Yazar : 213 Arif Arcan - İdeolojik Darbeden İdeoloji Karşıtı Bir Darbeye; 12 Mart 1971 Askeri Darbesi
23 Eylul 2018 Pazar

İdeolojik Darbeden İdeoloji Karşıtı Bir Darbeye; 12 Mart 1971 Askeri Darbesi

Arif Arcan

12-03-2018 09:52

İdeolojik Darbeden İdeoloji Karşıtı Bir Darbeye; 12 Mart 1971 Askeri Darbesi

Genel hatlarıyla 1960 Askeri darbesi Marksist olmayan, devletin vesayeti altında toplumun bütün kesimlerini bütünleştirmeyi hedefleyen bir tür toplumsal dayanışmacı ideolojik bir darbedir.    27 Mayıs 1960 Askeri Darbesine kadar Türkiye’nin “Batılılaşma ve Modernleşme” düşünce ve eylemleri, devletin aktif yürütücülüğünde ancak dar bir çevre ve çerçevede vuku bulmuştur. 1960 Askeri Darbesinin yapmış olduğu 1961 Anayasası siyasal anlamda geniş bir ifade ve örgütlenme özgürlükleri getirmiş, toplum hızla “politize” olmuş, Batılılaşma ve Modernleşme düşünce ve eylemlerinin aktif yürütücülüğü devletin hakemliğinde toplumsal organlara devredilerek tabana yayılmaya çalışılmıştır.

 

Bu bağlamda başta sol ideoloji olmak üzere Türkiye’deki bütün siyasal yönelimler dış dünyadaki siyasal ve toplumsal düşünce ve pratiklerle tanışma imkânına kavuşarak Türkiye’nin ideolojik haritasını oluşturmuşlardır. Bu imkân 1960 Askeri darbesinin öngördüğü bir sonuç değil, ancak bir “ters dalga” mahiyetinde oluşmuştur. 1960 darbesi, Demokrat Parti döneminde açığa çıkan toplumsal dinamizmi, devletçi CHP’nin politik liderliğinde merkezileştirerek bu defa örgütlü bir dinamizm şeklinde, “planlı ve vesayetçi” bir anlayış dâhilinde devlet ile bütünleşmiş bir millet inşa etmeyi öngörmüştür. 1960 darbesinin teorisine göre; Tek Parti döneminde inkâr edilen millet, özgürlükçü ve özgürlükçü olduğu kadarıyla da “kurumsal vesayetçi” 1961 Anayasasının öngördüğü “Anayasal Yurttaşlık” kavramı marifetiyle millet, devleti ile bütünleşecekti.

 

1961 Anayasası Türkiye’de devlet/millet bütünleşmesini sağlayamadığı gibi Türkiye toplumunu toplumsallığının doğal ritmini bozacak şekilde hızla politize etmiştir. Ekonomik kalkınmayı sağlayacak sermaye birikiminden yoksun Türkiye’de devlet imkânları ile sermaye elde etmek en yaygın ekonomik yönelimdi ve Türkiye’de politika yapma iradesini harekete geçiren temel gerçek de bu yönelimdi. Devlet imkânlarına el koyma odağında şekillenen politik yaşam, sağ ve sol ideolojik kutuplaşmayı meydana getirmiş, seçkinci siyasal elit ile geniş halk yığınları arasında yaşanan dikey bölünme ve çatışık çelişki bu defa yatay bölünme ve çatışık çelişkiye dönüşerek toplumsallığın doğal ritmini bozmuştur.

 

1961 Anayasasının özgürlükçü ortamında tercüme kitaplar yolu ile dış dünya ile tanışan gençlik, nasıl bir ülkede yaşadıklarına dair karşılaştırma yapabilmişler, özellikle sol ideoloji, Türkiye gerçeği ile yüzleşen gençliğin öfkesini politik bir güce çevirmiştir. Diğer taraftan Anadolu’nun küçük girişimcileri ile orta ölçekli sermaye sahipleri, kendilerini ifade ve temsil edebilecekleri yeni politik arayışlara girişmişler, sonuç itibariyle Batıcı olmayan modernleşmeci taleplerini dillendirmişlerdir.

 

1961 sonrası Türkiye’de siyasal yaşam daha çok koalisyonlar ile kurulan hükümetlerin iş başında olduğu siyasal bir kargaşa dönemi şeklinde cereyan etmiştir. Milli mutabakatı sağlamaktan uzak koalisyonlar siyasal yozlaşmayı beraberinde getirdiği gibi toplumsal ayrışmayı betimleyen siyaset yapma biçimine cesaret vermiştir. Zira koalisyonlar geniş kitleleri temsil eden siyasi partilerin mutabakatı ile değil, küçük partilerin desteği ile vuku bulmuştur. Bu durum siyaseti aritmetik hesaplara mahkûm ederek, Türkiye’nin ilkeli ve sorumlu siyaset yapma biçimi ile tanışmasını engellemiştir.

 

Türkiye’de askeri darbeler birbirlerinin eleştirisi olarak vuku bulmuştur. 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası/Darbesi 1960 Askeri Darbesinin eleştirel önsözüdür. Sonsözü söyleyecek olan ise 12 Eylül 1980 Askeri darbesidir. 12 Mart darbesi, 1961 Anayasasının aşırı özgürlükçülüğünü eleştirmiş ve bahanesi olan terör olayları ile ve kardeş kavgasının nedenlerini 1961 Anayasasına bağlamıştır. Nitekim 12 Mart askeri darbesi sürecinde 1961 Anayasasının yaklaşık yarıya yakın maddesi değiştirilmiştir.

 

12 Mart 1971 Askeri Muhtıra/Darbesinin esas nedenlerinden birincisi; “kominizim tehlikesinin” bertaraf edilmesidir. Üniversitelerde ve orduda Marksist akım yükselerek ideolojik taraftar bulmuş ve bu durum dolaysız olarak ABD aleyhtarlığına dönüşmüştür. Hatta 9 Mart 1971 tarihinde ordu içinde sosyalist etiketli bir darbe girişimi ortaya çıkarılmış ve bastırılmıştır.

 

ABD aleyhtarlığı sadece sol kesimde yükselmiyordu; sağ kesimde de Amerikan ilişkilerinde soğuma emareleri vardı. Süleyman Demirel, inşa etmek istediği demir çelik fabrikalarına finansman ve teknik desteği vermeyen ABD’ye cevap olarak Sovyetler Birliğinin desteği ile bu fabrikaları inşa etmiş ve ABD’ye rağmen Sovyet Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkileri devam ettirmiştir. ABD tarafından talep edilen haşhaş ekimi yasağının yerine getirilmemesi, 1967 Arap-İsrail savaşında Sovyet savaş uçaklarına Türk hava sahasını kullanma izninin verilmesi, ABD’nin U2 casus uçaklarının uçuşuna sınırlama getirilmesi gibi siyasal kararlar 12 Mart 1971 darbesine giden süreçte not alınmıştır.

 

12 Mart 1971 Askeri Muhtıra/Darbesinin esas nedenlerinden ikincisi; Anadolu sermayesinin güç ve etkinlik kazanma girişimlerinin önlenmesidir. Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi hükümetleri sistematik bir şekilde Anadolu’da oluşan kırsal sermayeyi kalkınmanın motoru haline getirmek istiyordu. Diğer taraftan Necmettin Erbakan kırsal kesimde oluşan sermayenin kendi içinde bölgesel bir kalkınma için değil de özellikle tekelci İstanbul sermayesine ucuz krediler şeklinde akmasına karşı çıkıyordu. Sendikal faaliyetlerden çekinen ve ucuz nakit akışının sekteye uğrayacağından endişe eden tekelci sermaye askeri kesimi darbeye zorluyordu.

 

12 Mart Darbesi özellikle radikal sol muhalefeti ezmiştir. Fakat kardeş kavgasını önleyemediği gibi radikal solun legalize olabilme ihtimali ortadan kaldırarak illegal bir forma girmesine neden olmuştur. 12 Mart askeri darbesi ve onun sivil uzantıları kardeş kavgasını bir kan davasına dönüştürmüş, Türkiye toplumsallığına ağır travmalar yaşatmıştır. 12 Mart 1971 darbesi sosyal mühendislik yönü bulunmayan Türkiye siyasetini kaba bir şekilde dizayn etme faaliyetidir ve bu yönü ile de toplumsal çelişi ve çatışmayı tırmandıran merhametsiz bir girişim olarak laneti hak etmektedir.

YORUMLAR
  • Şevket Hüner   12-03-2018 13:38

    28 Şubat'ın bile unutturulmaya çalışıldığı bir zamanda 1961 darbesi üzerinden yaptığın 12 Mart hatırlatması çok değerli. 12 Eyül'den günümüze kadar olanları da aynı perspektiften sunan yazını merakla bekliyor olacağım..

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA