Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - ÖLENE KADAR ALLAH'A KULLUK
17 Temmuz 2018 Salı

ÖLENE KADAR ALLAH'A KULLUK

Bünyamin Doğruer

30-06-2018 08:49

ÖLENE KADAR ALLAH'A KULLUK

Ne kadar çok aldandı yorgun hayallerimiz, kırgın ümitlerimiz. Aldansak da tekrarlamaktan vazgeçmedik. Kahırlarımızı yağmurlara bıraktık.

     Ay ışığını taze bir süt gibi içip kaldırımları adımlarken, ümitsiz de, hayalsiz de olmaz dediğimiz sükuneti yoğunlaştırdığımız gecenin koyu vakitlerinde kalpsiz dünyanın kalbi olmaya ant içtiğimizi, Allah ile yürümenin öyle oturarak olmayacağını söyleyip yola düştüğümüzü o gündür bu gündür münafıkların ihanetine, halkın cehaletine, din tüccarlarının fesadına, mollaların din adına gardiyanlığına, ruhanilerin dünya perestliğine ve daha birçok şeye karşı direnişçi, islahatçı, mümin kimliğimizle karşı durduk ve durmaya devam edeceğiz.

      Ruh hastalarının hezeyanlarını keramet ve hikmet olarak değerlendirenlere karşı hakikati hatırlatmaya devam edeceğiz.

      Dün Musa'nın düşmanları olan firavun, karun, belam üçlüsü ne ise bugünde samimi Müslümanların düşmanı bu üçlü saca yağıdır. Bu şuursuz ve şerefsiz kesimlere karşı mücadelemizi onurlu direniş çizgisinde sürdürüyoruz.

      Zalimlerin acemi uşaklarını, şakşakçılarını, yalaka takımlarını iyi tespit edeceğiz. Ad ve semud kavminin entellektüel sapıklarını, mübtezellerini iyi tanıyacağız ki, tüm varlığımızı yağmalamış bu emperyal şer odaklarına karşı dünyayı dar edelim. Modern yobazlardan hesap soralım.

      Birde mütedeyyin olan kapitalistler var. Sahte bir paranın iki yüzü gibidirler. Bunlar haftanın belli günlerinde, belli seanslarda zikirle, tezkiyeyle, tespihle, cübbeyle, sarıkla, şeri kazançlarla cennetin yüksek köşelerinde, kevser ırmağının kenarında kendilerine yazlık bir ev inşa ederler. İşte bunlar insanların dertlerine ortak olmayan, mazlumların coğrafyasından haberi olmayan, yeni bir din icat eden modern yobazlardır. Şunu unutmayalım ki, İslam asla İslam artı bir şey değildir.

      Ay ışığını taze bir süt gibi içip sükuneti yoğunlaştırarak kaldırımları adımlarken, anlayan, idrak eden, sızlayan, beynini zonklatan bir insanın, bir gönlün, bir kalbin, çürük bir sürü kafadan daha değerli olduğunu hep düşündük, konuştuk. Akledenlere ne kadar ihtiyacımız olduğunu söyledik. Zira böyle gönül sahibi bir tanıdık, dertli ruhu yalnızlıktan, çaresizlikten kurtarır. Şehir dolusu gönülsüz ve dertsiz bir kitleyse dertli ruhun üstüne yığılır ve onu yalnızlığa, kimsesizliğe mahkum eder. Halk yığınları arasında yalnız kalmak çok acı bir derttir.

      Kalabalıklarda yalnız olarak, kanımıza serinlik ekerek özgürlüğün kanatları geçiyor üstümüzden.

      Dışımızdaki dünyanın kavurucu sıcağına ve içimizdeki dünyanında sızılarına, korkularına, susuzluğuna, endişelerine, umutlarına karşı takva elbisemize sarılmış olarak kum üzerinde yatıyoruz.

      Yürüyoruz, yalnızca yürüyoruz, inandığımız yolda.

      İnanmış olamanın bütün dış belirtileriyle yüklü olarak durmadan yürüyoruz mümince ölene dek.

      Dini yalnızca Allah'a has kılarak İslam rengiyle Müslümanca ölene dek yürüyeceğiz.

      Rahmanın boyasıyla ölmek, gerçek ve derin Müslüman olarak ölmek. Unutmayın herkesin ölümü kendi rengindedir.

      İlahi söz bulutlarından inen rahmet olan yağmurların altında ıslanarak sıratı-müstakimde yürüyoruz. Bize verilen yaşama mühleti dolana dek.

      ^^Ölüm gelinceye kadar Rabb'ine kulluğu sürdür^^( Hicr 15/99)

 

 BÜNYAMİN DOĞRUER

YORUMLAR
  • Mustafa Öner   30-06-2018 11:14

    Çoğu gitti azı kaldı, eyvallah hocam...

Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA