Yazar : 227 Musa Şimşekçakan - Gerçekliğin İşlevsellikle İlişkisi
19 Eylul 2018 Çarşamba

Gerçekliğin İşlevsellikle İlişkisi

Musa Şimşekçakan

12-09-2018 10:50

Gerçekliğin İşlevsellikle İlişkisi

Gerçek, insan hayatında izlenmesi ve iz bırakması gereken bir işleve sahiptir. Kur’an’da, olaylar karşısında aktif, kötülüklerle mücadele eden, cesur, doğru yolda yürümek hususunda direnen, sabırlı bir insan yetiştirmek için yüzlerce öğüt sıralanmıştır. Bu anlamda gerçeğe ulaştıran bilgilerin somut, anlaşılabilir ve sağlam bir temel üzerinde yürümesi, kişiyi atıl durumlardan kurtarıp aktif ve işlevsel bir konuma yükseltmesi amaçlanır. Bu nedenle zulüm, küfür, günah gibi olumsuz fiilleri terk etmek ve doğru olanı yapmak noktasında bireyi aktif duruma getirmek için doğru ve gerçekçi temellere ihtiyaç duyulur. O hâlde insan iradesini yok sayan, zayıflatan, gayba taş atan, olağanüstü yaklaşımlarla yaşanabilirliği ortadan kaldıran yorumlardan uzak durulmalıdır. Buna binaen Kur’an okumalarının aktif failinin insan olmasının önemi ve onun iradesini ve eylemlerini sınırlayan durumlardan kaçınılması gerektiği bilinmelidir. Bütün okumaların amacı, Rabb’inin önünde sorumluluklarının farkında doğru ve dürüst bir birey yetiştirmek ve buradan yola çıkarak toplumsal barış ve huzura kapı aralamaktır.

Peygamberlerin insanlardan seçilmesinin en önemli gerekçelerinden biri de bu dinin emirlerinin yaşanabilir, işlevsel, yani hayata dair bir karşılığının bulunduğunu gösterilebilme düşüncesidir. Onların örnek konumda bulunmalarının sebebi de budur. Buna göre vahyin inişinde belirleyici olan Peygamber (sav)’in mücadelesidir. Ayetler, onun üzerinden aktif ve etkili bir örnek oluşturmaya çalışır. Kur’an’ın ortaya koyduğu tablo, yeryüzünde özgürlük ve adalet için çaba harcayan bir kişinin bu konuda kendisine destek verenlerle beraber giriştiği mücadelenin resmidir. Başka bir ifade ile Kur’an, Peygamber (sav)’in önderliğinde verilen tevhid mücadelesinin en önemli bölümlerini, yani içinde evrensel ilkeler barındıran yönlerini âdeta bir siyer kitabında bulunması gereken nitelikte ortaya serer. Bu anlamda pek çok yerde Peygamber (sav)’i teselli etmeye, ona ümit vermeye ve onu küfrün tehditleri karşısında dik durmaya çağıran ayetlerle karşılaşılır. Vahyin rehberliğinde yürümeye çalışan insan ile çevresi arasındaki diyaloglarda haksızlıklar karşısında direnmeyi, doğru olanı savunmayı öneren aktif bir ilişki vardır. Bu aktif ilişkiyi dumura uğratan, insanı pasif kılan bütün yaklaşımlar kararlılıkla reddedilmelidir.

Söz konusu işlevsellikse merkezinde insan bulunan bir kitapta kişi, ilahî iradenin elinde edilgen bir varlık olarak tasvir edilmemelidir. Kur’an ayetlerinin amacı, insanı aktif hâle getirmektir. Kur’an, insanın neye karşı olduğunu, nasıl davranması gerektiğini bilmesini, haktan, adaletten ve özgürlükten yana taraf olmasını ister. Bu anlamda bilinçli hareketleri över. Temelinde taklit olan davranışları kınar. Körü körüne itaat etmeyi, anlamadan kabul veya reddetmeyi doğru bulmaz. Zira insan davranışlarından sorumludur ve yaptıklarından hesaba çekilecektir. Öyleyse kişi, kararlı, dengeli ve bilinçli davranışlar geliştirmenin yollarını aramalıdır. Bu yüzden, insanı emek harcamadığı bir şeye sahip olmaya teşvik eden şaşırtıcı yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Bu yorumlar, kandil gecelerinde kişinin temizleneceği/affedileceği saati aramasına benzer. “Ya çıkarsa” anlamında sürpriz karşılıklar içerir. Kendinden emin, utanma duygusu gelişmiş ve hak etmediği bir şeye el uzatmamayı öğrenmiş ahlaklı insanlar, bu tür beklentiler içine girmezler. Allah’ın hak ettiğimizin çok üstünde karşılıklar verdiği doğrudur. Ama bu beklenti dahi arka planda az ya da çok bir emek/eylem sahibi olmayı gerektirir. (1)

İşlevsellik, amaç edinmeyi ve plan yapmayı ve hepsinden önce şuurlu bir yaklaşımı gerektirir. Buna göre insan iradesini yok sayan ya da aşan olağanüstü anlatımlar, kişinin bilinçli tercihlerini dışlamaktadır. Bilincin dışlandığı eylemlerin sorumlusunu bulmak da mümkün olamamaktadır. Bu yönde zihinde oluşacak olağanüstü hâl beklentileri, konunun gerçeklik yönünü yok edecektir. Gerçekliğin yok edildiği yerde işlevsellik bir işe yaramaz ve bireylerin olaylara aktif katılımı gerçekleşemez. Zira zihin kendisi ve dünyası için gerekli karşılıkları bulamaz. Bulamayınca korkar. Bu durum, tehlike ve risk hâlinde kişinin kaçmak için edineceği onlarca mazeretle sıvanır. O hâlde gerçeklikten uzaklaşmamak ve insanı pasif/atıl kılan anlayışlardan korunmak önemli bir yükümlülüktür.

Not: Bu yazı “Sözün Bağlamı” adlı eserden iktibas edilmiştir.

Dipnot:

1. Şüphesiz Allah’ın lütfundan ümit kesilmez ancak başarma imkânı ve tercih yapma zamanı vermeksizin ne birine ihsan etmek ne de birinin defterini dürmek adil ve merhametli bir İlah’ın yapacağı işlerden değildir.

YORUMLAR
  • Recep Turgay   13-09-2018 08:58

    Dini anlatımlar sürekli pasif insan oluşturmuştur.Haksızlık karşısında susan, yanında hakaret edilen insana banane diye sahip çıkmayan , hayatı sadece kendi varmış gibi yaşayan bir müslüman ortaya koymuştur.Kuran ı asrın idrakine anlatamayan nesiller çile çekmeye devam edecekler diye düşünüyorum.Düşünen ve akleden insanlara selam olsun. Yazınız bunları düşündürdü. Allah razı olsun

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA