Yazar : 494 Ömer Alperenoğlu - Tarihi Kültürel Mirasın Harabeye Dönüşmesi
21 Temmuz 2018 Cumartesi

Tarihi Kültürel Mirasın Harabeye Dönüşmesi

Ömer Alperenoğlu

30-03-2018 08:51

Tarihi Kültürel Mirasın Harabeye Dönüşmesi

Kültürel miras ve/veya tarihi eserler, insanlarla birlikte yaşar. Nesiller değişirken insan, mevcut kültürel mirasın çeperlerine yaşadığı çağın ihtiyaçlarını yansıtarak izlerini bırakır. Böylece o eserlerin yaşamasını ve gelecek nesillere ulaşmasını sağlar.

Tarihi mirasa değer verilmezse o yapılar, kültürel miras olmaktan çıkıp “harabe” ye dönüşür. Ve bu ‘harabe’ler, zamanla insanı boğmaya ve ona yük olmaya başlar. Sonuçta insan da, eser de kültür de kaybeder. Tarihi kültürel mirasımızı, koruyup yaşatabilirsek, ancak o zaman bunları sadece bir “buluntu” ve “harabe” olmaktan kurtarmak mümkün olabilir.

Var olduğu dönemde; insan, eser, çevre ve mekân uyumu mükemmel olan bu birlikteliğin devam edebilmesi, insanı yok saymadan veya onu boğmadan sürdürülebilmesi için bu tür eserlerin çevresinde yapılan değişimleri veya düzenlemeleri kabul etmek zorundayız.

Bu ve benzeri yapı veya mekânlar, kendi zamanlarında insanların zevk ve ihtiyaçlarına istinaden yapılmış veya ortaya çıkmış yapı ve mekânlardır. Kendi zamanı için bir anlam taşıyan bu ve benzeri yapıların bugün için de bu anlamını sürdürebilmesi veya yeni bir anlam kazanabilmesi için yine insana ihtiyacı vardır. Buna göre kültürel mirasın yaşaması ve anlam bulabilmesi insanla mümkündür.

Her zaman ve mekân için özne olması gereken insan, artık özne olmaktan çıkar ve nesneye dönüşürse tarihi eserlerimiz (cami, han, hamam, külliye vb.) resim veya fotoğraf sergilerinde cam fanuslarda sergilenen seyirlik eserler hâline gelir. İnsanlar veya canlılar tarafından mesken edinilen, yani yaşanılan yer olmaktan, eski tabirle “arz-ı meskûn” olmaktan çıkar. Sonunda önceki toplumlardan veya atalarımızdan miras kalan eserleri; insanları nesneleştirecek şekilde “mutlak” biçimde koruma yaklaşımı, bizi tarihi eser veya “kültürel miras putçuluğu” na kadar götürür.

İnsanların zevk veya ihtiyacını karşılamak için yapılan eserlerin ve yine o eseri, o çağın insanı ile birlikte yaşatmak adına yapılan müdahalelere karşı çıkmak, gerek insan ve gerekse o eser adına çok da adil olmayan bir davranıştır. Ancak bu müdahalelerin, mezkûr esere veya mirasa zarar verecek niteliğe dönüşmemesi gerektiği de çok açıktır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

Günün Makaleleri

ANKET - ARAŞTIRMA