Yazar : 212 Veysel Ocak - Bütün Bunlar Suriyede Oluyor
24 Eylul 2018 Pazartesi

Bütün Bunlar Suriyede Oluyor

Veysel Ocak

22-02-2018 10:16

Bütün Bunlar Suriyede Oluyor

Ortadoğu’daki hangi ülkede olursa olsun siyaset, mezhebi olarak; Şii ve Sünni etnik olarak; Türk, Arap ve Kürt olarak sınıflanabilecek etnik ve mezhepsel grupların etkisinde gelişmiştir.

Siyaset bunlar üzerinden şekillenmektedir ki iktidarlar ve emperyalistler bu anlayışları siyasetlerinde kullanmışlar, etkin olmalarının yollarını bu zaaflarımızda aramışlardır. Dolayısıyla bu unsurlar hep Ortadoğu siyasetinde etken olmuştur.

Mesela Irak’ta:

1979 yılında tüm ipleri ele alan Saddam Hüseyin yönetimi, ülkedeki en “istikrarlı” dönem olmuştur. Amerikan işgaline kadar süren Saddam iktidarı, ülkede Sünni Arapların egemenliğine dayalı bir sistemi dayatmış ve uygulamıştır. Şiilerin (Şii Arap ve Türkmenler) ve Kürtlerin sindirildiği ve katliamlara maruz bırakıldığı bu dönem, bu halklar üzerinde derin izler bırakmıştır.

2003 yılında başlayan ABD’nin Irak işgali ve sonrasında ortaya çıkan iktidar boşluğu ve yönetim zaafı tüm dengeleri değiştirdi.Nüfus sayısı bakımından ülkenin çoğunluğunu oluşturan Şiiler, bugün artık Irak’ın en önemli siyasi aktörü haline gelmişlerdir.   

Siyaseti ve ülke yönetimini domine eden demografik yapı, tam tersine dönerek, Şiilerin etkinlik alanlarını genişletti ve yönetimde ağırlık kazanmasına yol açtı. ABD’nin işgalinden sonra etnik temelde, mezhep ve aşiret temelinde örgütlenmiş grupların oluşturduğu Irak'ta en büyük siyasi çoğunluğu oluşturan Şiilerin siyasal, ekonomik ve toplumsal yapılarına odaklanılmakta ve bu kesimin Irak'ın hâlihazırdaki ve geleceğindeki rolünün nasıl olacağı bölge ülkelerinin tamamını ilgilendiren bir siyaset konusu haline geldi.

Aynı şekilde Kürtlerin de etkin olmasını kolaylaştıran koşullar oluştu ve oluşturuldu; rol düzeyi, şekli ve hedefleri değişti.

Saddam döneminde varlık sorunu yaşarlarken, bizim de devletimiz olabilir motivasyonuna ve bu motivasyonu oluşturan koşullarda rol sahibi oldular.

ABD’nin her iki tarafla kurduğu ilişki; Şiiler ve Kürtler, bu unsurları sınırlarında barındıran her ülkeyi derinden rahatsız etti.

Bu tedirgin olan ülkelerin en başında Türkiye ve İran geliyor.

Özellikle ABD’nin Iraktaki Şii önderlerle ve özellikle Sistani ile kurduğu ilişki ve buradaki Şiileri Amerikan siyasetine angaje etmeye çalışması İran için çok büyük tehdiddir. ABD’nin Irak Şiileriyle ilgili temel politikasının, İran merkezli Şiilik karşısında alternatif ve kendi kontrolünde bir güç merkezi oluşturma olarak anlamak gerekiyor. Buradan tek taş ile iki kuş vuruyor; Amerikan kontrolünde Şii merkezi, İran’ı ve ideolojisini zayıflatacağından, İran’ın etkisinden en fazla rahatsız olan Suud gücünü ve sermayesini yanına almasını kolaylaştıran komplike bir proje oluyor.

Bu yüzden İran burada bütün bağlantılarını ve teolojik-mezhebi bağlayıcılığını ortaya koyarak oyunu bozmaya çalışmaktadır. Bunun yanında Irak Kürtlerini de kontrol ederek, zihinsel değişimin etkilerinin kendi ülkesindeki Kürtlere sirayet etmesini engellemeye çalışırken Türkiye ile sorun yaşamak durumunda kalıyor.

Tam bu aşamada İran’ın oyun kurmaya çalışmasını engellemek için Kürt kartını devreye sokuyor ve Türkiye’nin kırmızıçizgisini bozarak sınırlarında malum koridor denen, Ortadoğu ile Türkiye arasına Kürt duvarı oluşturmayı devreye sokunca, Türkiye doğal olarak müdahil oluyor; Türkiye’nin bu müdahalesi, İran Kürdistan’ında sesleri daha da yükseltiyor.

Türkiye’deki Kürtlerin diğer ülkelerdeki Kürtlerden çok daha fazla özgür olması, daha fazla haklara sahip oldukları ve hukuki talepleri asgari düzeyde karşılandığı için, İran’daki gibi bir risk Türkiye için geçerli değildir.

Yapılması gereken, Emperyalistlerin tüm etnik ve mezhepsel farklılıkları kullanmalarını engellemektir. İstikrarın ve barışın sağlanması, bu zaafların kullanılmasının önene geçilebilmesine bağlıdır.

Amerika’nın bu hamlesinde İran; Iraktaki Şiilerle ilişkileri güçlendirmek, İçte ve dıştaki Kürtlerle dengeleri kurmak ve Türkiye ile çatışmadan Amerika ile mücadele etmek durumunda kalıyor.

Bütün bunlar Suriye’de oluyor.

Türkiye an itibariyle yapması gerekenleri yapmaya başlamış durumdadır. Türkiye, Ortadoğu ile kendi arasında duvar olacak bir Kürdistan’a asla izin veremez, vermemelidir. Bu kararlılığını görüyoruz ve neye mal olursa olsun bu kararlılığını devam ettirmelidir. Ama sonrası için yapıcı ve köklü çözüm üretmelidir.

İran ile hiç çatışmadan ve Amerikan politikalarını tümden reddederek, Ortadoğu’da İran ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü korunarak, İran + İran dışındaki Şii bloklar -Türkiye ittifakı, Irak ve Suriye’de Kürdistan devletini kurdurmalıdır.

İran + Şii dünyası-Türkiye ittifakının kurduracağı Kürdistan bölgede istikrarı sağlar. İran ve Türkiye’deki Kürtler için bölgeye özel ticari, kültürel ve sosyal ayrıcalıklar sağlanarak; Kürt açılımı devam eder ve Türkiye ve İran’ın toprak bütünlükleri de korunmuş olur.

Bölgedeki Kürtler ve İran dışındaki Şiiler ile ilişkileri bozulan Amerika bölgede daha fazla tutunamaz. Esad şu anki sınırlarındaki Esad Suriye’sine zaten razı, İran buna razı edebilir. Amerika’nın olmadığı bir Ortadoğu’ya Rusya dünden razıdır.

Öyleyse çözüm Türkiye İran ittifakıyla ortaya çıkacaktır. Bu ittifak kurulmaz ya da oluşturulamaz ise Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğü hikayesinden vazgeçip tüm cephelerde savaşmaya hazır olmalıdır. Bu savaştan da asla çekinmemelidir.

Türkiye’nin bu tarihsel kararlılığının kendisi için ne denli önemli olduğunu anlaması ve bir an önce görmesi gereken İran, ne yapmalı, daha sonraki yazıda inşallah.

Selam ve dua ile

Veysel Ocak

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA