Yazar : 319 Yıldıray Oğur - Halkın teveccühüne yön vermeye çalışma suçu...
23 Haziran 2018 Cumartesi

Halkın teveccühüne yön vermeye çalışma suçu...

Yıldıray Oğur

21-05-2018 08:28

Halkın teveccühüne yön vermeye çalışma suçu...

Geçen hafta,  Menzil Cemaati’ne bağlı dernek ve vakıflar gazetelere ilanlar vererek “Bağımsızlığımızı tahakküm altına almaya çalışan her türlü ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve bürokratik prangalardan kurtulmuş, milli ve manevi değerlerini muhafaza eden ve geliştiren bölgesinde lider, ezilenlere umut ve dünya barışının teminatı olacak Büyük Türkiye’nin inşası” için Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekleyeceklerini açıkladılar. 

Dini cemaat ve tarikatların, siyasetle ilgilenmesi, bir seçim öncesinde destekledikleri adayı, siyasi mesajlar vererek açıklamalarında tabii ki bir sorun yok, bu en tabii demokratik hakları, bunun geniş toplumsal kesimlere hitap eden cemaat ve tarikatları için faydası ya da zararını herhalde en iyi kendileri ölçüp, tartacak durumdadırlar.

Buraya kadar olan kısımda hiçbir sorun yok.

Ama onların gazetelere tam sayfa ilanlar vererek, sosyal medya hesaplarından uzun bildiriler, mektuplar yayınlayarak siyasi açıklamalar yapabildikleri, bir adaya desteklerini özgürce bildirebildikleri bir ülkede eğer başka bir dini cemaatin lideri tam da onların yaptığının aynısını yaptığı için yani siyasi görüşlerini açıkladığı için aylardır hapisteyse burada ciddi bir sorun var demektir.

Hem de en başta bu cemaat ve tarikatların dikkat kesilmesi gereken ciddi bir sorun bu...

Adana Merkezli Furkan Vakfı’nın kurucusu Alparslan Kuytul, 9 Şubat 2018 günü Adana 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı. Dört aydır Bolu Cezaevi’nde kalıyor.

Avukatlarının ve yakınlarının açıklamalarına göre hapishanede tecrit halinde tutuluyor, yanına başka bir tutuklu ya da mahkum gönderilmiyor, havalandırmada bile başka biriyle görüştürülmüyor, kütüphaneye gitmesine izin verilmiyor.

Tutuklanmasına gerekçe gösterilen iki suç “Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık” ve “Silahlı terör örgütüne üye olmak.”

Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesi hakimliğinin, “Dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık” suçundan Kuytul’u tutuklarken yazdığı gerekçeyi okuyalım şimdi:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletinin muasır medeniyetler ile teknoloji ve ekonomide yarışır hale gelmesi ve toplumsal hoşgörü ve saygı seviyesindeki toplumsal gelişmişlik düzeyinin her geçen gün artması, tesettür yasağının kaldırılması, dini hassasiyetlerinden dolayı giyim ve kuşamı, rengi, cinsiyeti, sakalı, görüşü, mezhebi ve benzeri ayrımlar nedeniyle milletin ve millet vekillerinin kınanmaya dahi uğramadığı günümüzde siyasete yön vermek amacıyla siyasi parti kurarak çeşitli yasal prosedürler ile kayıt alınmak yerine kayıt altına alınmaktan kaçınarak sosyal medya aracılığıyla halkın teveccühüne yön vermeye çalışmanın hayatın olağan akışı ile bağdaşır nitelikte olmadığı, saklanan amaçları aşikar ettiği, menfaat temini amacıyla hareket edildiğini ortaya koyduğu, şüpheli Alparslan Kuytul’un dini hissiyatları ve duyguları kullanmak suretiyle insanların teveccühünü kazanarak kendisine menfaat temin ettiği, bu yolla nüfusunu artırma çabasına girdiği...şüpheli Alparslan Kuytul’un tüm bu amaçlarla eleştirilemez ve sorgulanamaz bir şahsiyet olarak ortaya kendisini koyduğu, böylelikle bir kısım şüphelilerde dahil olmak üzere bir çok kişiyi dolandırdığı..”

Bir miting meydanında bir siyasetçiden ya da listelere girmeye çalışan bir milletvekili aday adayından duysak şaşırmayacağımız bu sözler 2018 yılında Türkiye’de verilmiş bir tutuklama kararının gerekçesinden...

Herhalde, kararda hayatın olağan akışına bağdaşır bulunmayan “sosyal medya aracılığıyla halkın teveccühüne yön vermeye çalışmak” suçunu seçimlerde destek verecekleri cumhurbaşkanı adayını açıklayan dini cemaat ve vakıflar da işlemiş oluyor.

Tabii bir kişiyi ve bir vakfı aynı anda hem PKK, hem FETÖ hem DAEŞ hem de El Kaide ilişkili göstermek daha başka bir hukuki beceri isteyebilir.

Furkan Vakfı’nın kapatılmasını ve üyelerinin tutuklanmasını isteyen savcının iddiası vakfın ve mensuplarının aynı anda bu birbirine benzemez, birbiriyle savaşan dört örgütle de ilişkili oldukları.

Alparslan Kuytul ile ilgili tutuklama gerekçesindeki suçlama ise biraz daha ağır. Kuytul, doğrudan “Silahlı terör örgütüne üyelik” ile suçlanıyor.  Ama bu terör örgütünün hangisi olduğu belirsiz.

Tutuklama gerekçesinde hakimin bu terör örgütü üyeliği suçlamasına gösterdiği tek delil Kuytul’un Afrin’le ilgili bir konuşması. 

Afrin konuşması yüzünden suçlandığı için bu örgütün PKK olduğu düşünülebilir ama bu hiçbir yerde yazmıyor. Daha tuhafı Kuytul, Afrin konuşmasının gerekçe gösterildiği terör örgütü üyesi suçlamasıyla girdiği hapishanede FETÖ üyesi olarak yatıyor ve onlar için uygulanan kısıtlamalara tabii.

Alparslan Kuytul’un siyasi fikirlerini, üslubunu, dini yorumunu beğenmeyebilirsiniz, bu kadar siyasi demeç vermesini yanlış bulabilirsiniz ama bir dini cemaatin liderinin, “parti kurmayıp, sosyal medyadan siyasi açıklama yaparak halkın teveccühünü yönlendirmek”le,  “dini hissiyatları ve duyguları kullanmak suretiyle insanların teveccühünü kazanmakla” ve olmayan deliller, çarptırılmış konuşmalarla aynı anda dört terör örgütün üyeliğiyle suçlanıp tutuklanabildiği bir ülkede diğer dini cemaat ve tarikatlardan beklenen ilk sosyal ve siyasi mesaj herhalde seçimlerde destekleyecekleri adayın ismi olmasa gerek.

Beğenin beğenmeyin, bu deliller ve suçlamalarla Adana merkezli, küçük bir cemaat olduğu için kimsenin ilgilenmediği bir dini cemaatin lideri, dört aydır hapiste ve huzur, kardeşlik, zulme karşı ümmetin birliği mesajlarıyla idrak edilen Ramazan ayını da hapiste geçiriyor.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA