Yazar : 282 Şevket Hüner - Sadâkat mi Liyakat mi?
21 Agustos 2018 Salı

Sadâkat mi Liyakat mi?

Şevket Hüner

12-02-2018 08:34

Sadâkat mi Liyakat mi?

12 Eylül darbesi gerilerde kalmış artık ona ‘Bir Bilen’ deniyordu. O sıralar yapılan röportajda “Niçin diğer büyük parti ile birleşmediniz. Bu çekişmeniz nedeniyle sonunda darbe oldu. Pişman mısınız?” diye sorulmuştu. Her zamanki kendinden emin tavrı ile şöyle cevaplamıştı: “Biz tez isek onlar anti tez idiler. Tez ile antitez hükümet kurup başarılı olamazsa sistem çökerdi. Darbe istenmeyen bir şey olsa da sistemin devamı için bir gerekliliktir. Asıl olan sisteme sadakattir.” Yani tezlerin devamı için antitezlere gerek duyulur. Bunların karşılıklı mücadelesinde sisteme sadakat rejimin teminatıdır. Sistem, Windows’tur ve her şey onun altında çalışmalı veya sistem Google’dir, istenense, arandığında en ön sırada bulunabilmektir.

Kur’an, Rabliğini ilan eden Firavun’un dilinden insanlığı aşağılayan sistemi şöyle tanımlar:

“Firavun, kavmine şöyle seslendi; ‘Ey Kavmim! Şu Mısır ülkesinin tek hâkimi ben değil miyim? Ayaklarımın altından akıp giden şu ırmaklar, kanallar bana ait değil mi? Muhteşem kudretimi ve saltanatımı görmüyor musunuz? Yoksa ben, şu meramını anlatmaktan aciz olan şu zavallı adamdan) daha üstün değil miyim?’” (Zuhruf 51-52)

Köleleştirilmiş İsrailoğulları’nı kurtarmak isteyen Musa (as), da sistemin küçümsemesiyle karşılaşmıştı. Bu, Musa (as) nezdinde tüm insanları aşağılamaktı. Her şeyin kendisine ait olduğunu söyleyen sistem, hâkimiyetinin boyutlarını anlatmak için tüm yaratılmışların gerçek sahibi(!) olduğu iddiasıyla büyüklenmişti. Sisteme göre insan, ancak sadık olduğunda itirazı değer görürdü. Normal insanın bir saltanattan güç almadan sisteme kafa tutması hayli garipti!

Böylece (Firavun) kavmini küçümsedi. Onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavim idiler. (Zuhruf 54)

Ayet, bozuk bir sistemi ayakta tutanların adam yerine konulmamalarına rağmen sadakatlerinden şüphe edilmeyen köle şahsiyetler olduğunu dile getirir. Sistem, her zaman kendisine ölümüne sadık insanların(!) omuzlarında yükselir. Yani mevcut düzenin devamı için liyakat değil sadakat aranır. Ve ancak sorgulamadan itaat eden kadrolar, sistem adına konuşabilirler.

Sadakat, liyakatten yoksun kaldığında “mış gibi davranmak” yaygınlaşır. Ardından “Bizde adam yetişmiyor.” diye isyan edilir. Hâlbuki amaç göreve layık olmak değil, oraya kendisini getirene sadık olmaktır. İmtihanları kazanıp mülakata çağrılanların liyakati değil sadakati sorgulanır. Yani ‘bizden mi?’ diye araştırılır. Bu mevkilere gelmek için yarışanların tek korkusu, onları oraya getirenin gitmesi, yani bir daha böyle bir makamı rüyalarında bile göremeyecek olmanın endişesidir. Böylece gittikçe artan gözden düşme korkusu nedeniyle sorgulamadan her görevi(!) yerine getirmek hayata tutunmanın; “Sisteme itaat et ki rahat edesin.” ilkesi de huzur ve saygınlık kazanmanın yegâne yoluna dönüşür.

Sistemi ele geçirmek veya bir baskı gurubu oluşturmak üzere organize olmuş tüm örgütlenmeler sadık adamlarını arttırıp onları kadrolara yerleştirmeye çabalarlar. Bundan dolayı cemaatlerde bile liyakat değil sadakat önde tutulur. Windows altında çalışan tüm cemaatlere müntesip olanlara, en yakınlarını bile reddedecek sadakatin dinin(!) gereği olduğu belletilir. Zira ailesinden koparılamayan kişi devşirilemez. Sistemin yanında veya karşısında olanlar, topladıkları sadık adamalarından güç alarak yaptıkları tüm mücadeleler asla adaleti ve paylaşımı sağlayamaz. Üstelik devrimler(!) öncelikle sadık adamlarını yok ederek işe başlar.

Sonunda Rabliğini ilan ederek devreden küresel sistemin ana unsuru, insanı köleleştiren sadakattir. Sisteme sadık olmayanlar hain ilan edilirler. Bütün tv dizileriyle aklımıza kazınan tema, sisteme ihanet edenin en aşağılık bir şekilde cezalandırılması ve cesedinin bir leş gibi ortalıkta bırakılmasıdır. Bu şekilde muhtemel kalkışmalara da gözdağı verilmiş olur.

Hâlbuki Uhud’a giden ordudan ayrılan 300 kişi divanı harbe verilmemiştir. “Mescid-i Dırar” adlı fesat yuvasını yaptıranlar cezalandırılmamıştır. Tebük seferine katılamayan ve yalan beyanlarıyla Peygamber (sav)’i kandıranların cezası ahirete kalmıştır. Saçında sakladığı pusulayla Mekkelilere haber götürürken yakalanan kadın, casusluk suçundan idam edilmemiş. Aişe’ye (rah) iftira edenler hapse atılmamıştır. Resulullah(sav) asla insanları hain ilan ederek sahte korkular ve kayıtsız şartsız sadakatler üzerine bir sistem inşa etmemiştir.

Sünnet olan, kim olursa olsun işi ehline vermektir. İşi ehline vermemek kıyamet alâmetidir. Yani liyakate değer vermemek dünyadaki tüm dengelerin altüst olmasının ana sebebidir. Emevî saltanatıyla başlayan ve sadece sadakati esas alıp insanı köleleştiren sistem, dinin insanı özgürleştiren ilkelerine hiçbir zaman hak ettiği değeri vermemiştir.

Sonuna kadar sadakat yalnızca Allah’adır. Sisteme sadakat köleleştirir. Sistem dini afyona dönüştürmek için her tedbiri alır. Dindar(!) olmak sisteme kayıtsız şartsız itaat etmekle eş tutulur. Nitekim sistemin devamı için gerekli, liyakate değer vermeyen sadık muhafazakârlar, insanın aşağılanmasına sebep olurlar. Bu nedenle insanın temiz fıtratı, başkalarının dolabına beygir olmasın diye sadakatten önce liyakati öngörmelidir.

YORUMLAR
  • Mehmet Saraç   19-02-2018 14:09

    Aziz kardeşim Şevket'ten çarpıcı bir yazı.

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara   19-02-2018 11:38

    Sıkıntılı zamanlarda belki sadakat kriteri ön plana çıkabilir. Ancak bu sürdürülebilir bir şey değildir. Liyakat yerine sadakatı esas alırsan kısa vadede "kazançlı" olduğunu sanarsın. Fakat her hâlukarda kaybeden sen olursun. Şevket Hüner kısa ama özlü yazmış

  • Recep Turgay   17-02-2018 23:30

    Güzel bir konu.. sürekli hayatımızda.. tebrik ederim. Dönem ( itaat et, rahat et dönemi) .. eleştiriyi rahmet kabül etmeyip hain damgası yemeniz an meselesi !

  • Zafer Şar   13-02-2018 14:46

    Çokça politik düşünmeye alışkın insanlar olarak, sadakat ve liyakat denildiğinde, sadakat neredeyse olumsuz bir kavram oldu hayatımızda. İkisi bir arada olamaz mı? Hatta biri olmadan diğeri bir anlam ifade edebilir mi?Mağara arkadaşının canının yanmaması için, ayağını yılan deliğine uzatan, “gönlüyle o deliği tıkayan” Yâr-ı Gar yok artık. Sadakatsizlik kol geziyor. Mesele , sadakatin aidiyetiyle ve sebebiyle ilgili. İlle de politik bir yönüne de değinilecekse , liyakatli sadakatsizlerin 15 Temmuz'da bu ülkeye yaptıklarına da bakmak gerek. Hülasa_i kelam;sadakat güzeldir. Sadkat tutunmaktır:Allah'a, ülküye, vatana, insana ve dosta. (Not:Umarım bu cümleden şirk işareti çıkaran olmaz.) Sadık bendeniz:)

  • M.Çelikyay   13-02-2018 06:56

    Tabii ki ‘’SADAKAT’’(!) üstadım...

  • Cemal unlu   12-02-2018 17:10

    Mevcut hukumette atamalarini bizzetihi saraydan sadakat rsasina gore yapiyor. Liyakata itibar eden malesef yok.

  • Muaz Okur   12-02-2018 17:07

    Bu konuya direk olarak değinmeniz çok mühim. Daha dün kendini dindarlığa nispet eden bir devletlüye bu konuyu sorduğumuzda 15 Temmuzdan sonra sadakatin ön plana alındığını, önemli olanın sadakat olduğunu, devletin işinin bir şekilde yürüyeceğini söyledi. Ben ise Allah emenati ehil olana verilmesini söylüyor dedim. Hazret, onu karıştırma dedi hem de hiç teklemeden bir çırpıda.

  • osman şahbaz   12-02-2018 13:59

    Eline sağlık Üstadım,Çok mühim ve güncel bir konuya değinmişsin. Liyakate değer vermemek dünyadaki tüm dengelerin altüst olmasının ana sebebidir.İnşallah bizlerde bir gün idrak edebileceğiz.Selam ile...

  • Şahin ZANBAK   12-02-2018 12:22

    S.A Şevket abi,Çok güzel anlatmışsın. Hep düşündüğüm, düşündüğüm zaman vardır bir hikmeti alameti dediğim bir konu.Sen de kıyamet alametidir demişsin. Korkarım günün birinde biz de şehrin diğer tarafından koşarak gelip doğruları söyleyip düzene itiraz eden kişinin akıbetine uğrayacağız. Hakkımızda hayırlısı…Sağlıcakla kal…

  • Mustafa Öner   12-02-2018 12:06

    cennet Allah'ın lütfu, cehennem ise adaleti gereğidir demiş derviş! sadakati yerin ve göğün sahibine olanlara selam olsun hocam...

  • Mehmet Aktaş   12-02-2018 10:03

    Unutma Sevgili Dostum; Bozuk kantarın başına oturacak adamda liyakat değil sadakat aranır.

  • Osman Baharçiçek   12-02-2018 08:18

    Ehliyet ve liyakat bizim yitiğimizdir bu toprakları terk edeli epey bir zaman oldu. Hakikatleri dile getirenlerin taşlandığı, yalakaların menfaatperestlerin cirit attığı bu ortamda size kim kulak verir bilemem. Ama bildiğim bir hakikat var ki hesaba çekileceğimiz bir güne doğru son sürat yol aldığımızdır. Ellerin dert görmesin üstadım Allah razı olsun yüreğine sağlık Rabbim ömrünü bereketlendirsin. Selam ve dua ile

  • Ebubekir Dogan   12-02-2018 08:12

    Ellerine, yüreğine sağlık. Muhteşem bir yazı.

  • Felix   12-02-2018 07:49

    Güzel bir yazı.. Analojiler kullanılarak günümü tehlikelerine ışık tutulmuş.. Lakin Kuran-ı Kerim’in ilk emrini unutam ve unutturulan bir toplum var ve sisteme sadık kalmak üzere cahil bıfakılıyorlar.. Sevgiyle..

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA