Yazar : 382 Veysel Tepeli - Türkiye’nin Suriye’de Yılanlarla Dansı ve Stratejik Hatalarımız
19 Eylul 2018 Çarşamba

Türkiye’nin Suriye’de Yılanlarla Dansı ve Stratejik Hatalarımız

Veysel Tepeli

08-09-2018 18:51

Türkiye’nin Suriye’de Yılanlarla Dansı ve Stratejik Hatalarımız

Türkiye, Suriye’de yılanların ortasında ayakta durmaya çalışıyor.

Bir tarafta Esed, Rusya, İran ittifakı; diğer tarafta ABD’nin başını çektiği Batılı Koalisyon ve PYD gibi maşaları; birde bunlara ek olarak IŞİD gibi serseri terör örgütleri.

Bunların arasında sokulmadan yoluna devam etmek mucize gibi bir şey.

Dost ve müttefik dediğimiz ABD ve diğer birçok NATO ülkesi, Suriye’nin Türkiye sınırında PYD ve diğer bazı yerel güçler aracılığıyla Türkiye’nin altını oymaya çalışıyor.

İran’da yapılacak sözüm ona “Suriye İçin Barış Görüşmeleri Zirvesi” arifesinde (4 aydır süren bir ateş vardı) İdlib’in havadan ve karadan bombalanması İran ve Rusya’nın hiç de barış yanlısı olmadıklarının açık göstergesi.

6-7 milyon muhalif Suriyeli, İdlib ve Afrin hattı boyunca Türkiye’nin himayesinde yaşam mücadelesi veriyor.

Türkiye bir yanda kendi sınırlarını/ülke bütünlüğünü korumaya çalışıyor diğer yanda Suriyeli mazlumları korumaya çalışıyor. Ve bunun büyük mali yükü var.

Akla şu soru gelebilir:

Türkiye zor bir ekonomik süreç yaşarken Suriye’de ne işi var?

Kabul edelim ki Türkiye’nin başka alternatifi yoktu.

Eğer Suriye’ye müdahale edilmeseydi; büyük ihtimalle bugün Kuzey Suriye ve Kuzey Irak sınırı boyunca kurdurulmuş Kürt Kantonları üzerinden Türkiye’nin Güneydoğusu kanton veya başka bir oluşum olarak kopartılmaya çalışılıyor olacaktı.

Şahsen Suriye ve Irak’ta (komşuluk hukukunu gözeten, barışçıl) bir Kürt Devleti’ne karşı değilim. Ama bugün Kürtlere liderlik yapan art niyetli çobanlar, Kürt halkından çok Batı ve İsrail çıkarlarına hizmet ediyorlar.

Bugünkü zihniyetle kurulacak bir Kürt Devleti ABD ve İsrail’in ileri bir karakolu olarak Arap, Fars ve Türk kardeşlerine tehditten başka bir şey olmayacak.

(Bunları söylüyoruz lakin Kürtlerin bu duruma gelmesinde, Kürtlere üvey kardeş muamelesi yapan Türk, Fars ve Arapların payı çoktur. Bunu ayrı bir yazı konusu olmak üzere sonraya bırakalım.)

Muhalifler var olduğu müddetçe Esed rejimi, İranlı Şii Milisler ve Rus güçleri hep diken üstünde olacak.

Bu yüzden kalıcı bir ateşkes imzalanmadan önce muhalifleri İdlib’ten çıkarıp ne kadar Kuzeye doğru sürseler kâr görüyorlar. Bu son saldırıların amacı budur.

Suriye’de bu kadar zor ortamda şimdiye kadar ciddi bir kayıp vermeden en azından sınırlarını güven altına almış olmak Türkiye için büyük bir başarıdır.

Türkiye, bu başarısına rağmen ciddi politik ve stratejik hatalar yaptı:

Muhalifler ilk günden beri Türkiye’ye güveniyor ve dayanıyorlar. Türkiye’nin muhalifler üzerinde ciddi etkisi var.

