Yazar : 462 Mustafa Öner - 28 Şubat, Bin Yıl, Yalan Baharlar!
23 Haziran 2018 Cumartesi

28 Şubat, Bin Yıl, Yalan Baharlar!

Mustafa Öner

05-03-2018 19:22

28 Şubat, Bin Yıl, Yalan Baharlar!

Dönemin genel kurmay başkanı bin yıl sürecek diyerek meydan okumuştu Anadolu’ya! Osmanlı son dönem batı devşirmesi güruhça kahredici boyutta hayata geçirilen İslam düşmanlığının, yeni yetmelerince devamı olan 28 Şubat  1997 yeni değildi ve son da olmayacaktı! Nato askerleri karşısında esas duruşa geçmeye hazır olarak kurdurulan hükümetin başı Ecevit’in, 28 Şubat defteri kapanmıştır açıklamasına, gerekirse bin yıl sürecek ikazı gelmişti.

Mustafa Kemal tarafından gerçekleştirilen I.Cumhuriyet darbesi sonrası kurulan II. Cumhuriyet, Anadolu’nun İslamsızlaştırılması için elinden geleni ardına komamıştı! Kendi oluşturdukları muhalefetçilik oyununa dahi tahammül edemeyen yeni Cumhuriyet on yılda onbeşmilyon genç yaratma yolunda epeyce mesafe aldığını ilan ederken çok particilik oyununu devreye sokmuştu ve partilerinden kopanlar/kopartılınanlar tarafından  kurulan Demokrat Parti 1950 yılında tek başına iktidara gelmişti. On yılda yaratılan onbeşmilyon gence rağmen ezanın Arapça okunmaya başlanması ile göz yaşları sel olmuş, küffar yenilmiş, İslam galip gelmiş sanılmıştı.

1993 yılında Amasya Merzifon ilçesinde bir lokantada köşede asılı olan 12 Eylül 1980’nin beşli çetesine laf edince işyeri sahibi endişe - mahcubiyet arası cümle ile izahatta bulunurken yan masada bize dikkat kesilen bir emice devreye girdi. Sonradan seksenbeş yaşında olduğunu öğrendiğim emice masamıza gelince, eyvah dedim, baltayı taşa vurduk herhalde!

–Gençler size katılabilir miyim deyince biraz rahatladım.  Estağfirullah amca buyurun dedik ve gelir gelmez söze girdi yaşlı ve fakat dinç adam. Çiftçi olduğunu, ekinle uğraştığını ve Osmanlı son dönemini hatırladığını, Cumhuriyetin kuruluş süreçlerinden yakinen haberdar olduğunu, karabasan günlerini bir bir anlattı. Güneşli günlerde dahi karabulutlar altında imiş gibi yaşadıklarını  ve kendisi ellili yaşlarında iken Arapça ezanı duyduklarında sanki güneşin bir başka doğduğunu, yüreklerin coştuğunu, göz yaşlarının sel olduğu günleri anlattı gözleri yaşlanarak.

Ve çok geçmemiş, ezanın hatırına Anadolu evlatlarının kucakladığı Menderes’i de onlardan olarak tanımladı, 1960 darbesinden sonra piyasaya çıkıp 1990 lara kadar piyasa yapan Demirel’ de öyle dedi!  Şahit olduğu süreçlerden dolayı Özal’dan emin olamadığına değindi. Büyük ve ahlaksızca oynuyorlar evlat dedi emice en sonunda, yarı umut, yarı umutsuzlukla kucaklaştık ve gitti!

Her onyılda bir hizaya sokulan Anadolu insanları, her geçen senaryo nefes alabileceği alanlar bulma yoluna girdiğinde; memlekete komünizm gelecek ise onu biz getiririz diyenler devreye giriyor, tezgahların  farkına varan siyasetçiler, yazarlar, düşünürler, sivil, asker bürokratlar, bir şekilde bertaraf ediliyordu! Adı faili meçhul cinayetler olarak kayda geçiyor, herkese malum olduğu halde ebediyen bilinemeyecekler rafına kaldırılıyordu! 1990 lı yıllarda darbenin adı başta Cumhurbaşkan’ı Turgut Özal olmak üzere, Çetin Emeç, Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Adnan Kahveci, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Cem Ersever ve özellikle güneydoğu illerimizde katledilen Anadolu evlatları oldu. Merzifonlu emicenin yalan baharlar dediği günler dahi fazla sürmüyor, kara bulutlar rahmet yağmurlarına dönüşsün diye bekler iken, karanlık cinayetler ile sınanmaya devam ediyorduk o yıllarda. Erbakan hocaya bir yıl tahammül edemeyip 28 Şubat 1997 ahlaksız oyunlarını devreye sokup millete yüzmilyar liranın  üzerinde borç yıktılar. En önemli gerekçeleri; en büyük yalanları olan Atatürk İlke ve İnkılapları oldu her dönem gibi!

Memleket her darbe ve darbemsi oyunların ardından yüzbinlerce mağdur üretti. İslam adına en ağır eleştiriye tabi tutulan kurum olan diyanet üzerinden toplum hizaya çekiliyordu  o günlerde, bugün olduğu gibi! Derken anayasa kitapçığı fırlatma oyunları, birileri köşe olurken memleket yüzde elli fakirleştirildi Nato askerleri karşısında esas duruştaki hükümetlerce. Bu arada özgün düşünen, soru soran, birilerinin ayağına basan çalışanlara yönelik suikastler durmuyor, Ahmet Taner Kışlalı, Özdemir Sabancı, Gaffar Okkan, Necip Haplemitoğlu suikastleri ile yeni nesil karanlık ellerin devreye girdiği gerçeği  servis ediliyordu.

2002 Kasım 28 Şubat 1997 den sadece beş yıl sonra Anadolu yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisini, Ak Parti’yi tek başına iktidara taşıyarak yalan baharlardan sahici baharlara dair kararlı duruşunu ilan etti. Yeni heyecan uzun sürmedi, tuhaf karanlık  cinayetler, adrese teslim suikastler bitecek gibi değildi. Recep Yazıcıoğlu süpheli bir kaza süsü ile katlediliyor, danıştay tuhaf bir cinayete sahne olurken, gazeteci Hırant Dink’in katledilmesi ilgili kurumlarca seyrediliyordu. 2009 da Muhsin Yazıcıoğlu kaza süsü verilmiş bir olay sonucu devre dışı bırakılıyordu. Anadolu’nun bahar özlemleri daha ilk günden itibaren kirletiliyor, bombalı saldırılar, suikastler, muhtıralar ile 28 Şubat’ın bin yıl süreceğinin işaretleri veriliyordu. Uluslar arası şeytanlar çetesinin esareti altındaki ulu hoca güruhunun mahareti ile başlatılan operasyon 15 Temmuz 2016 da zirve yapıp, yeni yüzbinlerce mağdur üretme oyunu devreye sokuluyor, ergenokon eksenli karanlık odaklar hızla aklanıyor, Anadoluya ihaneti uzun yıllar tamir edilemeyecek ihanet şebekesi Fetullah Gülen güruhu bahanesi ile bahar umutları her zamanki gibi kışa dönüş süreci başlatılıyor.

Ve 2002 de sorumlu devlet adamı profili Devlet Bahçeli seçim diyerek başlamasına vesile olduğu 15 yıllık Ak Parti hükümetleri sürecinde bugün koalisyonun büyük ortağı olarak rol almaktadır. İlginç olan sivri ve cesur çıkışları olsa da koalisyonun üçüncü ortağı görüntüsü Doğu Perinçek’e ait olduğu bir konjonktürde! Dedikodu merkezlerinden öteye geçmeyen yeşil, sarı, kızıl fark etmeyen medya organları ile başlatılan algı operasyonları, tartışmalar,  isimler üzerinden tezgahlanan oyunlar, yeni dönemin Zekeriya Beyazları, görevlerinden uzaklaştırılan insanlar ve gerekçeleri ne kadar da 28 Şubat, ne kadar da yeni nesil irtica tadında!

Yine aldatıldık mı, yine aldandık mı ve hatta aldattık mı? 28 Şubat bin yıl daha sürecek gibi dururken Anadolu daha çok yalan baharlara gebe olarak var olmaya devam edecek; sanki!

YORUMLAR
  • Bünyamin Doğruer   10-03-2018 09:56

    İslami anlamda değerli olan her şey liberal meteforların hercümercine boca edilip onların insafına terkedilmiş ise kovulanlar sürgünler dünyevileşme limanına dümen kıranlar kamp değiştirip tezgahında islami hareket yerine,Türklük satanlar ümmet bilincini yok edenler sıvışıp ganimetlere koşanlar şubat velhasıl devam ediyor.Allah her şeyi hakkıyla görüyor sevgili dostum.Yüreğimize imanımıza sahip çıkalım.Omurgalı olalım.Sadakat bedel ister.Yakarım diyen seslere aldırmayalım.Külü yakabilirlermi.Karanlıkta kahkaha atanlar,Mahşerin aydınlığında ağlayacaklardır.Yalancı baharlar aldatmasın.Sevgilerimle.

  • Turgay karadağ    07-03-2018 07:46

    Güzel bir yazı olmuş ama şuda bir gerçekki sorunun çözümü Allaha inananların,inandıklarını maalesef yaşam düzenlerinde belli edememeleridir..

  • Yıldırım Beşkardeş   05-03-2018 23:15

    Hak, bizden tarafsızlığın keyfini sürmemizi değil, dürüst olmanın yani hakikati söylemenin bedelini ödememizi istiyor.(Dücane Cündioğlu) Dürüst bir yazı ağabey fikrine sağlık.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA