsıl olur diye düşünerek istifadeye sunduk. Hem belki hayırlı dersler bile çıkarırız bu hikayeden hissemiz ölçüsünde.
İkinci olarak, yarın, yani Cuma günü Ayşe Hanım’ın vefatının üzerinden tam üç yıl geçmiş olacak. Ayşe Hanım’ın telefonları olmadan mahzunlukla, hasretle ama hem de muhabbetle geçen üç uzun yıl...
Aslında çoğumuz hikayede anlatılana çok benzeyen kasvetli, kederli, neşesiz otobüslerin yolcularıyız. İçimizin sıkıntılarıyla birlikte yolcusu olduğumuz gam-kasavet dolu o otobüse binerek, irfandan dokunmuş kelimeleriyle hepimizin yüzüne aydınlık, kalbine sürur ve heyecan veren gönül onarıcılara ihtiyacımız var. Bir vakit benim için ve belki birçokları için o kişi Ayşe Şasa idi. Ne zaman içimiz daralsa, telefonun çalmasını bekler, onun nice ağır çilelerden damıttığı kelimelerinin gönlümüzü ferahlatmasını beklerdik.
Allah kabrini nurlandırsın, mekanını cennet eylesin. Fatihalarınızı esirgemeyiniz.
Henüz yorum yapılmamış.