Yazar : 462 Mustafa Öner - Kralın Ülkesinde Yusuf, Firavun’un Sarayında Musa, Yeni Dünyada Ömer Olmak!
15 Temmuz 2018 Pazar

Kralın Ülkesinde Yusuf, Firavun’un Sarayında Musa, Yeni Dünyada Ömer Olmak!

Mustafa Öner

22-06-2018 15:34

Kralın Ülkesinde Yusuf, Firavun’un Sarayında Musa, Yeni Dünyada Ömer Olmak!

“Nuh’u dinlemedim gemim de yok, tufana tutuldum ve pişmanım, ama…” dedi derviş!

Anadolu çok şeylere gebe bir coğrafya olma özelliğine hemen her çağda sahip olmuştur. Bugün bitmeyecek olan tarihi seçimlerinden öncesinin son zamanlarına şahit olmaktayız hep birlikte. Halen siyaset sahnesinde rol alan adaylar ve partilerden gördüğümüz; Anadolu, çok küçük numune babından ayrık otları dışında bir bütün olarak müslüman! Şeytanlar çetesi ülkesinde esir olan ulu hoca ve tahifesi dahil, CHP ve Cumhurbaşkanı adayı İnce Muharrem müslüman. Doğu illerimizdeki müslüman Kürtlerimizi dinsizleştirmek operasyonu merkezi HDP ve Selahattin Demirtaş, Doğu Perinçek müslüman.  Mehdiye hanım, adı üstünde müslüman! MHP’nin Devlet’i  müslüman, Son kale emirel mü’minin Recep Tayyip Erdoğan gömleğini çıkartmış olsa da İslam’ı özeline bağlamış Milli Görüşcüler ile birlikte zaten müslüman! Kısaca Anadolu müslüman!

Siyaset arenasında başı sıkışan, Anadolu’nun karşısına, İslam, Kur’an, namaz ve de hacca gitmiş, namazında niyazında dedeleri ile çıkmak zorunda olmuştur her zaman! Ve her nedense bir çok ilahları ile cari olan sistem zemininde tabela asan ne kadar parti, purtu cemaat var ise söyleminde Allah der, kitapları da Kur’an ve fakat gerçekte tanrıları muasır medeniyetler ülkeleri adına büyük şeytan ABD’den başkası olmazdı! Hain tanımlı ulu hoca ve tahifesi, iktidar ve tüm muhalefet partileri yeryüzünde tanrının gölgesi ABD’den icazet almadan, ABD’den telefon edilmeden, ABD’ye selam çakmadan meşruiyet alamaz ve kendilerine iktidar kapıları açılmazdı. Dünya beşten büyük de olsa, gerçekte insanlık sorunu olan ABD, Nato, Siyonist İsrail dost ve müttefik! Hemen tüm dünya da halen de böyle…  Anadolu olarak yedi düvele karşı savaş halinde olunsa da durum budur…

Bugün mevzunun esası Hak batıl kavgasının karşılığına tekabül edip etmemesi meselesidir. Yeryüzüne birbirimize düşman olarak sürgün edildiğimiz Adem-İblis kavgasının kahramanlarıyız her birimiz. Temsiliyetimiz Adem’den yana mı, İblis’ten yana mı düşecek tutum, davranış ve yüzümüzü döndüğümüz yönümüze alakalıdır. Bu dağdaki çoban Mehmet emmi için de böyledir, bağdaki Ayşe teyze için de böyledir, başımıza geçip bizleri yönetme iddiasında bulunan reisler için de böyledir. İblis aklının hakim olduğu bir dünyada hak adına konuşulanlar hak değil, kitlelerin manipüle edildiği propagandalardır, kavgalar da yalan! Her bir tabelanın şemsiyesi altına sığındığı yalan  fani kutsalları vardır ve o kutsallar adına aldatılır kitleler. Uyuştulmuş, ayarlı aynalar ile ayartılmış kalabalıklara dönüştürüldük. Allah adamları olmak adına sloganlar atılırken, tüketerek büyümenin faziletleriyle muhatap kılınıyoruz.  Mehdiye hanım da, İnce Muharrem’de ve diğer tüm adaylar da kendi ceplerine dokunmayacak yalan vaatlerle baş olma kavgasındalar. İslam peygamberi Muhammed aleyhisselam’ın aramızda ortak bir kelimeye gelin çağrısına inat kullara ya da kurullara kul olmaya davet ile karşı karşıyayız. Uluslar arası büyük ilahlık müesseselerinin yerel yansımaları ile büyük bir  yüzleşme ile sınanıyoruz bugün!

Tanığı olduğumuz çağda dünyanın en büyük sorunu Allah ile ilahlık yarışındaki küresel devlet-şirket oluşumlarıdır. Başta büyük şeytan ABD olmak üzere “uluslar arası sistem” adı altındaki koalisyonun tüm coğrafyalara hakim küresel iletişim içerikleri yönetimlerden ticarete kadar, sanattan spora kadar, bilim-bilgiden teknolojiye kadar reel politik adına hakimiyet kurmuş gözükmektedir. Başka ülke yok “kürsel sistem” vardır, yani şerik kabul etmeyen büyük şeytan ABD! Bu noktada;

 Bize ne Amerikadan demek; Kuraklığın doğurduğu kıtlığa kralın ülkesinde Allah’ın hükümleri ile düzen getiren Yusuf olmak demek, ezilmiş İsrailoğullarını köleleştirmiş Firavun’un sarayında korkusuzca Musa olmak demektir! Krala ve Firavuna değil,  yerde ve gökte ilah olan Allah’a itimat etmek dünyanın beşten büyük olduğunu dillendirmekten daha öte Muhammed’e gerçek ümmet olmak demektir! Pozitivist aklın inşa ettiği zemin üzerinden hak ve adalet kavgası ne kadar bizleri Hak olana götürür üzerinde esastan düşünmek demektir! Çağdaş muasır medeniyetler seviyesi yalanının demokratik ve laiklik zehrine dönüşüp, müslüman halkların ve insanlığın zehirlendiği  tüketim çılgınlığı ile uyutulduğumuzu ve yönetsel aldatmalar olduğunu görmek demektir! Kalkınma ve büyüme propagandaları ile israfa aracılık edildiğinin bilinmesi demektir! Az çok bilgisine sahip olunan yalnızca Allah’a kul olmanın ve yalnızca O’na ibadet etmenin, O’na güvenmenin ertelenme lüksüne sahip olunmadığının unutulmaması demektir! Mahallenin bıçkın delikanlılarına diktatörlük yakıştırıp asıl diktatör şeytanlar çetesine dikkat kesilinmesinin önüne geçmemek demektir! 

 Ve Ömer olmak yeni dünyada; Tevbe istiğfar fırsatı henüz var iken babamız gibi tevbe adip, afdileyerek, Muhammed aleyhisselam gibi Lailahe İlla Allah deyip, yönünü Allah’a dönme yiğitliği göstermek demektir!

“Nuh’u dinlemedim dedi derviş, gemim de yok! Tufan yükselirken asıl muktedir Allah’tır dedi umman. Yükseklere tırmanırım derken melek geldi, pişmanım dedi, ama artık çok geçti…!” 

Not: Anadolu’nun delikanlı müslümanlarından Abdülmetin Balkanlıoğlu hocaya rahmet diliyorum. 

YORUMLAR
  • Mehmet Aktaş   12-07-2018 08:00

    Tebrikler sana; Mü'min ve Müstakîm Adam!..

  • Bünyamin Doğruer   23-06-2018 01:43

    Yönünü Allah'a dönme yiğitliğini gösterenlere selam olsun.İdrak tarlamızı çoraklıktan kurtaralım tufana yakalanmadan önce.Yüreğine sağlık kardeşim.Sevgilerimle

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA