Yazar : 282 Şevket Hüner - Postmodern Tiyatronun Mağdurları
23 Haziran 2018 Cumartesi

Postmodern Tiyatronun Mağdurları

Şevket Hüner

26-02-2018 09:51

Postmodern Tiyatronun Mağdurları

Bir tiyatro eserini seyredenler, bu oyunun ilk adımdan itibaren nasıl gerçekleştiğinden habersizdirler. Seyirci, hazırlığın son safhası olan sahneye konma aşamasında oyuna dâhil edilir. Aslolan seyirciye sunmak olsa da, hazırlık aşamalarından haberdar olanlar, sergilenenen oyuna kendini kaptırıp yaşanan hayattan koparılamazlar. Mesela hamlettin tiradını, dekorsuz bir sahnede, normal kıyafetleriyle bir tekstten okuyan Selim abinin istenen etkiyi oluşturmaz.

Seyirciye oynamak isteyenler, buna uygun senaryoyu ortaya çıkarması için bir Dramaturg bulmalıdırlar. Dramaturg; tiyatroda sahnelenmesi için oyun yazma ve yönetme kurallarını bilen, bir oyun yazılır ya da sahneye konurken bilgisinden yararlanılan kimse veya bilim ve sanat danışmanı…

Oyunun belirlenen salonda sergilenmesi için senaryo aşamasını tamamlayan Dramaturg, rolleri belirginleştirip buna uygun oyuncular seçer. Oyuncular, o role adapte olması için gereken ezber metinleri hazırlar. Sonra oyuncuların giyecekleri kostümler seçilip sipariş edilir. Oyunun sahne sayısı ve farklı mekânlarda geçen kısımları için sabit veya hareketli dekorlar projelendirilir ve sipariş edilir. Sahnenin ışıklandırma malzemeler temin edilir. Oyunu daha etkili kılacak müzikler tespit edilip buna uygun ses ekipmanları montaj edilir.

Ezberlerini tamamlamış oyuncular beraberce prova yapmaya başlayarak aralarındaki ahenk sağlanmaya çalışılır. Dekorlar, ışıklandırma, müzik aşamaları tamamlanmış sahnede, son provalarda heyecan doruğa ulaşır. Seyirciler için reklam ve tanıtım faaliyetleri ile matine, suare saatleri, bilet fiyatları ilan edilir. Oyun oynanmaya başlayınca, Dramaturg’un görevi sona ermiştir. Oyunun bundan sonra kurallarına göre oynanıp oynamadığını denetleyen bir gizli rejisör vardır. Bu bazen oyuncular içinden de seçilebilir. Görevi oyunun sonunda bu oyundan sorumlu olana rapor vermektir. Oyuncular, dekordan, ışıktan, müzikten, gişeden sorumlu olanlardan hiç biri bu gizli rejisörün kim olduğunu bilmez.

31 Ocak 1997’de Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın, İran büyükelçisinin de misafir olduğu Kudüs gecesinde sahneye koydurduğu ‘intifada’ oyunu koparılacak küçük kıyametin fitilini ateşler. O gecenin ardından üç gün süreyle vazifelendirilmiş medya provokatörleri gerilimi tırmandırır. 4 Şubat 1997 gecesi telefon çalar. Arayan K.K. Kurm. Bşk. Doğu Aktulga dır. 'İzzet Paşa, tümene K.K. Komutanının emrini ver, 80 tank ve 80 zırhlı araçla yarın sabah Sincan-Akıncılar istikametinde gidileck' emriyle tiyatro eseri, irticai kalkışma senaryosuna dönüştürülerek caddelere taşınır. Uzun süredir hazırda bekletilen Çağdaş Kadınlar 11 Şubatta Ankara’da, Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle Şeriata karşı kadın yürüyüşü düzenledi.

1997 Ramazanında sergilenen televizyon tiyatrosunda, gözü yaşlı Fadime Şahin, cep telefonu eşliğinde zikir yöneten Ali Kalkancı ve asalarıyla T.C.yi yıkmasına(!) ramak kalan Aczimendi lideri Müslüm Gündüz’ün arasında savrulduk. Üstelik tesadüfe(!) bakın ki serdengeçti Hüseyin Üzmez ’in evinde Fadime ile Müslüm, kameralara +18’e uygun yakalanma sahnesi tiyatral canlandırmanın zirvesiydi. Gizli kamera, internet, facebook, twiter, youtube olmadığı o yetersiz şartlara rağmen irticanın tecavüzcü(!) yönü tiyatral olarak ancak bu şekilde sahnelenebilirdi.

Bu zenne takviyeli Hacivat Karagöz tiyatrosu Ramazan boyunca ekranlarda döne döne binlerce defa gösterildi. 28 Şubat 1997’de kendimize has demokrasimize(!) askerler tarafından post modern bir şekilde balans ayarı yapıldı. Bu arada kesintisiz 8 yıl eğitim zorunluluğu getirilerek Kuran kursları  kapatıldı. 19 Haziran’da Erbakan Başbakanlığı bıraktı. 30 Haziran’da yangından mal kaçırır gibi ANASOL-D hükümeti kuruldu. Koalisyonda yer alanlar, brifingle “Paşalarla, paşa paşa geçinilecek” komutuyla hazır ola geçirildi. Akademisyenler, yüksek yargı mensupları, medya üst düzeyi ‘sağdan hiza al’ konulu brifingler aldılar. 1998’in iki bayram arasında Refah Partisi kapatıldı. Yeni isim ve farklı yüzlerle tekrar açılma zorunluluğu getirildi.

28 Şubat Postmodern tiyatro gösterisinin reyting rekortmeni oyuncularından Fadime Şahin şu anda devlet güvencesiyle ırzı irticadan korunmuş çağdaş bir Türk kadını. Ali Kalkancı milyonlarca Captagon hapıyla basılmış uyuşturucu baronu. Fadime’yi role adapte eden tiyatro sanatçısı(!) Nurseli İdiz yeni bir senaryo üzerindeyken suçüstü yakalandı. Müslüm Gündüz ileride sergilenecek farklı bir senaryo için asası ve zilsiz defiyle korunaklı bir yerde. Süleyman Demirel ebedi istirahatgahında. Çevik Bir bilinmez bir diyarda emekliliğin keyfini sürmekte...

28 Şubat Postmodern tiyatrosunun müsebbibi sayılan din(i)dar topluluklar ve 70 milyar $’ı buharlaştırmaktan sorumlu tutulan bankalar, küresel sistemin kayığına binmekte zorlanmadılar. Böylece birbiriyle anlaşamayan din(i)dar topluluklar ve faizi hayatın can damarlarına yerleştirecek olan liberaller bir olup ülkemizi aydınlık yarınlara çıkarmaya mecbur tutuldular(!)

Bu arada bu Postmodern tiyatroda irticai örgüt üyesi olmakla suçlanan ve faili meçhul cinayetler üzerine yıkılan yüzlerce kişi cezaevlerine yerleştirildi. Bu sanıkların 3-5 yıl ile kurtulacakları davalara bakan, askeri brifinglerle tehdit edilmiş yargı mensupları eliyle müebbet hapse mahkûm edildiler. Bu iftira sürecinde içeri alınıp idamla yargılanan ve 16 yaşında girdiği hapishaneden 25 yaşında çıkan Halil Kantarcı, suçu ispat edilemediğinden beraat etti. Devlet ve millet düşmanı ilan edilen bu kişi, 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyarken öldürüldü.  Mazlumder’e göre bu Postmodern tiyatronun mağdurlarından halen hapiste olan 550-600 kişi, 21 yıldır özgürlüklerine el konularak aileleri ve kendileri çürümeye terk edildiler.

Din gününün Sahibi, sahneye konulan küresel tiyatral entrika sahiplerini, dramaturglarını, ezberletilen rollerini yapan provokatörleri, bunlara finans sağlayanları, kendi cemaati aklansın diye masumlara faili meçhulleri yıkanları, bunları destekleyenleri, zulmü gördüğü halde sessiz kalanları, suçsuz yere hapsedilenleri unutanları, tek tek ortaya çıkaracak. Kimsenin yaptığının kimsenin yanına kalmayacağı din gününe iman etmeyenlerse, sahnelenmek için sipariş edilen yeni küresel tiyatral entrikaların kurşun askerleri olarak faaliyetlerine devam edecekler…

YORUMLAR
  • Burak   28-02-2018 17:53

    28 Şubatı anlatan iyi bir yazı olmuş üstad. Rabbim inşallah bir daha böyle günler yaşatmasın

  • Doç.Dr. Fethi Güngör   28-02-2018 04:26

    Postmodern darbe tiyatrosunun nasıl kurgulandığını Şevket Hüner’in konuya ilişkin tahlilinden iktibasla yeniden hatırlamakta yarar var:

  • Miktat Genç   26-02-2018 16:24

    Sevgili Dostumuz Şevket HÜNER'den güzel bir 28 Şubat Yazısı

  • Turhan Erdoğan   26-02-2018 15:03

    Mağdurlar meselelerini dünyada hallettiler mi yoksa " hakkımızı helal etmiyoruz " mu diyorlar ?

  • ibrahim çaycı   26-02-2018 11:09

    eline sağlık abi,o günleri yeniden yaşadım..

  • Şahin Zanbak   26-02-2018 10:56

    S.A Şevket abi, Tarihin sayfalarında sürüklenip geri geldik…Tarih; Samiri, Haman benzeri pek çok aktörlerle doludur. Geçmişte de vardı, şimdi de var. Gelecekte de olacak. Anlattıklarını anlamak için ya yaşamış olmak ya da okuyup öğrenmek gerek. Her şey ilk emirle başladı, her şeyin başı ilk emir…Bunu öğreneceğiz veyahut tarihin sayfalarına gömülüp gideceğiz…Sağlıcakla kalasın…

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA