Yazar : 462 Mustafa Öner - Aldatılıyoruz, Aldanıyoruz, Aldatıyoruz!
21 Agustos 2018 Salı

Aldatılıyoruz, Aldanıyoruz, Aldatıyoruz!

Mustafa Öner

09-04-2018 08:51

Aldatılıyoruz, Aldanıyoruz, Aldatıyoruz!

İnsanlık tarihi yaratılış kodlarına tabi olan elçiler ile yol arkadaşlarının tevhid üzere adalet ve erdem yürüyüşlerine karşı, varoluş kodlarında isyan anlamı taşıyan ihtiras, isyan, tamah, zulüm, küfür, kibir, ifsat vs üzere olanların kavgasına şahit olmuştur. Hakkına razı olmayanların daha fazlasını edinme peşinde olmaları, komşularının hukukuna tecavüz etmeleri insanlık ile varlık alemi ilişkisinde anarşiye sebep oluşturmuş/oluşturmaktadır. Tarih boyunca yaşanan savaşların temelinde bu gerçeklik etken olmuştur. Bu süreçlerde rol alan bir kısım yöneticiler adalet ve erdemleri ile anılırken, bir çoğu iktidarlarını mutlaklaştırarak zulüm ve küfürleri ile anılmaktadır Nemrut, Firavun, Hitler… gibi!

Tarih sayfalarına baktığımızda genel olarak iktidar sahiplerinin ortak özellikleri iktidar olduklarında güç ve imkanların kibri ile sarhoş olmuşlar, azmışlar, insanlar üzerinde rableşmeye kalkışmışlardır! Güncel temsilcisi Büyük şeytan ABD gibi! Mazlumların itirazları yükselmeye başladığında da iktidarlarını koruma telaşı ile daha çok zulmedip, Firavunlar gibi öylesine bir telaşa kapılmışlardır ki, kehanetlere yenik düşüp, daha doğmamış çocukları katledecek kadar canavarlaşmışlardır. Bu tercihin ve yönelimin istisnaları da insanlık tarihinde peygamberler ve onların örnekliği üzere yürüyenler olmuşlardır!

Yakın tarihimizde ümmeti Muhammed’i paramparça etme sonucunu doğurabilecek iktidarı elde etme, iktidar sarhoşluğu ve de iktidarda kalma telaşı ile Osman’ın katledilmesine seyirci kalacak kadar sinsi, Ali’nin katledilmesine bayram edecek kadar sarhoş, Hüseyin’i katledecek kadar zalim olunabilmiş, iktidarda kalma telaşı ile de kifayetsiz evlatlarını tahta geçirecek kadar zavallılaşmışlardır. Kimilerimizde güç ve iktidarın muhafazası için fıkıhlar ihdas edip, kardeş/evlat katline cevaz verecek kadar, gerçekte büyük bir sorumluluk ve imtihan olan iktidar olmayı kutsamış, “devlet ebed müddet” nazariyesi ile de yaratıcı tarafından insana verilmiş hilafet vazifesi güncel karşılığı ile millileştirilmiştir.

Eski Yunan ve Roma imparatorlukları üzerine bugün Batı diye tanımladığımız dünya, Rönesans ve Reformlar sonrası 18. Yüzyılda “Batı Aydınlanması” adını verdikleri ve halen dünyaya şekil vermeye kalkıştıkları iktidar ve güç şımarıklığı ile yaratana karşı yaratıcılık savaşı başlatmışlardı. Kilise ekseninde bilgi gücünü elinde bulunduran din adamlarının ellerindeki verili iktidarı kutsallaştırmaları sonucu ortaya çıkan sarhoşluğun, ellerindeki iktidarı koruma adına telaşa düşmeleri sonucu uydurdukları yalan kutsalları sonlarını hazırlamıştır. Batı dünyasında kendi anlayışları ile tanrı öldürülmüştü! Mutlak iktidarlarının önünde engel kilise yerle bir edilmiş, kitleleri ayakta tutmak için muhtelif ilahların varlığına göz yumulmuştu, moda gibi, müzik gibi, bilim gibi… ve son demde iletişim gibi! Sıra istediğini öldürmeye, istediğini diriltmeye gelmişti, kulağından giren sinek karşısında acze düşen Nemrut gibi…

Günün birinde Anadolu dünya beşten büyüktür dedi! Yeryüzü mazlumları olmadık bir zamanda duyduğu bu sese kulak kesilirken Anadolu halkları, Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Rumuyla insan ve ümmet olarak dünyanın neresinde bir ateş var su alıp, su olup koştu! Umut oldu tüm ezilmişlere ve umut doğdu mazlumlara! Kudüs dedi Anadolu, Arakan’a, Somali’ye el tuttu, siyasi hesaplara kurban edilse de Çeçenyaya ağladı. Başta Bosna olmak üzere Balkanlara arka durdu! Bağdat’ı Şam’dan, Mekke’yi Kudüs’ten ayrı görmedi! Brezilya’ya, Arjantin’e selam verdi, Cavez’in Venezuellasına omuz verdi! Tarih ve coğrafyanın icbarı karşısında tüm bunlarla imtihan olma sorumluluğu aldanıyor muyuz, aldatılıyor muyuz, aldatıyor muyuz sorularıyla zihinlerimizde dinamik olarak hep var oldu! Basit sayılabilecek ihanet ilanları ile gölge olanlarımız bu edebiyatı en çok dillendirenlerimiz olmaya hadsizce devam etti ve etmeye de devam etmektedir! Umudu ve adaleti öldürmenin insanlık alemi için en acımasız cinayet olduğu zamanlarda umuda yol olanlarımız, reislik edebiyatına konu olanlarımız görmelidir ki;

-İktidarların yakınlarından olmak için bin bir türlü takla atan agredite parti, vakıf, dernek, sendikalar tarafından vatan, millet, Sakarya adına aldatılıyoruz!

-Devletlilerin adı ile giremeyecekleri kapı olmayan eşler, dostlar, ahbaplar tarafından aldatılıyoruz!

-Milletvekili, bakan, başkan olmak için kimleri araya sokacağını bilemeyecek kadar ihtiras ile kapı kapı dolaşıp umduklarına ulaşınca kapılarından geçilemeyenler tarafından; partilerde il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı olmak için muhtemel rakiplerini bertaraf etmek adına olmadık iftira ve karalama yollarına başvuran siyaset katillerince, makam ve menfaatperestlerce aldatılıyoruz!

-Gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında, sanal haber odalarında, cirit atan köşe yazarları tarafından, canlı yayın savaş haberi ve muhabirliği, mehter rüzgarları ile ekranları işgal eden, dedikodu merkezlerine dönüşmüş yayın organlarınca aldatılıyoruz!

-Yıllarını verdiği ve içerisinde bulunduğu tarikat, dernek, parti odasının penceresinden dışarıya bakamayacak kadar kör, ürkek ve korkak bürokratlar tarafından aldatılıyoruz!

-Hesabı bir yolunu bulup YÖK başkanı olmak, bir üniversitede rektör olmak, bir fakültede dekan olmak olan akademisyenlerce, emeklilik katsayısını artırmak için müdürlük, müsteşarlık peşine düşen bürokratlar, vazife yaptıkları okullarda yönetici olmaya tamah edip, ellerindeki çocukların yok olmasına seyirci kalan, hal ile örneklik ortaya koyma duyarlılığı üzere olmayıp çocukların deistleştiklerinden dem vuran idareciler ve bu ahlaksızlıklara kapı açan siyasetçiler tarafından aldatılıyoruz!

-Allah yolunda irşad edip mürşidlik yaptıklarını pazarlayıp holdingleşen tarikatlar tarafından, dava, tebliğ ve fetva gevezelikleri ile piyasa dedikodularının odağında, hangi televizyonda görüntü vereceğini şaşırmış, isminin önünde bir dünya unvan bulunan vaazlar ve Fırka-i Naciye iddiası üzere olan din tüccarları tarafından aldatılıyoruz!

-Yargı mekanizmalarında rol alıp, üstlenmiş oldukları ağır sorumluluğun bilincini Allah korkusuyla icra etmeleri gereken ve fakat neredeyse önlerine geleni, yargı erkinin imkânlarını istismar ederek hapse tıkma peşindeki hukuk cinayeti işleyen, adaleti öldüren yargıçlarca aldatılıyoruz!

-İktidar imkanlarını kullanıp ihale kapma yarışı içerisindeki müteahhit baronlar tarafından aldatılıyoruz!

-Ahlak ve edepten yoksun ve bir o kadar da ahlak abidesi endamına bürünen neslin tabiatını bozma peşindeki şeytanın maskarası LGBT hadsiz, cüretkar propagandaları ile aldatılıyoruz!

-Bildiriler imzalayıp barış edebiyatı yaparak muhalifçilik oynayarak kendilerini avutan yazar, çizer, akademisyenler, yalan ve iftira merkezlerine dönüşmüş muhalefet partileri tarafından aldatılıyoruz!

-Daha kendi otomobilini üretememiş olduğu halde memleketin dört bir tarafında araçları fink atsın diye yol ve köprülere finans sağlayan uluslar arası finans çeteleri tarafından, esnaf ve emekçileri ucuz kredi yalanları ile dolandıran bankalar, bu ve benzeri tezgahları büyüme diye pazarlayan devlet erkanı tarafından aldatılıyoruz!

-Filistin’de, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika ve tüm dünyada demokrasi, barış ve istikrar yalanları ile insanlığı katleden başta büyük şeytan ABD, Avrupa Birliği, Rusya, Siyonist İsrail ve Arap çete devletlerince aldatılıyoruz!

-Kim ki şeytanlar koalisyonu ile işbirliği yapar kökü kazınmalıdır ve fakat savaş baronlarınca ümmetin insan kaynaklarının yok edilmesi projesi olan etnik ve mezhepsel tanımlı bölgesel savaşlarla aldatılıyoruz!

-İktidar olmanın sarhoşluğuna teslim olmuş ve de iktidarda kalmanın telaşına düşmüş siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları etkinlik listesini kabartarak samimiyet ve sahicilikten yoksun projeler peşindeki sivil toplum güruhu tarafından aldatılıyoruz!

-Türkçü Türkler, Kürtçü Kürtler, Arapçı Araplar tarafından, Avrasyacı sinsi tezgahlar kuranlar tarafından, bu koalisyonda yer alanlar tarafından, dini yalan sayan ulusalcı Kemalist Ergenekon kalıntısı çete üyeleri tarafından aldatılıyoruz!

-“İslamın Son Kalesi” propagandaları ile toplumu manipüle eden, kendilerini vazgeçilmez, olmazsa olmaz olarak dayatan, şeyh, hoca, bürokrat, siyasetçi ve hatta muhtar olarak görenlerimiz tarafından aldatılıyoruz!

Aldatılıyoruz, aldanıyoruz, bekli de aldatıyoruz! Aldatılanlardan mı, aldananlardan mı, aldatanlardan mıyız sorusunu, ahirete yakini olarak iman ettiğini iddia edenlerimiz olarak her dem kendimize sormak mükellefiyetindeyiz, zira o aldatıcı vesvasil hannas olan Allah’ın adı ile aldatma peşindedir vesselam.

YORUMLAR
  • Suad demir   10-04-2018 21:38

    Başlığınızın sıralaması aldatıyoruz,aldanıyoruz,aldatılıyoruz olabilir sanki.Önce büyük cihadı kaybettik galiba.We's-selam

  • Bünyamin Doğruer   09-04-2018 19:03

    Yüreğine sağlık aziz kardeşim.İnsan aldandığı kadar insan mı desek.Mahşer hak,Rabbim aldatan insan müsveddelerinden eylemesin bizleri.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA