Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - KURBAN ALLAH YOLUNDA FEDAKARLIK ŞUURU
19 Eylul 2018 Çarşamba

KURBAN ALLAH YOLUNDA FEDAKARLIK ŞUURU

Bünyamin Doğruer

19-08-2018 09:19

KURBAN ALLAH YOLUNDA FEDAKARLIK ŞUURU

Kurban, sözlükte mastar olarak “yaklaşmak” isim olarak da “Allah’a yakınlık sağlamaya vesile kılınan şey” anlamına gelir. Kurban, maddi ve manevi her türlü yakın olma yaklaşma anlamını içerir. Yani kulun her şeyiyle Allah’a yaklaşmasıdır.

Kurban kesiminde Allah’a ulaşacak olanın kan ve et olmayıp ancak samimiyet ile Allah’a yöneliş demek olan takva olduğunun belirtilmiş olması, bu ibadetin maksadını belirtmiş oluyor.

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır, fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. Güzel davrananları müjdele.’’ (Hac 22/37)

İman ve bağlılık ispat ister. Yani insanların, Rabbiyle olan ilişkilerinde O’nu her şeyden daha çok sevdiklerini ispatlamaya ihtiyaçları vardır. Bunu ispatlamanın yolu Allah’a kurbanlar sunarak, O’nun yakınlığını, sevgisini ve rızasını kazanmaktır. Fakat Allah, kullarının ibadetleri de dahil herhangi bir şeye muhtaç olmaktan müstağnidir.

Kurban, evrensel bir Tevhit eylemidir. Hakiki bir imanın tezahür etme biçimlerinden olan bu ibadet, Tevhit dini İslam’ın en bariz şiarlarındandır. Bu şiar Allah’a yaklaşmak için sonunda iflası olmayan bir ticaret yaparak, yeri geldiğinde malı-mülkü yeri geldiğinde kanı-canı cennet karşılığında borç vermeyi de ifade etmektedir.

Kurban, sevdiklerimizden Rabbimizin hoşnutluğunu gözeterek vazgeçebilme bilincine ermektir.

Hz. Adem’in iki oğlu, iki yönü temsil eden, muvahhidler ve müşrikler, yani bütün insanlar yeryüzünde tabi tutuldukları sınavda sevdiklerinden, Allah için vazgeçebileceklerini ispat eden duyarlılığı gösterip göstermeyecekleri konusunda denenmektedirler. İlahi denetim altında bir yarışa sokulmaktadırlar. Bu bakımdan kurban ibadeti, Allah için sevip O’nun için vazgeçme konusunda bir simge, bir örnek davranıştır.

Habil, elindeki imkanların içinde en sevdiğinden Allah için kurban ederek, vazgeçerek karlı bir ticaret yapmış, Rabbinin rızasını kazanmıştır. Kabil ise, bencil, müstağni ve müstekbir davranarak en sevdiklerini kendine saklamış, hoşlanmadıklarını Allah’a sunmuştur ve şirke düşmüştür. Allah’tan uzaklaşmıştır.

Allah için sevdiklerimizi feda etmek:

Kurban, Allah için sevdiklerimizi feda etmenin, O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmanın sembolüdür. Kur’an-ı Kerim, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’i, hayatta en sevdiklerini, Allah’ın rızası için feda etmede hiçbir kararsızlık göstermemişlerdir. İkiside Tevhidi bilince sahiptir. Allah’ın yolunda fedakarlık şuuruna sahip olmadıkça imanımızı muhkem yapamayız. Hz. İbrahim, dünyada en çok sevdiği oğlundan, Allah için vazgeçebilmekte, Hz İsmail Allah’ın emrine gönülden boyun eğmektedir, feda edilmeyi göze almaktadır.

“Ve (İsmail babasının) tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa erişince babası şöyle dedi: Yavrucuğum rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm bir düşün ne dersin. İsmail: Babacığım sana emredilen ne ise onu yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” (Saffat 37/102)

Kurban, Allah’ın rızasını elde etmek için, malı-mülkü feda etmek, canımızı Allah yolunda vermek, zamanı ve mekanı, makamı, şanı şöhreti feda etmek, nefsi istek ve arzuları reddetmektir.

Kurban ibadeti, yalnız Allah’a has kılınması ve onun için yapılması gerekir. Yalnız Allah’ın adının anılması bu dinin hayatın tamamının şirkin etkilerinden ve tortularından arındırmakla yetindiğini gösterir. Çünkü bu din bütün ilkeleri amaçları ile ve bütün uzantıları ile birlik/Tevhit dinidir…

“De ki, şüphesz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emirolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.” (Enam 6/162-163)

İnsanı, Allah’ı anmaktan alıkoyan her şeyin kurban edilmesi O’na yaklaşma düşüncesinin zirvesini temsil eder. “Allah için namaz kıl ve kurban kes.” (Kevser 108/2) ayeti bizlere, namaz (dua) ve kurban kesmek, zaman, mekan, tarih-tabiatı ve insanın kendisini aşarak Allah ve kul arasında, insan ve dini arasında, peygamberler ve inananları arasındaki asla ayrılmayan çok güçlü bağlantının olduğunu vurgular.

Kurban, insanın toplumsal öznesini geri kazanmasıdır. Kurban aracılığı ile, Allah ve insan arasındaki toplumsal bağlarının devamlılığını belirtir.

Kurban, insanın yaşama enerjisinin kökünde olan, ölüm düşüncesini doğru ve sağlıklı bir yolla karşılaması ve telafi etmesidir.

Kurban, var olabilmek için yok olmayı göze almaktır.

Kurban,mavera duygusunu pekiştirir. Sonsuzluğu avucumuzda tutmamızı sağlar.

Kurban hadisesi insana, simgesel düzeyde bize bütünlük arayışının varacağı teslimiyet durağında nelere gebe olduğunu fısıldar.

Kurban, Allah’ın ihtiyaç duyduğu bişey değildir. Kurbana ihtiyaç duyan Allah değil sadece insandır. Çünkü kurban insanın içine yerleşmiş olan ve onu içten içe kemiren putları kırmasını sağlayan insanı o putların ördüğü zindan duvarından kurtaran bir eylemdir.

Ali Şeriati’nin deyimiyle, kurban, insanın içindeki putları, kötülükleri yok etmek için uygulanan eylemdir. Bunun yolu Hz. İbrahim gibi en değerli varlığını, muhtemelen insanın içine konulmuş ve insana özgürce tercihlerini yapmaktan men edebilen, görünür dünyasının kısıtlayıcı sınırlarının ötesini görmekten men edebilen bağlarını feda etmektir. Bu nedenle kurban kişinin en değerli varlığını sembolize eder.

Müslümanın kestiği kurban, canının, evladının, malının neyi en çok seviyorsa onun sembolü olmaktatır.

İslamda kurban, kulun Allah ile ilk yapacağı menfaat pazarlığına malzeme olarak görülmez. Kurbanın özünde teslimiyet vardır ve bu teslimiyet her şeyden önce her türlü pazarlık mantığını dışlar.

Kurbana samimi yaklaşalım, ihlasla çağıralım, neyse artık kurbanımız elimizdeki bıçağa koşa koşa gelecek mi? Bıçak ki bir yüzünde sevinç bir yüzünde acı kurban vuslat sevincinden gözlerini kapayıp ben hazırım der mi?

Önce nefsini kurban eden kişi

Kurban ettiğini sevdiğinden emin misin?

Neyi kestiğinden, neden kesildiğinden, sevdiğin için mi kesiyorsun, sevdiğini mi kesiyorsun?

Sevdiğini kendi rüyan uğruna mı, yoksa başkalarının hayatını tatmin için mi kesiyorsun?

Hz. İbrahim’in ki bir rüyanın eseriydi, seninkisiyse riyanın!

Rüyan kadar kurban kesebilirsin

Rüyan ne ki kurbanın o olsun

Ne rüyam var ne de önümde kurbanım..!

Rüyasını gördüğümüz, samimiyetle niyet ettiğimiz kurban, Allah’ın teklif ettiği hayata, düşünce tarzına, tavırlar bütününe yaklaştırır. Buna mukabil bu tercihi yapan, Allah’ın karşısındaki şeylerden uzaklaşmış olur. Herkes tercih ettikleriyle bir yere yaklaşırken, sınırsızca başka bir yerlere uzaklaşır… Herkes hayatı bir kurban ve uzaklaşma olarak yaşar. Önemli olan kurban eyleminde, kimin neyi, kıble olarak seçtiği, kurbanı ne adına uyguladığıdır… Bu çevrede kurban insan var oluşunun en temel düzeyidir. Eğer insan tercihlerinden ibaret ise, insan eylemine bir kurban olarak bakılabilir.

Kurban ibadetinin yapılmış olmasının kendiliğinden etkisi insanları birbirine yakınlaştırır. Kurbanın kelime anlamının yakınlaşma olmasının bu hikmetlerin sonsuz bereketine işaret ediyor. Neyin neye yakınlaşmasıdır bu? İnsanın Allah’a, insanın-insana, ruhun-bedete, gaybın-şehadete, dünyanın-ahirete, ölümün-hayata, kimliğin-kimliğe, zenginin-fakire, yaşlının-gence, ırkların birbirlerine, Arabın- Aceme yakınlaşması... Bütün bu yakınlaşmalar kurban ibadetinin doğrudan veya dolaylı etkileri dolayısıyla, fiilen yaşanmasına şahit olduklarımızdır. İnsanın kendisine bırakılsa, asla tercih etmeyebileceği bu yaklaşmalar, kurban ibadetiyle birlikte kendiliğinden gerçekleşen ve insanın hayrının bulunduğu sonuçlardır.

Kurban, insanın yeryüzündeki yolculuğunda kaydedilmiş en çetin imtihandır. Bir imtihanın sonucunda insanın göze alabileceği en yüksek fedakarlıktır, buna karşılık alabileceği en yüksek ödüldür. İnsanın Allah’a yaklaşabildiği şerefli bir makam, bu fedakarlığın ödülüdür.

Hz. İbrahim’in destansı imtihanı, onu makamların en sevgilisine ulaştıran olay, o şekliyle sadece İbrahim’e nasip olmuştur. Sıradan insanların payına düşen onun ahdine sadık kalmaktır.

Kurban imtihanının, şeytan ayartmalarıyla sürekli iç içe olması gerçeği de tarihin hiçbir döneminde değişmez. Şeytanın iğvasıyla insanın sadakati arasındaki gel-gitler kurbanın tabiatındandır. Üstelik şeytanın İbrahim’i Mina’da defalarca ayartmak için yaptığı girişmlerin, başvurduğu argümanların benzerleri güncellenerek ikna edici olmaya her zaman devam eder.

Kurbanı bilmek insanı, dolayısıyla Allah’ı bilmeyi getirir. Kurban bilgisinde zaafa düşmek, insandan da Allah’tan da uzaklaştırır.

Kurban ibadetinde, riyadan-gösterişten uzak durmak gerekir çünkü bunlar içinde gizli şirk taşırlar. Gösteriş yapma, kibirlenme gibi bir amacı varsa kesen kişinin, bu ona sevap değil günah getirir. Çünkü ibadet tevazü ittika ve ihlas ile değer kazanır.

Kurban, iki temel duygu arasında tercih yapmaktır. Sevdiğiniz mi, oğlunuz mu? Allah mı? Dünya malı mı? Ahiret mi? Allah için en sevdiklerinizden vazgeçmedikçe sınavı geçemiyorsunuz.

Rabbim bu zorlu sınavı geçenlerden eylesin bizleri vesselam…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA