Güncel
Avrupa infilak eder mi? - Markar Esenyan

İkinci Dünya Savaşı öncesinde, Avrupa kıtası birçok kültür, dil, mezhep ve toplumun iç içe geçtiği bir mozaiği andırıyordu. İlk savaşta sınırlar değişmiş ama insanlar ekseriyetle yerinde kalmıştı. İkinci savaşta ise sınırlar aynı kalmış, lakin büyük sayılarda insan etnik temizliğe/tehcire maruz kalmıştı.
Galip devletler ve onların küçük ortakları, savaşı ülkelerindeki etnik çeÅŸitliliÄŸi teke indirmek için kullandılar. (Bu zavallı insanların çoÄŸu DoÄŸu’ya, yani SSCB’ye gönderiliyorlardı. Öyle ki gönderilen her beÅŸ kiÅŸiden birisi Stalin tarafından öldürüldü. DiÄŸerleri de Sibirya ve Gulag’a sürüldüler. Toplam sayı 30 milyon oldu. Üçüncü Dünya Savaşı SSCB’nin içlerinde ve DoÄŸu Avrupa’da devam ediyor demekti bu.)
Savaş sonrası ortaya çıkan şey monolitik bir Avrupa olmuştu.
YaÅŸanan tüm günahları unutmayı seçtiler. Bu suskunluÄŸun, utanca batmış, yok olmuÅŸ Avrupa’nın yeniden kurulması için gerekli bir koÅŸul olduÄŸunu herkes kabul etti. Bu suskunluÄŸun yarım yüzyıl sonra nelere mal olacağını düşünmek kimsenin aklına gelmezdi.
Öte yandan, 1960’lar gibi yakın bir tarihte Avrupa’nın geleceÄŸi seviyeyi kimse tahmin bile edemezdi. Avrupa küçülmüş, küresel güç olmaktan çıkmıştı. Ama birbirine saldırma, Alman intikamcılığından korkma, ekonomik çöküntü gibi o dönemin ana konularını aÅŸtılar.
Bu “mucize” nasıl mı oldu? Öncellikle, ABD parası, aklı ve askeriyle oldu. Avrupa savaÅŸ sonrasında radikalliÄŸe savrulmadıysa, bunun nedeni ABD’nin bu günün parasıyla kıtaya 200 milyar dolar akıtması ve BM ile NATO’yu etkin ÅŸekilde çalıştırmasıydı.
Tabii bir de Stalin… Stalin Avrupa monolitikleÅŸmesinin kirli iÅŸlerini görüyordu. Stalin’in Batı Avrupa’yı iÅŸgal edebileceÄŸi korkusu ve nükleer güç haline gelmesi, ABD’nin Avrupa ile tarihsel baÄŸları yardımlarda etkiliydi. SavaÅŸta Nazilerden tek başına kurtulamayan Avrupa, kıtayı zorla (mecburen) ABD ve SSCB’ye iÅŸgal ettirmiÅŸti. Sonra da tüm baÅŸarıyı kendi hanelerine yazdılar. ABD’yi de hep küçümsediler.
Hasılı, Avrupa bu kadar acılı bir ÅŸekilde küllerinden doÄŸar, halklar bu kadar vahÅŸi ÅŸekilde etnik temizliÄŸe maruz kalırken, savaÅŸ sonrası elde edilen baÅŸarıları monolitik ulus/kültür yapıları üstlendi, günahları da Stalin... Çok etnisiteli yapı bir Yugoslavya’da barınıyordu ama o da 1990’ların başında, SoÄŸuk SavaÅŸ dengesi bitince infilak etti. Henüz infilak etmeyen, Avrupa’nın çokkültürlü yapıya karşı geliÅŸtirdiÄŸi korku oldu. Åžimdi korkarım o oluyor.
Merhum Tony Judt, Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra yazdığı kitabında, gelen dönemden oldukça ümitliyken bile bu tehlikeye dikkat çekiyor ve çıkış formülünü şöyle veriyordu:
“Avrupa’da yaÅŸayan ‘ötekilerin’ yeni varlığı –örneÄŸin, halihazırda Avrupa’da yaÅŸayan 15 milyon Müslüman vardır, Bulgaristan ve Türkiye’nin de katılımıyla seksen milyon daha olması beklenmektedir- yalnızca Avrupa’nın kültürel çeÅŸitliliÄŸinin artması olasılığına karşı ÅŸimdi duyduÄŸu rahatsızlığı hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda Avrupa’nın geçmiÅŸindeki ölü ‘ötekilerin’ zihinlerden uzak tutulmasını da kolaylaÅŸtırır.” (Tony Judt, “SavaÅŸ sonrası”, YKY, s. 23.)
GelmiÅŸ geçmiÅŸ en saygın, objektif Avrupa tarihçilerinden biri, bundan çeyrek asır önce, Türkiye’nin Avrupa’nın ilacı olduÄŸunu yazmış.
Mamafih, Avrupa doÄŸru yoldan gitmedi. Bilakis, formülü tersine çevirerek, Türkiye’yi daha da iterek, ötekileÅŸtirerek kendisi için en fena ÅŸeyi yaptı. Yani mesele AP’nin son kararı veya Türkiye’nin uÄŸradığı haksızlıklardan evvel, kıtanın iki dünya savaşının öncesinde olduÄŸu gibi infilak belirtileri gösteriyor olmasında.
“Avrupa’dan bize ne” diyemeyiz. Biz tüm insanlığın iyi olmasını diliyoruz.
MARKAR ESENYAN - AKÅžAM
Henüz yorum yapılmamış.