Yazar : 233 - Uyuyanların uyarısı
20 Eylul 2018 Perşembe

Uyuyanların uyarısı

16-03-2018 08:38

Uyuyanların uyarısı

Ashab-ı Kehf… Kimdir? Nedir?

Tarihte yaşanmış, yok olmuş, bitmiş bir süreç midir? Yoksa kendini yenileyerek tüm zamanlara yayılmış bir sınavın adı mıdır?

Ashab-ı Kehfi mitoloji, masal, menkıbe, macera görenlere Ashab-ı Kehf ne söyler?

Haz, hız ve hırs çağında modern paradigmayı yeniden sorgulamanın sahici adresidir Ashab-ı Kehf…

Statükonun kirine, karanlığına bulaşmamak için, müesses düzenin çarkında erimemek için, onurlu bir başkaldırının referansıdır mağara arkadaşları…

İmanlarına zulüm bulaşmasın diye dünya nimetlerini ellerinin tersiyle itip yeni bir arayışa girmenin örnekliği ve önderliğinin ismidir bu yiğitler…

Onlar otoriteyi kutsamadılar, ruhsatlara sığınıp süreç içerisinde davalarını sulandırmadılar, ilkelerinden ödün vermediler… İmanın bedelini ödediler… Sistem içinde silikleşmektense sürülmeyi, savrulmaktansa dışlanmayı göze aldılar…

Renkler, zevkler, sesler, şehvetler, lezzetler sarmalında seslerini yükselttiler… Arzularına yenik düşmediler… Yüce amaçlara yürüdüler…

Onlar ihtişamlı saray yaşamına isyan ettiler, mağarada inşirah ve itminan buldular…

Dik durmanın, delikanlı olmanın muhteşem örnekliğini sundular…

İmanda kıvamı yakalayınca, sarayda kıyama durdular… Kınayıcıların kınamalarından çekinmediler…

İşte arzdan arşa yürüyen yiğitler…

Anlıyoruz ki siz Allah için olursanız, Allah da sizin için oluyor…

Siz Allah’ın ismini yüceltirseniz, Allah da sizin isminizi yüceltiyor…

Yüce Kitabına konu ediyor, hatta bir sureye isim olarak veriyor…

Şimdi Ashab-ı Kehf bizi bir tercihe zorluyor… Fena ile beka arasında nerede duracağımızı öğretiyor…

Dünyanın karanlığından mağaranın ışığına alıp götürüyor… Gaflet uykusundan rahmet uykusuna nasıl uyanacağımızı gösteriyor… Aslında uyuyan Ashab-ı Kehf değil, uyuyan toplumdu… Onlar toplumu uyandıran ve uyaran gençlerdi…

Yalnızlığı seçtiler ama Rableri onları yalnız bırakmadı…

Belki yedi kişiydiler ama sekizincileri Allah idi…

Aslında Allah’a iltica etmişlerdi…

Ruhun demlendiği, bilincin bilendiği, kalbin arındığı bir mağarada olgunlaştılar…

Cehd, cihad, ciddiyet, cesaret ve coşku onların sermayesiydi…

Onların derdi, davası, direnişi, duası, daveti, duruşu sadece alemlerin Rabbi içindi…

İmanda kararlılık ve tutarlılık onların vasfı…

Şimdi bizler Ashab-ı Kehf duyarlılığı ile dünyayı okuyabiliyor muyuz? Hayatı dokuyabiliyor muyuz?

Ehl-i Keyf’in Ashab-ı Kehf’i anlama ihtimali var mıdır?

Biz ne ile ilgiliyiz?

Yeryüzündeki Ashab-ı Kehf mağaralarını yarıştırmakla mı? Onların sayısını ya da isimlerini tartışmakla mı?

Bize düşen ayetler etrafında beyin jimnastiği yapmak değil, bilinç oluşturmak…

İşi teferruata boğmadan Rabbani bir tavır geliştirmek…

Ashab-ı Kehf’in sayısı değil; sa’yü gayreti bize lazım…

“Nasıl bir gençlik?” sorusunun cevabı bu kıssada…

Bu sure umut yüklü… Ufuk açıyor…

Uyumlu kadroların geleceğe yürüyüşünü müjdeliyor…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA