Sosyal Medya

Kürsü

Türk Amerikan politikaları çakışacak mı çatışacak mı?

ABD'nin Şikogo şehrinde bulunan Mehmet Beyhan, başkanlık seçimleri sonrası zaferini ilan eden Trump'ın yeni Amerikası ile Türkiye'nin nasıl bir ilişki içerisinde olacağını değerlendirdi. Öncelikle Amerika'da ki siyasi partilerin özelliklerini bilmek gerektiğini vurgulayan Beyhan değerlendirmesinde seçim sürecinde ki vaatlerede dikkat çekti



 

Bilindiği üzere Amerika’da demokratlar ve cumhuriyetçiler olmak üzere iki temel büyük parti var.Demokratlardan daha fazla liberal fikirlere sahip Liberal partilerde var. Ancak bu partilerin son seçimdeki oy oranlarına bakınca Amerikan siyasetini belirleme etkisinin olmadığını düşünüyorum.

Partilerin temsil ettiği kitlenin demografik yapısı.

Demokratların ve cumhuriyetçilerin temsil ettiği kitlelerin demografik yapısına bakmadan Amerikan seçimlerini sağlıklı bir biçimde analiz edemeyiz. Çünkü partiler, temsil ettiği kitlenin beklentilerini karşılamak için politika yaparlar. Bu bakımdan partilerin demografik yapısı, hayata bakış açıları, beklentileri çok önemlidir.

Cumhuriyetçilerin temsil ettiği kitleye baktığımızda, ilk Amerika’ya gelen beyaz Amerikalılardan oluşuyor. Bunlar genelde orta Amerika coğrafyasında yaşarlar. Büyük çoğunluğu, lise mezunu olmakla birlikte, önemli bir miktarı da iyi eğitilmiş Amerikalılardan oluşuyor. Lise düzeyindeki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğu tarımla uğraşırlar. Gelirleri alt ve orta düzey olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hristiyan inancına bağlıdırlar, düzenli kiliseye gitmezlerse de hristiyan değerlerini savunurlar. Amerikalıların devamlı haklı olduğunu savunurlar. Amerikan menfati neyi gerektiriyorsa, onu yapmamak ülkeye yapılmış en büyük bir ihanet olduğuna inanırlar. Geylerin evliliğine kesinlikle karşıdırlar. Farklı dinlere,ırklara,farklı yaşam biçimlerine mesafelidirler. İyi eğitilmişleri ise, genelde büyük şehirlerde yaşarlar,çok zenginler, farklı yaşam biçimlerine menfaatleri varsa fazla sorun yapmazlar. Diğer kesime göre dünyaya daha açık olduğunu söylemekle birlikte onlarda büyük çoğunluğun inandığı gibi, Amerika her zaman haklıdır, Amerikanın menfatlerinin gereğini yapmamak ‘’ülkeye ihanet etmektir’’ inancına sahipler.

Demokratlara gelince, demokratların oy aldığı kesimin bir kısmı göçmenlerden oluşur,bir kısmı iyi yetişmiş ilk Amerika’ya gelmiş beyaz Amerikalılardan oluşur,bir kısmı Müslüman ve Hristiyan siyahlardan oluşur. Eğitim durumları ise, Amerika’ya ilk gelen beyazları iyi eğitimlidirler. Göçmenler ise, geldikleri ülkede çoğu üniversite bitirmiş master yada doktora için gelmiş ama geri gitmemiş dolayısıyla eğitimli insanlar. En gariban kısmı ise, Müslüman ve Hristiyan Afrika kökenli siyahlardan oluşur. Demokratlar farklı hayat biçimlerine daha açık, liberal ekonomiyi savunurlar. Ateist, Deist, Hristiyan ve Müslüman kısacası her inançtan düşünceden oluşan bir kesim. Devlete talip olanların büyük çoğunluğu ilk gelen beyaz Amerikalılardır. Demokratlarda Amerikan menfaatlerini savunurlar. Ancak yöntemleri farklıdır. Örneğin Cumhuriyetçiler Sadama direk müdahale etti. Demokratlar ise, direk müdahale etme yarine yerel unsurları kullanmayı Amerikan menfaatlerine daha uygun görürler. Ancak burada şunu belirteyim bu düşünceyi Demokratlara oy veren her kesimin benimsediği düşünceler değil. Örneğin göçmenler başka seçenekleri olmadığı için demokratlara oy veriyorlar.

Cumhuriyetçilere oy veren kesimin Demokratlara oy veren kesime göre en önemli özelliği, Cumhuriyetçiler homojen bir yapıyken, Demokratlar ise çok parçalı toplum kesimlerinden oluşuyor.

Özetle partilerin demografik yapısı bu olduğuna göre şimdi daha sağlıklı bir analiz yapabiliriz.

  • Cumhuriyetçilere oy verenler tartışmasız Amerikalıların haklılığına inandıkları için, Trump yönetimi kitlesinin beklentilerini karşılamak için direk pozisyon alır ve kitlesine çok rahat izah edebilir. Ancak bu diplomatik krizlere sebep olabilir.

  • Trump’a oy verenler, başka inançlara mesafeli olduğu için Trump yönetimi kitlesini memnun etmek adına diğer inanç gruplarına karşı sert tutum alabilir. Farklı inançlara sahip olanlar genelde göçmenler olduğu için diplomatik krizlere sebep olabilir.

  • Trump  dışarı giden endüstriyi geri getirmek için, daha önce yapılmış sözleşmelere bağlı kalmayacağını kampanya sürecinde söyledi. Eğer bunu hayata geçirirse, hem diplomatik krizlere hemde ekonomik krizlere sebep olabilir.

  • Trump silah endüstrisini geliştireceğini kampanya boyunca deklere etti. Daha çok silah, dünyada daha çok savaş, daha çok ölüm demektir. Buda dünya barışı açısında üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

 

Daha örnekleri çoğaltabiliriz. ancak şimdilik bu kadarıyla yetinip Trump’ın seçilmesinin Türkiyemize olumlu olumsuz etkisi ne olabilir? Bu konu üzerinde kısa bir analiz yapmak isterim. Bu konuda Trump’ın bazı politikaları Türkiye ile çakışıyor, bazı politikaları çatışıyor. Önce çakışan politikalarına bir bakalım özetle.

 

1- Türkiye Amerika ilişkilerin temel çıkmazı Gülenin iadesidir. Bu konuda Trump’ın üst düzey bir danışmanı seçim kampanyası sırasında ‘Gülen iade edilmelidir. Türkiye önemli Nato müttefikimiz iken neden bir kişi için önemli müttefikimiz ile aramızı bozalım?’demişti.

 

2- Trump, Suriye konusunda demişti ki ‘Esad gitmelidir. Amerika Esad’a müdahale etmemekle tarihi bir hata içindedir.Ben iktidar olursam müttefiklerimizle dayanışma halinde olup, Esadın gitmesini sağlayacağım’

 

3- Türkiye’ye karşı hain alçak darbe girişimine karşı Trump  ‘Bu işin içinde Amerikan istihbaratı var. Ben seçilirsem, başka ülkenin iç sorunlarına karışmayacağım’ demişti.

Şimdi Donald Trump seçildi. Bu sözlerini tutarsa Türk Amerikan ilişkileri iyi olabilir mi hep beraber yaşayıp göreceğiz.

Birde Donald Trump’ın Türkiye politikalarıyla çatışan politikalarına bir göz atalım.

 
  • Donald Trump demişti ki ‘Ben seçilirsem, İsrailin başkenti kudüs olması için çalışacağım’

  • Yine Trump ‘Ben seçilirsem müttefikimiz İsrail ile ilişkilerimizi geliştirip Hamas terör örgütüne karşı daha sert tutum takınacağım’

  • Donald demişti ki ‘Ben seçilirsem İran ile süren nükleer müzakereleri durduracağım’ demişti.

  • Ekonomik politikasını ‘mümkün mertebe ithalatı azaltıp üretimi destekleyeceğim’ demişti.

 

Görüldüğü üzere Türk Amerikan politikalarında çatışan ve çakışan tarafları var. Şimdi merak edilen soru şu, yeni dönemde Türk Amerikan politikaları çakışacak mı çatışacak mı?

 

Mehmet Beyhan Kimdir?

 

Mehmet Beyhan kendini 'Yazılmış bir romanı, çeşitli denemeleri, ödül almış bir makalesi, çeşitli dergilerde İngilizce'den Türkçeye çevirileri olan iyi bir okuyucu' olarak tanımlıyor. Ayrıca Kasım ayında Umran dergisi için El-Aksa Üniversitesi eski rektörü Filistinli profesör Hüssam Adwen ile röportaj yapmış ve türkçeye tercüme etmiştir.

 

Kaynak: dusuncemektebi.com

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.