Türkiye, ilk günlerde muhaliflerin silahlı direnişini engelleyemese bile geciktirebilirdi ki böylece daha az kan dökülür, ketibeler halinde bölük pörçük muhalifler daha büyük yapılar oluşturabilir ve Esed’in dünya kamuoyunda daha zor durumda kalırdı.

Hükümete akıl verenler, muhaliflerin 3-5 saatte Şam’a inip Esed’i devireceklerini söylüyorlardı. İran faktörünü, Suriye’nin kırılgan mezhebi ve etnik yapısını ve özellikle İsrail’in perde gerisinde ortaya koyduğu fitne çarkını gören/değerlendiren pek yoktu.

Türkiye’nin Esed’le diplomatik ilişkilerini kesmesi gereken en son ülke olması gerekirkenilk biz ilişkilerimizi kestik.

Suriyeli muhacirleri, Suriye’nin Türkiye sınırı boyunca kamplara yerleştirip sahiplenmek yerine bu insanlara sınırları açtık. 3.5 milyonluk sosyal bir bombayı kucağımıza aldık; Allah lütfetti de bugüne kadar ciddi bir sorun yaşamadık.

Türkiye içine aldığımız insanlar bir şekilde Suriye’den koptu. Çalışmasına izin vermediğimiz, dil ve kültür olarak farklı bu insanları bir dilenci yığını olarak yaşamaya mahkûm ettik.

ABD ve Batılı koalisyonun önümüze koyduğu Suriye politikasına düşünmeden dâhil olduk ve bugün bunun sancılarını yaşıyoruz.

Muhalifleri destekledik (ki doğru olan buydu) ama muhalifler içinde kişilikli, cesur ve fedakâr olanlar yerine Suriye ordusunda ayrılma Özgür Suriye Ordusu üyelerini, menfaatleri için düşünmeden saf değiştirenleri tercih ettik. Çünkü kişilikli olanlar İslami hassasiyetleri olan adamlardı.

Bugün Türkiye’nin beraber yol yürüdüğü ÖSO askerleri arasında düzgün insanlar olmasına rağmen, fırsat bulduğunda zorbalık/eşkıyalık yapacak, menfaati için Türkiye’ye ihanet edebilecek çok insan var.

Türkiye’nin bir yanda Suriye direnişini desteklerken diğer yanda HTŞ (Heyet Tahrir El Şam) gibi profesyonel denebilecek silahlı muhalifleri terör örgütü olarak kabul etmesi bence büyük hataydı. IŞİD/DAEŞ gibi hastalıklı insanların olduğu örgütlere karşı takınılan tavır doğru ve yerinde ama HTŞ’yiİran ve Rusya’yı memnun etmek için terör örgütü kabul etmek kendi ayağına sıkmaktır.

İran’ın yarın HTŞ’i bir fitneyle Türkiye’ye karşı kullanmasından endişe ediyorum. Sakın olmaz demeyin söz konusu İran; İran’ın olduğu yerde Şeytan tatile çıkıyor.

Suriye’de çok kişilikli insanlarla beraber Hz Musa’nın kavmi gibi kişiliksiz, hesapçı, nankör ve hain çok insan var. Türkiye bu ikinci kesime daha yakın duruyor. İnşaallah yarın pişman olmayız.

YORUMLAR
  • Mehmet Dilli   09-09-2018 09:39

    Yazınız analitik ve güzel.. Son parağrafı anlamadım.. Türkiye herzaman kadın, çocuk ve mazlumların yanında ve de himaye etmiştir.. Bahanelerin ötesinde Türkiyenin doğru ve İnsanidir.. Ama çıkarımıza da uygun değildir! Bölgedeki tek insani duruş / eylem Türkiyeye aittir...Evvela Allah Cc'ü müslümanlara idaricilerimize akıl sonra da ümmetin başındaki belaları defeylesin..

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA