Yazar : 224 Bünyamin Doğruer - Modern Zamanların Bedbaht Rüzgarları Esiyor
21 Agustos 2018 Salı

Modern Zamanların Bedbaht Rüzgarları Esiyor

Bünyamin Doğruer

22-03-2018 19:10

Modern Zamanların Bedbaht Rüzgarları Esiyor

Küresel emperyalizm, Müslüman halklara bir cehennem ticareti yaşatıyor.

Bir hiç uğruna.

Kurduğu tuzakların önüne, kendi Müslüman kardeşlerini atan bir canavar hilesi var.

Köleliğe yelken açmış, tutsaklığa dümen kırmış bir rüzgarın etkisinde halklar.

Zihinleri ve kalpleri tutmuş küf kokusu gittikçe kabarıyor.

Şeytan ve dostları projelerini dosya dosya sunuyorlar, yeni dünya düzenini inşa etmek için.

Şirkin inkarın, çağdaş kölelik kampanyalarının grafikleri yükseliyor.

Ruhlar adeta kilitlenmiş.

İyiyi kötüden, hakikiyi sahteden ayırt edemiyoruz.

Ölümle -hayatın hakkını vermiyoruz.

Sisli bir hava var. Sis en yakın misafirleri göstermez.

Önünü görmeyen bir sürü meczup var, uçurumlara yuvarlanmak üzereler.

Vicdanlar lekeli.

Kıldan ince kılıçtan keskin bir hak şuuru, adalet şuuru kaybedildi.

Hakikat kayboldu gibi, kehanetler var.

Propaganda, reklam, algı operasyonları, itikadı travmalar yaşatılıyor bu halklara, din Allah’ın dini olmaktan çıkıp, meczupların din tüccarlarının, yanmaz kefen satan din simsarlarının, tuz yalayan beleş cennet düşleyenlerin tezgahında pazarlanıyor..

Dünya halkları hızla ilahsız bir dinin içine sürükleniyor.

Gençlik, hedonizmin, nihilizmin, deizmın, pozitivizmin, kucağında tepiniyor...

Modern zamanların en bedbaht rüzgarları esiyor, insan denen çiçek kurudu, insanlık öldü, çok elbiseli, çok maskeli insan müsveddeleri, yalakalıkta sınır tanımayanlar el üstünde tutulup taktir görüyor.

Birilerinin cenneti, çok sayıda birilerinin cehennemi olmaktadır.

Yaşanan zihinsel bir güdüklük var.

Yalanın egemenliği sahici olanı kovuyor bu yeryüzünde.

Ruhlar enkaza dönmüş durumda.

Ruhunu kaybeden dünyayı kazanınca ne çıkar...

Derin bir güvensizlik, büyük bir mutsuzluk duygusuna kapılan insanlar, ölüm terleri döktüren yalnızlıkla karşı karşıyadırlar.

Uyuşturucu ve içki kullanımının arttığı dünya kentlerinde insanlar yok gibi yaşıyorlar.

Büyük kentlerde / ölü kadar yalnızım / dizelerinde olduğu gibi kalabalık yalnızlar arasında sanki başkalarıyla konuşuyormuş gibi kendi kendileriyle konuşup gülmektedirler.

Hiç kimse kendisi değil, bir başkası olarak yaşamanın lezzetinde.

Ama er geç ölüm döşeğinde herkes kendisi olacak...

Halkın imanı, din tellallarının elinde. İstedikleri gibi manipüle ediyorlar.

İnsanları, Müslümanları da  paranın gücün, şöhretin kölesi haline getiren, nüfuz ve şöhret sahibi olabilmek için her tür kişiliksizliği göze alan cemaat çıkarı için her tür yolsuzluğu dolandırıcılığı, yalancılığı hile ve hurdayı mubah sayan bir anlayışın sıradanlaştığı  bir dönemden geçiyoruz.

Bu dönem yalnızca para ve propaganda yoluyla inşa edilen  imajlar dönemi.

Her yandan, her yerden manevi /ahlaki sefalet haberleri geliyor. Ahlak, adalet noktasında çok büyük bir yoksunluk içindeyiz... Ahlaki temel çıktı, çıkar temeline dayalı ilişkiler ve toplumsal yapılar çürümeye mahkum, çatırdamaya mahkumdur...

Biz İslam idealine inanmış olanlar, düşüncede ve edebiyatta çağın en ileri yapılarını kurmadan, ahlaki temeli atmadan, insanoğlunun kalbini titretmeden, insana yeni bir mutluluk aşılamadan, inançları tam yaşar hala getirmeden aksiyonda sürekli ve köklü bir başarıya ulaşacağımızı sanıyorsak aldanıyoruz demektir... 

YORUMLAR
  • Hüseyin Yıldırım   22-03-2018 19:25

    Yüreğine sağlık hocam.Kalbi sevgilerimle

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA