Yazar : 501 Ramazan Kayan - Camide Varolmak 
20 Agustos 2018 Pazartesi

Camide Varolmak 

Ramazan Kayan

08-08-2018 11:00

Camide Varolmak 

İnsanlığın kadim tarihine baktığımızda şunu görürüz; yeryüzünde kurulan ilk yapı “bir ibadet, bereket, hidayet rehberi olan Kâbe’dir.” (9/96) 

Kâbe’nin şubeleri hükmünde olan mescidler ise adeta yeryüzüne vurulan İslam’ın mührü gibi dururlar… Cami, Allah’ın arzında Allah’ın kullarının “Allah adına” attıkları imzanın adıdır, adeta… 

İslam dünyasında toplumsal yaşamın nabzı camide atar… İslami hareketin kalbi tarih boyunca hep mescid olmuştur… 

Rasulullah (sav)’ın Medine’de ilk işi, Mescid-i Kuba ve Mescid-i Nebevi’yi inşa etmek olmuştur… Efendimiz döneminde münafıklar bile mescidin gücünü bildikleri için “Mescid-i Dırar” üzerinden nifaklarını sürdürme yoluna gittiler… Hz. Peygamber (sav) bu kirli tezgâhı fark edince gönderdiği yıkım ekibi ile nifak odaklarının bu hesaplarını boşa çıkardı… 

Camileri sadece namaz kılma mekanları olarak düşünemeyiz… Oralar bir kültür, ilim, irşad, ıslah, terbiye, inşa merkezi olmak özelliğine haizdir… 

Dağınık dünyamızı, yorgun ruhumuzu, karışık zihnimizi, boşlukta sallanan kalbimizi teskin, tahkim ve takviye için caminin manevi atmosferine kendimizi atmamız lazım… 

Modern dünyanın ayırımcı, ayartıcı, parçalayıcı açmazlarına karşı bilincimizi onarmak için mutlaka mescidde olmamız gerekiyor… Benlikleri dizginlemek, bireyselciliği bitirmek için; kardeşliği diriltmek, aidiyet bilincini beslemek, cemaat ruhunu yeşertmek için cami hinterlandın da bir yaşamı öncelememiz icap ediyor… 

Seküler yaşamın bozucu, yıkıcı, bitirici, eritici olumsuzluklarına karşın mescidin kurucu, diriltici, arıtıcı iklimine sığınmak zorundayız… Oraları sığınak, barınak, korunak bilmek durumundayız… Ulvi ve uhrevi bir havayı başka nerede teneffüs edebiliriz? 

Ezanın çağrısı; secdeye, saflaşmaya, safileşmeye ve sonsuz bir sefere… Bunun için cem olmaya, cemaat olmaya, kardeşleşmeye ve kıyama bizi davet ediyor… 

Bu davet ruhumuzu sonsuza ilintiler… Bizi kendimize, Rabbimize ve kardeşlerimize yabancılaşmaktan korur… 

Evet, birbirimizden uzaklaşmak istemiyorsak camilere uzanmamız ve ulaşmamız lazım… 

İbadetin odağı, Müslümanların ocağı mescidlerdir… 

Salatın, salahın, sulhun, salihatın ilk adresi camilerdir… 

Dava adamlarının kendini bulacağı, kuracağı, dolacağı, durulacağı, doğrulacağı dirileceği zeminlerdir camiler… 

Cami ayağı olmayan hareketler aksaktır… Davet, direniş, devrim, devlet, medeniyet her ne ise hedefte ne varsa mescid merkezli olmak zorundadır… Cami çıkışlı olmayan yapıların uzun soluklu yol alması mümkün görünmüyor… 

Mescide yaslanmayan, camiden beslenmeyen İslami oluşumların ruhsuz, irfansız, hikmetsiz hallerine az tanıklık etmedik… 

Mihraba, minbere yaslanmayan bir hareket, meydanda da tutunamaz. Mescidi ıskalayan bir davetçinin zorlu süreçlerde mecal ve moral bulması ve ayakta kalması oldukça güç… 

Birilerinin bizim davetimize icabet etmesini bekliyorsak öncelikle bizim ezanın çağrısına icabet etmemiz gerekmez mi? 

İslami davet için cami en büyük imkân… Mescidlerin yaygınlaşması için şartları zorlamamız ve buna öncülük etmemiz lazım… Tüm kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere her yere mescid talebi ile gitmemiz gerekiyor… Okul, kışla, sosyal, kültürel, sportif tesisler, tatil beldeleri, dinlenme tesisleri, iş merkezleri, AVM’ler, siteler, salonlar, stadlar, apartmanlar, parklar, oyun alanları, eğlence merkezleri namaza elverişli ortamlara dönüştürülmeli ki hayatın meşrutiyeti kaybolmasın… Nesiller elden kayıp çıkmasın… 

Yeni başlangıçlar için, buluşacağımız yer belli; camiler… Hem de ailemizle birlikte… 

Sosyal hayata açılan kadınlarımıza dışarıda bir adres göstermemiz lazım; camiler… 

Camide konumlanalım… 

Kendimizi, kardeşliğimizi yeniden keşfetmek için camide konuşlanalım… Uzun soluklu bir koşu için kalkış noktası camidir… 

İslami hareketin üssü, kararlı müminlerin karargâhı camilerdir… 

Ümmetin dirilişi caminin dışında değil içindedir… 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA