Yazar : 492 İbrahim Kahveci - 91'e dönüş!
23 Haziran 2018 Cumartesi

91'e dönüş!

İbrahim Kahveci

11-05-2018 11:52

91'e dönüş!

Yıl 1990:

 

Aktif sigortalı sayısı: 8 milyon 131 bin kişi.

 

Emekli-malul-dul ve yetim aylığı alanların sayısı: 2 milyon 931 bin kişi.

 

Yıl 1995:

 

Aktif sigortalı sayısı:10 milyon 064 bin kişi

 

Emekli-malul-dul ve yetim aylığı alanlar: 4 milyon 223 bin kişi.

 

1990 yılında 2,77 çalışan 1 emekli-malul-dul ve yetim aylığı alana bakıyordu. 1995 yılında ise bu oran 2,77’den 2,38’e düştü. 2000 yılında ise bu sefer 1,96 çalışan 1 emekli-malul-dul ve yetim aylığı alana bakmak zorunda kaldı.

 

Neden mi?

 

Hatırlarsanız 91 seçimlerinde “gençlere iş açacağız” diyen ‘Baba Demirel’ 38-40 yaşlarında insanların emekli olmasını sağladı.

 

Böylece Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemi çöktü.

 

Aslında 91 seçimlerinin tek sorunu erken emeklilik değildi. Hatırlarsanız tarım destekleri konuşulurken yine Demirel’in “Kim ne verirse 5 lira fazlası benden”sözü vardı.

 

Tarım destekleri Ziraat Bankası üzerinden verildiği için yıllarca bu bankada görev zararı birikti. Nihayetinde gizlenmiş kamu banka zararları 2001 krizinde IMF geldi ve açığa çıkartılarak ödenmek zorunda kalındı.

 

Kim mi ödedi? Tabii ki tüm Türkiye Milleti. Daha çok ise, sabit vergi ödeyenler.

 

91 seçimlerinde adeta devletin kasası üzerinden topluma rüşvet dağıtıldı.Bütçe dikiş tutmadı ve iç borç sarmalı aldı başını gitti.

 

1989 yılında 230 milyon GSYH’ya karşılık (1987 bazlı GSYH) 7 milyon 672 bin lira bütçe açığı vardı (Açık/GSYH=%3,33). 1990 yılında ise bütçe açığı 11 milyon 954 bin liraya yükselirken GSYH’ya oranı %5,28’e çıktı. 1993 yılında bütçe açığının oranı %6,69’a ulaşırken, 2001 krizinde bütçe açığı GSYN’nın yüzde 16,91’ine geldi.

 

Bu arada şunu unutmayalım: 1989 yılında bütçe gelirleri GSYH’nın yüzde 13,2’si düzeyindeydi. 1991 yılında devletin (Merkezi Bütçe) topladığı para GSYH’nın yüzde  15,8’ine ulaşırken, bu oran da 1995 yılında yüzde 17,8’e ulaştı. 2001 krizinde devasa bütçe açığına karşılık, bütçeye milletten toplanan para da GSYH’nın yüzde 29,1’ine çıkmış oldu.

 

Anlayacağınız asıl mesele şu: Siyasetin devletin malı üzerinden seçim kazanması sonrasında sürekli yeni vergi ve vergi artışları yaşanmış ve toplum faturayı çok daha fazlası ile devlete ödemek zorunda kalmıştır.

 

HEP KAMU BANKALARI

 

Dün önemli bir adım geldi. Ziraat Bankası ve Halkbank konut kredi faizlerini piyasa ortalamasının çok altına, yani yüzde 0,98’e çektiler. Piyasa koşullarında yüzde 1,5 olan oran artık kamu bankalarında 0,98.

 

Ya kardan feragat edilecek, ya da bankalar kendi içlerinde görev zararı yazacaklar. “Kim ne verirse 5 lira azı benden”…

 

Bütçede nakit açığı 15-20 milyar TL seviyelerinden 2017 yılında 60 milyar seviyesine ulaştı. Bu yıl galiba bütçe açığı tutarı çok daha yukarı çıkacak. Ya da seçimlerden sonra yeni vergi paketleri ve vergiler yine kapımızı çalacak.

 

HASTANEYİ KİM TEMİZLEYECEK?

 

Hatırlarsanız kısa süre önce taşeron işçiler kadroya alınmıştı. Bir hastane sorumlusu taşeron işçisinden şu sözü duymuş: “Abi şimdi hastaneyi kim temizleyecek?”

 

Sahi, 900 bin taşeronun mali yükünü kim nasıl üstlenecek? 12 milyon emeklinin iki bayram parası kimsen nasıl alınacak?

 

Bir yarış başladı ki sormayın. Siyaset yeniden 91 seçimlerine benzer devletin malı üzerinden ulufe dağıtmaya başladı. Sonrasını kim nasıl düşünür, inanın bilemiyorum.

 

Henüz hiçbir partiden “çok çalışan çok kazanacak” cümlesini duymadık. Çalışma hayatını düzenleyecek, teşvik edecek bir cümle gelmedi. Herkesin hayali devleti büyütmek ve devletin mallarını satmak oldu.

 

Çocuklarımızı , torunlarımızı düşünerek umutlu bir gelecek vaat eden bir ekonomi programı göremedim. ‘Orta sınıfın’ yok edilişine bir önlem okuyamadım.

 

Aklıma bir de 2002 seçimleri geliyor: Meydanlarda yarım ekmek helva-döner dağıtan Cem Uzan: Onun partisi de yüzde 7,0’nin üzerinde oy almıştı.

 

Galiba bizi en iyi ifade eden de bu olsa gerek. Ya da herkes çocuklarının ve torunlarının yüzüne bakarak sandığa giderek ülkenin bir bütün olarak son şansını kullanacak. Mevcut gidişat geçmişi sattı-şimdiyi borçlandırdı ve geleceği de ipotek altına aldı. Bakalım nasıl bir son bizi bekliyor.

 

KAYNAK: KARAR

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA