Yazar : 212 Veysel Ocak - İran Ne Yapmalı
22 Haziran 2018 Cuma

İran Ne Yapmalı

Veysel Ocak

28-02-2018 14:58

İran Ne Yapmalı

Öncelikli olarak; ilk adımı atan, daha fazla gayret ve vakıayı suhulet ile değerlendirmek zorunda olan taraf İran olmalıdır. Fakat doğaldır ki çözümler hep çift taraflıdır ve Türkiye’nin de yapması, yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır.

Dolayısıyla cevabını aramamız gereken soru; Türkiye-İran nasıl ittifak edebilir? Olmalıdır.

Bu konu her iki ülkenin iyi niyetinin yanında, bölgesel dengelerin bu ittifaka engel olmayacak şekilde kurulmasına bağlıdır. Bölgesel dengeler ve ulusal çıkarların bu ittifakta çatışmamaya yol açmaması elzemdir.

Bir başka gözden kaçırılmaması gereken stratejik boyut, Suriye, sadece Suriye rejimini ilgilendiren basitlikte olmamasıdır. Irak ve Irak’ın yeniden tasarlanmasının siyasal yapısı, Suriye meselesini yüz de yüz etkileyen ve ilişkili olan stratejik bir bağlamdadır.

Dolayısıyla herkes, herkesi etkileme çabası içirişinde olacağından, ittifaka giden yol oldukça çetrefillidir.

Bölgede gelişen olayları ve bölgenin siyasetini etkileyebilen hatta belirleyebilen ülke, diğer ülkelerle kurduğu ilişkiyi bu gücü ile orantılı olarak belirlemektedir.

Söz konusu iki ülke, bu uluslararası ilişki biçimini derhal terk etmelidir, ittifak konusunda sonuca gidilmek isteniyor ise, bu başlangıç samimiyetin ön koşuludur.

İran ve Türkiye arasında bir ittifakı söz konusu yapıyorsak, önce iki ülkenin kendi aralarında sonra bu iki ülkenin kendi hinderlantında domine edebilecekleri gücü tespit etmeliyiz ki ittifakın mümkünlüğünü konuşabilelim. Sonra bu gücü rekabet aklından kopararak, emperyalizm ile mücadelede ittifakın itici gücü haline getirebilelim.

İran, bölgenin jeopolitiğinde Türkiye’ye göre daha merkezi bir güçtür.

Neden?

Köklü bir medeniyete sahip olması,

Etkili tarihsel geçmiş ve tarihsel arka planın güce dönüşmesini sağlayan kültürel bağlar,

Mezhebi ilişkiler ve teolojik bağlayıcılığın katkısı,

İran’ın siyasi ve idari yapısında Persçiliğin kullanılma biçimi gibi unsurları saymayacağım, zira her ülke gibi Türkiye de buna benzer argümanlara sahip ve aynı iddiaları dile getirebilir.

Ama Enerjiyi kontrol etmek için bölgede olan emperyalist aktörler ile ilişkilerini, Zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahipliğinin avantajını bölgesel siyasette çok iyi kullanmasını bilen İran, Türkiye ile rekabette önemli bir üstünlük sağlamaktadır.

Aynı zamanda Hürmüz Boğazı gibi son derece stratejik bir konumda bulunan deniz yolunu kontrol ediyor olması da Türkiye boğazlarına göre İran’ın bölgesel gücüne katkı yapan unsurlar arasında sayılır. Hürmüz Boğazı, Ortadoğu petrollerinin %40’ının geçişinin yapıldığı yerdir.

İran’ın nükleer programı ve teknolojik gelişimi, Batı siyasetinin değerlendirmelerine göre İran için dezavantaj olarak gösterilse bile, bölgedeki batı mukavemetinin artmasında önemli bir etken olmasıyla İran bölgesinin model ülkesidir.

Ayrıca model ülke olma rekabetinde Türkiye daha liberal, seküler ve demokratik rol modelliği ile bölge ülkelerine ulaşmaya çalışırken, bölgede köklü olan Aşiretçilik, Kabilecilik, Teolojik bağlayıcılıklar ve otoriter iktidar ve yönetimsel yapıların oluşturduğu düzenlerin olması Türkiye’ye pek avantaj sağlamadığı gibi, Türkiye batı arasındaki ilişkiyi karşı propaganda yoluyla iyi kullanan İran, Emperyalizm ile mücadele zemininde Türkiye’ye karşı avantaj sağlamaktadır.

Türkiye’nin İmparatorluk tecrübesinin ve tarihinin olduğu iddiası, Sünni olması, bölgedeki demografik toplumsal yapının Sünniliğin yaygın olması buna bağlı olarak Sünnilik üzerinden hareket etmesi / etmeye çalışması laik ve sekülerliliği yüzünden Türkiye’ye avantaj sağlamamaktadır. Türkiye’nin Batı ile kurduğu ilişki üzerinden bölgede anlamlandırılması, zaaf olarak okunmalıdır.

Fakat Türkiye’nin mazlumun yanında zalimin karşısında olarak tanımlayacağımız, dünya beşten büyüktür sloganı, AKP İktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel ve Müslümanca tavrından dolayı bölgeyi büyük değişime gebe bırakabilir.

İran bölgesel güç açısından Türkiye’ye her alanda büyük üstünlük kurmasına rağmen, Bütün dengeleri Türkiye lehine çevirecek en önemli aktör Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Recep Tayyip Erdoğan bölgede ve dünyada Türkiye’nin gücünü rasyonel boyutun üzerine taşımakta ve uygulama sahasında makas aralığı bırakmayacak donanımda reel siyasete yansıtabilmesinin mahareti, tüm dengeleri etkilemektedir.

Buna mukabil; Bölge özelinde reel politikada göstergeler ne anlatıyor; Türkiye İran durumu nasıl değerlendiriyor?

Suriye krizinde İran, Suriye’deki rejimi destekleyen bir tutum sergiliyor. Sebep; Suriye, İran’ın Ortadoğu politikasında merkezi bir konumda yer almaktadır. Hizbullah bu nedenlerin en önemlilerinden ve kendisine gelecek tehlikelere karşı Suriye’yi kalkan olarak kullanması da diğer vazgeçilmez kılan etken sebeplerden.

Bu sebeplerden dolayı İran’ın yanında kim var; Rusya, Karşısında kim var, somut olarak kimse yok.

Türkiye’nin Yanında kim var; kimse yok, karşısında kim var, hemen hemen her ülke.

Türkiye, Suriye konusunu çözüm adına en sık kiminle konuşuyor; İran ve Rusya ile bir araya gelmek zorunda kalıyor. İran şu anki konjonktürden en fazla yararlanan aktör durumundadır. Kim, nasıl tanımlarsa tanımlasın (kaypak ahlaksız alçak siyaset gibi) üstün bir politik strateji yürüterek aktörler arası dengede, vazgeçilmez denge olduğunu kabullendirmektedir. Rusya İran ortaklığında Rusya’nın İran’a olan mecburiyetinden bunu anlıyoruz.

En temel rasyonalite ve en temel ortaklık Suriye’nin her iki ülke için çok önemli olduğudur.

Her iki ülke için en temel tehlike, şuan mevcut gündem olan Suriye’nin kuzeyinde Kürt oluşumudur.

En ayrıştıkları nokta ise Esad rejimidir; Türkiye düşmesini, İran sürmesini istiyor.

Türkiye’nin rejim karşıtlarını destekleme yoluyla Esad rejimini değiştirmeye çalışırken, başka enstrümanların devreye girmesiyle soruna başka problemler eklenmiş ve Türkiye görünür biçimde sahaya inmek zorunda kalmıştır.

Ancak Esad yönetimi devam etmekte ve büyük bir ihtimalle devam edecektir. İran’ın Suriye rejiminin devamı üzerine kurduğu stratejisi tutmuş görünüyor.

Olması gereken, yarışı ve rekabeti bırakarak, birbirinin önüne geçmeye çalışmayı politika dışı tutarak, İstikrar için el ele vermelidirler.

İran, Türkiye’nin sahaya inmesiyle şimdiye kadar her alanda sağladığı üstünlüğü kaybetmek üzeredir. Türkiye’nin dengeleri değiştirecek iradede sahada oluşu, İran’ı Türkiye’nin yanında yer almaya icbar etmektedir.

İşte bu dengeleri başta ulusal çıkarlarını gözeterek sonra da bölgesel istikrar maslahatıyla ümmetin duygularına siyasetlerinde kulak vermeyi başarabilirse iki ülke, emperyalizme kalıcı ve ağır bir darbe vurabilir.

Bu olağan üstü durum ve stratejik icbar, tarihsel fay hattının oluşmasına vesile olacak basıncı bünyesinde taşımaktadır.

Fay hattı çift yönlüdür; İttifak olursa, istikrar oluşur, istikrarın getirileri ile

Emperyalistler Ortadoğu’dan çıkmak zorunda kalırlar. Olmaz ise ve bir şekilde İran ve Türkiye sıcak ortamda çatışırlarsa Ortadoğu’da tarihin en derin yarığı oluşur.

Bu mecburiyetin stratejik ortaklığa ve ittifaka dönüşmesi için İran, Esadın gitmesine ve rejimin değişmesine ve nasıl değişmesi gerektiğine dair Türkiye’ye teklif sunmalıdır, bu teklif İran’ın iç dengelerini bozmamalıdır.

Türkiye İran’ın bu teklifini kabul etmelidir.

Sonrasında ise İran, Türkiye’nin istediği düzeyde ve siyasallıkta kuzey Suriye’nin yapılanma projesini onaylayarak bölge barışı için en büyük adımı atmalı, savaşın tüm bölgeyi sarmallamaması için bölgesel istikrara katkı sağlamalıdır.

Türkiye ne yapmalı; suhulet ile ve hamasetin kör edici ikliminden sıyrılarak, düşünme ve davranma koşullarını oluşturacak irade ortaya koymalıyız.

Selam ve dua ile

Veysel Ocak

YORUMLAR
  • Mustafa Öner   03-03-2018 12:39

    "İran'da bir şey oluncaya kadar kimse ne olacağını bilmez, kendileri bile!" gerçeğine rağmen tarihe not düşenler ezber bozma erdemi ve cesareti gösterenler olmuştur. Güzel ve güncele dair nitelikli bir dua olmuş yazınız.

  • Veysel Tepeli   28-02-2018 15:31

    Veysel Hocam; Yüreğine sağlık, iyi niyetli bu yazın için saygı duyuyorum. Keşke her şey senin yüreğin gibi saf ve temiz olsaydı. Fakat ne İran Derin Devleti ne de Türkiye Derin Devleti samimi bir işbirliği içine girmesini (en azından bugün için) hayal görüyorum.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA