Yazar : 256 Abdulaziz Tantik - 24 Haziran Seçim Değerlendirmesi: ELEŞTİRİ DEVRİ BAŞLIYOR…
17 Temmuz 2018 Salı

24 Haziran Seçim Değerlendirmesi: ELEŞTİRİ DEVRİ BAŞLIYOR…

Abdulaziz Tantik

25-06-2018 14:55

24 Haziran Seçim Değerlendirmesi: ELEŞTİRİ DEVRİ BAŞLIYOR…

Seçimi geride bıraktık. Erdoğan’a hala insanların bir itimadının olduğu ortaya çıktı. Bu itimat edilme olayında kendi söylemi ve gösterdiği ahlaki yapının da bir katkısı olduğu aşikârdır. Karizması ve ortaya koyduğu çaba bunu hak ettiriyor. Ama Ak Parti 7 Haziran seçimlerindeki orana geriledi… Erdoğan’ın genel başkan olmasına rağmen ve yeni hamleleri de dahil bu durumu düzeltmedi. Ak Parti ciddi bir güven kaybına uğruyor. Bu sanırım hem 16 yıllık iktidar olma yıpranması hem de iktidar olmanın kibirle karışık bir güven biçiminin sokağa yansımasında da yatabilir. Dolayısıyla Erdoğan’ın çizdiği ümmet profili ve uluslar arası sistemdeki devrimci rolü Ak Parti de tezahür etmiyor. Bu erime devam edecek görünüyor. Eğer kendini yenilemez ve gerekli düzeltmeler ve düzenlemeler yapılmasa…

Artık seçim geride kaldı. Sıkı bir Ak Parti eleştirisi behemehâl yapılmalıdır. Değerler ve ilkeler üzerinden içeriden bir muhalefet ihtiyaçtır. Alınan sonuç bunu göstermektedir...

Erdoğan sevgisi üzerinden Ak Partiyi destekleyen İslamcıların üzerine bir vecibe bindi. Taktik veya stratejik unsurlar yüzünden Ak Partinin düştüğü garabete dönük eleştirileri açık ve kalıcı bir şekilde ortaya koymalıdırlar. Herhangi aklı başında bir İslamcının Ak Partide meydana gelen durumu kabul etmelerini beklemek beyhude olmalıydı. Eğer İslamcılar bu süreçte sağlam bir şekilde bir duruş sergilemezse bir sonraki seçimde beklenen gerçekleşebilir. Bu sorumluluğu müdrik olarak yapıcı, onarıcı, düzeltici ve ön açıcı eleştirilere başlanmalıdır. Her alanda bu eleştiriler yapılmalı ki başlatılan bu hamle akamete uğramasın… Yani Ak Partiyi savunulabilecek düzeye getiremez isek artık desteklemenin de bir anlamı olmayacaktır.

İlk yapılması gereken adım oluşturulmuş gerilimi ortadan kaldıracak açıklama ve adımlarını Reis ve Ak Parti atmalıdır... Ortada bir gerilim varsa bu tek taraflı bir gerilim olamaz. Ak Parti ve Reisin de buna katkısı kaçınılmazdır. En azından kendilerine düşen pay üzerinden bu gerilimi azaltma girişimleri açık bir şekilde başlatılmalı ve gerilimi ortadan kaldırmayı samimiyetle istediklerini eylem olarak da ortaya koymalıdırlar. Gerisi karşı tarafın tepkisene kalır. Suçlu olmayan taraf olmak her zaman millet ve Allah indinde kazandırır.

Kucaklayıcı ve kuşatıcı bir dili hayata geçirmelidir. Şunu kabul edelim ki çok ötekileştirici bir dil siyasal olanın merkezine oturtulmuştu. Bu dil hem incitici hem de itici oldu. Oyların kemikleşmesi ve daha çok oy almanın mantığı açısından hadi geçici bir süre makul sayılabilirse bile hemen bu dilden kurtulmak ve daha kuşatıcı bir dil ve bakış ile müşfik bir baba rolünü oynaması Reise daha çok yakışır. Merhametle davranmalısın ki sana da merhametle yaklaşılsın… Yani ümmete yönelik ilginiz ülkenizdeki her kesime de yöneltilmelidir. Hiç kimse düşman kategorisine dâhil edilmemelidir. O zaman o da düşman safına geçer. Elbette ki dışa bağımlı hainlikleri talip olanlar olacaktır. Bu hainlikleri kesin delillerle ispat edip gereğini yaparsın. Ama yoruma dayalı ihanet suçlamaları propaganda süreci hariç doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Ve kendi elinle düşmanların sayısını çoğaltmış olursun. İlk adımı hep Müslüman olan kişi atmalıdır. Müslüman kendisi için değil başkası için yaşayandır…

Psikolojik zemini rahatlatacak adımların atılması ve üslup sorununu çözmelidir. Hitabet dili çok önemli… Kendi taraftarlarını coşturacak cümleler ve söylemler inşa ederken karşıtınızı incitecek veya ona haksız bir ithamda bulunacak şekilde bir dili süreklileştiremezsiniz. Bunu yaptığınızda sahip olduğunuz düşünceye ihanet etmiş olursunuz. Çünkü suç ancak açıklık kazandığında dile getirilip cezalandırılması gereken bir olgudur. Yoksa yoruma dayalı, şüphe üzerinden suçlamalar mümine yakışmayacağı gibi bir dava adamı olduğunu söyleyen hiç kimseye de yakışmaz… Yüzde elliye yakın insanın nefretini oluşturacak bir söylemin tepki olarak sana seçim kazandırması olumlu bir olgu bir değildir. Tam tersi zamanı geldiğinde seçimi kaybettirecek bir zemine de kuvvet kazandırır. Bundan da öte insan ve Müslüman olarak bu tutumu sürdürmek makul ve vicdani değildir. Çok özel ihanetler ve şiddet yanlısı örgütler hariç genel toplumu suçlayıcı tondan bir dil ve söylemi terk etmek aynı zamanda bir erdemli davranıştır. O yüzden üslubu yeniden kurmak ve düzenlemek esastan bir harekettir. Bugüne kadar uzaklaştırılmış her vatandaşı yeniden kazanacak bir dile ve söyleme ihtiyaç her zamandan daha çok bugün bir ihtiyaçtır. Reis gerilimden uzaklaştıkça dili ve üslubu da gerilimi ortadan kaldıracak seviyeyi kazanacaktır.

Bugüne kadar küstürülmüş kesimleri kazanacak hamleleri geciktirmeden yapmalıdır... Kürtler, İslamcılar, Aleviler, demokratlar ve liberaller bu hareketten süreç içinde uzaklaştırıldılar. O sebeple bu sebeple bu durum gerçekleşti… Bu durumu sağlayan en önemli ve Reis’te açığa çıkan sebep ise çok özel veya istisnai durumu genelleştirerek karşı tarafı baskı altına alma arzusudur. Yani yanlış görülen bir tarafa diğer insanların geçişini engelleme adına çok sert ve keskin bir dille oraya yönelen her kesi suçlayıcı bir tonda dil ve söylem kurulmasıdır. Bu yüzden çoğu kişi uzaklaştığı gibi bir nefrete de yönelebilmektedir.

Ak Partiden uzaklaşmanın Erdoğan’dan uzaklaşmaya neden olmayacağını kimse söyleyemez. İnce’nin bu seçimde gösterdiği performans biraz daha inandırıcı hale dönüştürüldüğünde

Erdoğan etrafında oluşan güveni parçalayabilir. Ve Erdoğan bir sonraki seçimi kaybedebilir de… İşte bu durumun gerçekleşmemesi için yanlış anlaşılan durumların ciddi bir şekilde elden geçirilmesi ve hataların tek tek ayıklanarak buna uygun yeni bir düzenlemenin yapılması elzemdir. Bu dile ve üsluba yansımalıdır. Güven endeksi ilişkiler nitelikli ilişkilere doğru bir seyir izlemelidir. Elbette ki güveni terk et demenin mantıklı bir izahı yoktur. Bu süreci dışarıdan birinin bilmesi mümkün değil… Ama güven meselesini uzun süre taşırsan kaybetmeyi de kolaylaştırırsın…

Ve en önemlisi Ak Partiye ve Reis’e yönelik algıların düzeltilmesi için gereken söylem ve eylem değişikliklerinin yapılmasının sağlanmasını gerçekleştirebilmektir. Bu algılar, hırsızlık, rüşvet, ihale yolsuzluğu vesaire gibi olumsuz nitelemeler, kibir, yaptığım her şey doğrudur algısı, kimseyi dinlemez, dikkate alınmama hali vesaire… Ak Parti 2002 de iktidara geldiğinde dile getirdiği şeyler bunlardı. Yani bugün kendisine yöneltilen suçlamalara yönelik dile getirdiği düzeltme sözüydü. O zaman yeniden bu sözünü hatırlamalı ve hemen kim bu suçlamanın sebebi haline gelmişse onları açık bir şekilde uzaklaştırmalı ve kendilerinin bundan beri olduklarını açık kılmalıdırlar. Yoksa bu eleştiri başa iş açar… Adalet ve hakkaniyet konusunda ciddi bir eleştiri var. Bu eleştirinin boşa çıkarılması için örneklere ihtiyaç vardır. Biz böyle değiliz sözü veya söylemi bir şey değiştirmez. Bunu eylemde ispat etmesi gereken Reis ve Ak Partidir.

İktidar üzerinden kazanılmış kibirli karakterini hemen değiştirmelidir... Bir Müslüman kazandığında Allahın galip olduğunu hatırlar ve hatırlatır. Kendi kazandı diye caka satmaz, kibirlenmez ve kibirli tavrını karşıdakini ezmek için kullanmaz. Toplumu ve fertlerini dikkate almamak, onları dinlememek, dinlerken müstehzi davranmak gibi psikolojik hastalıkların tedavisi şarttır. Yani on altı yıllık iktidar olmanın oluşturduğu ağır bir toplumsal ve psiko-sosyal travmayı giderecek hamlelere ihtiyaç vardır.

Yazılı ve sözlü uyarı vazifesi sivil olarak uygulamaya başlamalı ki ülkenin ve milletin iyiliğine matuf nitelikli işler yapılsın... Yani Ak Partiye destek veren ama Ak Partinin nimetinden istifade etmeyen sağduyulu İslamcılar sivil bir alan olarak eleştiriyi başlatmalı ve sözünü dinletmelidir. Çünkü beklentisiz bir şekilde bu kadar yıldır desteklerini esirgemedirler. Bu onların hakkıdır. Son seçimde her şeye rağmen yine gittiler sandığa ve desteklerini verdiler. Bu gidişata dur demenin ahlaki sorumluluğu o insanlardadır. Ak Partiye düşen de bu sorumluluk sahibi insanların samimiyetlerine güvenip onları dinlemek ve doğru olanlarını hayata geçirmeye çalışmaktır.

Oyumu verdiğim gibi uyarı görevimi bende yapacağım... Uyup uymamasına göre de bundan sonra destekleyip desteklememe durumunu belirleyeceğim…

Selam hidayete tabi olanlaradır…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA