Yazar : 211 Taha Kılınç - Adil hafızayı diriltmek için
20 Nisan 2018 Cuma

Adil hafızayı diriltmek için

Taha Kılınç

11-04-2018 09:06

Adil hafızayı diriltmek için

Yakın ve uzak tarihi okurken, şu soruyu hep sormaya çalışırım: Günümüzdeki olayları, içinde yaşayan bizler bile türlü şekillerde aktarır ve yorumlarken, acaba tarihin derinliklerinden bugüne nakledilen olaylar, hakikatle ne kadar örtüşüyor? Daha dün yaşanan şeylerin birbirinden öylesine farklı rivayetlere dönüşmesine şahit oluyoruz ki bazen, ister istemez, daha uzak zamanlarda geçen hadiselerin sıhhatinden de şüphe etmek kaçınılmaz hale geliyor. Özellikle tarihteki ihtilâflar, kavgalar, gerilimler, hatta savaşlar söz konusu olduğunda…

Bugün böyle rivayet farklılıkları girdabında dönüp duran meselelere en iyi örnek, Suriye’deki savaş. Herkesin kendine göre açıklamalar getirdiği, herkesin başka bir yerinden tuttuğu, sebepler ve sonuçlar yönünden birbiriyle tamamen alakasız izahlara konu olan bir süreç bu. Geleceğin tarihçileri, acaba 2011 sonrası Suriye tarihini hangi bakış açısıyla yazacaklar? En az üç-dört farklı versiyonun kayıtlara geçeceği şimdiden kesin gibi.

Adaletli bakış açısını ayakta tutmak ve adil hafızayı diriltmek adına, Suriye olaylarının serencamını sıklıkla yeniden hatırlamak, neler olduğunu düşünmek ve kronolojik akışta boşluklara mahal bırakmamak önemli. Yoksa hafızalarımızın zayıflığına yeni gelişmelerin rüzgârı eşlik eder, hakikatten kopmuş ve uzaklaşmış oluruz. Böylece, etkilerini daha uzun yıllar hissedeceğimiz ciddi bir kriz, zihinlerimizde sebep-sonuç ilişkisini yitirerek anlamsızlaşır.

İşte tam bu noktada, unutmaya başladığımız bir şeyi, “Her şey nasıl başlamıştı?” sorusunun cevabını bize hatırlatacak bir film, bu cuma günü (13 Nisan) vizyona giriyor: “Kardeşim İçin-Der’a”. Yapımcılığını Halis Cahit Kurutlu’nun üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda Murat Onbul oturuyor. Tamamen gerçek olaylara dayanan senaryo ise Halis Cahit Kurutlu, Taha Kurutlu ve Fatih Mutlu’nun imzalarını taşıyor. Filmin başlıca oyuncuları: Cem Uçan, İlker Kızmaz, Mehmet Çevik, Berna Koraltürk ve Umut Karadağ.

Suriye savaşını ilk kez muhaliflerin gözünden anlatan “Kardeşim İçin-Der’a”, savaştan sonra Suriye topraklarında çekilen ilk film olma özelliğine de sahip. Yapımcı Halis Cahit Kurutlu, Suriye’de çekilen bölümlerle filmin gerçekçiliğini artırmayı hedeflediklerini dile getirerek, “Tepkilerini ölçmek için filmimizi ilk olarak Suriyeli mülteci dostlarımıza izlettik. Çoğu gördükleri karşısında çok sarsıldılar ve orada yaşadıklarının insanın hayal gücünü çok aşan şeyler olduğunu belirttiler. Onlar, bizim hayal edemeyeceğimiz şeyleri yaşadılar, gerçek korkuyla karşı karşıya kalıp topraklarını, evlerini terk ettiler” açıklamasında bulundu.

“Kardeşim İçin-Der’a”, rejim muhalifi bir geçmişe sahip olması nedeniyle Suriye’den ayrılıp olaylar başlamadan önce ülkesine dönen Ali’nin, kardeşi Ömer ve arkadaşlarına sahip çıkma mücadelesine odaklanıyor. Suriye’nin güneyindeki Der’a şehrinde, 14-15 yaşındaki çocukların, rejimin baskılarından bunalıp duvara yazdıkları sloganların ardından tutuklanmaları ve sonrasında rejimin sivil halka şiddet uygulamasıyla çığırından çıkarak halk ayaklanmasına dönüşen sürecin gözler önüne serildiği film, savaşın sosyolojik temellerine ve siyasal arka planına dikkat çekiyor. Filmde, tutuklanan çocukları ailelerine iade etmeyerek olayların fitilini ateşleyen Der’a şehrinin istihbarat (muhaberat) şefi Âtıf Necib karakteri, Baas rejiminin sıradan Suriyeli vatandaşa reva gördüğü zalimane muamelenin tam bir fotoğrafını sunuyor.

“Kardeşim İçin-Der’a”, adil hafızanın oluşumuna ve Suriye olaylarının kronolojik olarak doğru biçimde kayıt altına alınmasına direkt şekilde hizmet edecek bir film. Ancak filmin seyirciye sağlayacağı belki de en önemli bakış açısı, kendini o Suriyelilerin yerine koyabilmek olacak. Zira dokunaklı sahneler gözünüzün önünden akarken, “Biz olsak ne yapardık?” sorusunu sormamak imkânsız. Bugünden bakınca, altı zorlu senenin ardından manzara biraz daha net, ama ayaklanmanın ilk anlarında, Suriye’nin bu hale geleceğini belki de kimse tahmin edemezdi. Hele de Suriye halkının kendisi. Dolayısıyla, “zalim rejimden kurtulma fırsatı” olarak, halk kitlelerini ayaklanmaya iten sebepler, “Kardeşim İçin-Der’a” izlenince daha iyi anlaşılıyor. Savaşa bakışta, bu noktanın kazandıracağı empati ve insaf duygusu oldukça hayati.

Hâlâ gözümüzün önünde devam eden bir trajedi Suriye. Bu trajedinin daha birçok yapıma, filme, belgesele, sanat eserine vb. konu olacağında şüphe yok. Dünyanın başka yerlerindeki soykırımların ve katliamların, her şey olup bittikten sonra “verimli” sanat ve fikir kaynaklarına dönüştüğünü düşündüğümüzde, aynı durumun -hatta daha fazla olarak- Suriye için de geçerli olacağı kesin. En az 500 bin kişinin öldüğü bir savaşın, hakikati ıskalamadan ortaya konulması ve bütün cepheleriyle aydınlatılması ise, bundan sonraki müellif, sanatçı ve yapımcıların sınavı olacak. “Kardeşim İçin-Der’a”, bu yolda atılacak adımlar için başarılı bir örnek teşkil ediyor.

YENİ ŞAFAK

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA