Yazar : 212 Veysel Ocak - İran ve Şii Jeopolitiği
23 Mayis 2018 Çarşamba

İran ve Şii Jeopolitiği

Veysel Ocak

12-02-2018 01:15

İran ve Şii Jeopolitiği

Güç ve Gücü Kullanma yeteneği:

Avrasya jeopolitiğinde merkezi bir güç olarak öne çıkan İran, köklü uygarlığının, güçlü devlet geleneğinin, zengin kültürünün verdiği özgüvene, dış politikadaki derin tarihi hafızası da eklenince coğrafyada lider bir gücü oluşturmaktadır. Asya’nın güneybatısındaki ülkenin kuzeyinde Hazar Denizi, güneyinde Basra ve Umman Körfezi vardır.

Küresel Petrol ticaretinin en önemli ayağını teşkil eden Umman, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi suyollarının avantajına sahip olmasının yanındaHazar Gölü'nün kıyısındaki 5 devletten biri olmasının avantajı ve Ortadoğu ile Avrasya arasında bulunmasının verdiği jeopolitik konumunun gücünü tüm bunları dikkate aldığımızda gerçeği görebiliriz.

İran, Hürmüz Boğazı gibi stratejik bir suyolunu denetler ve bu jeo stratejik konum onu ön plana çıkarır. İran enerji ihracatında Hürmüz Boğazı’nın stratejik konumunu başarıyla kullanmaktadır. Ortadoğu’da petrolün yüzde 40’ı Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerle dünya pazarlarına ulaşmaktadır.

Dış politikada (gücün) enerji kartının değerlendirilmesi:

Enerji potansiyeli ile kimsenin plan dışı bırakamayacağı ülkelerden en önemlisidir. İran’ın dış politikasını şekillendiren ve ülkenin bölgesel güç olmasını sağlayan önemli unsurlardan biri de enerji zenginliğidir. Enerji kartını başarıyla kullanan İran, Suudi Arabistan’ın ardından dünyanın 2. büyük petrol üreticisidir. Rusya’nın ardından da dünyanın 2. büyük doğalgaz rezervlerine sahip ülkesidir

Ülkenin nükleer faaliyetleri ve teknolojik gelişimi ayrıcalığını artırmaktadır.

İran, tarihi birikimini, coğrafi konumunu, toplumsal yapısını ve kültürel derinliğini, bölgesel güç olmada başarıyla kullanır:

Bütüncül politikasında; dini söylemini, mezhebi bağlayıcılığını, Şii kültürünün merkezi temsiliyetini, ABD ve İsrail karşıtlığını, coğrafi konjonktüre uygun şekilde ve dozunda kullanmasını bilen bir ülkedir.

İran, köklü ve derinlikli (felsefesi olan) kimlik, kültür, gelenek ve kurumsallığa sahiptir. Dini söylemini ve emperyalizme olan düşmanlığını lider ülke konseptinde sürdürür. Şii mezhebinin tarihsel ve kültürel bağlayıcılığını yerinde, zamanında ve gerektiği oranda öne çıkarır ve kullanır.

Sadece dışarıdan yapılacak gözlemlerle ve tek boyutlu değerlendirmeler ile tahlil edilmesi, öğrenilmesi, kavranması zor bir ülke olan İran, bölgedeki siyasette ve ilişkilerde önemli bir denge unsuru olduğu anlaşılamadığından, coğrafyada diyaloğun kurulmasındaki ihmal edilemeyen aktörlüğü çoğu zaman geç hatta zorunlu kalınarak fark edilmekte (kabullenilmekte)dir.

İran’ın bölgesel güç olarak muhatap alınması, İran’ın sadece jeopolitik konumla ve zengin doğal kaynaklarla açıklanamayacak kadar güçlü bir siyaset felsefesine ve devlet tecrübesine sahiptir.

Ama……

İran’daki bütün siyasi oluşumların ortak tarafını oluşturan milliyetçilik, İran’ın hem güçlü hem de zayıf tarafını oluşturmaktadır. Fars milliyetçiliğinin rolü arttıkça İran, bu coğrafyada gücünü o oranda kaybetmektedir.

İran’da Siyaset / İran’ın Siyaseti:

İran’ın dış siyasetini şekillendiren unsurlar:

. Tehdit algılaması

. Tarihsel gelişmeler

. Bölgesel ve küresel düzlemde politik gelişmeler

. Ekonomik gelişmeler ve ittifaklar

. Teknolojik transfer ve gelişim: Son yıllardaki nükleer faaliyetler bağlamında teknolojik gelişmelerin korunması ve sürekliliği

. Askeri gelişmeler (savaş müdahale işgal ve buna bağlı ittifak ve antlaşmalar)

. İdeolojik gelişim ve yayılma

. Dini anlayışın ve yapının korunması

İran iç ve dış siyasetinin şekillenişindeki bu temel unsurların oluşturduğu anlayış, üç parametre üzerinden yürür ve yürütülür.

Yukarıda belirlediğimiz unsurların korunması ve güçlenmesine yönelik olarak dizayn edilen siyasette;

Rakipler,

Müttefikler,

Düşmanlar

kategorisi oluşturulur / oluşturulmuştur.

Dış siyasetini eksene aldığımızda ve değerlendirmeler yaparken bu temel paradigmaları aklımızdan çıkarmamalıyız.

Şu andaki gelişmeleri ve olayları dikkate alarak örneklendirme yaparsak; Türkiye rakip, Rusya ve Suriye müttefik, Abd ve İsrail düşmandır. İran ve Türkiye bölgesel güç olmak istemelerinden dolayı rakiptirler. Tahran’a göre Ankara; ABD’nin ve ona yakın Arap ülkelerinin desteğini alarak, İslam dünyasının liderliğine oynamaktadır. Suriye konusunda da İran, Türkiye’yi ABD emperyalizmiyle işbirliği yapmakla suçlamaktadır.

Siyaseti şekillendiren unsurlar dikkate alındığında İran siyasetinde en kafa karıştırıcı ilişki Azerbaycan ile yaşadıklarıdır.

İran’ın Şii Azerbaycan ile Hristiyan Ermenistan arasındaki anlaşmazlıkta Ermenistan’ı desteklemesi kolay açıklanamıyor. Azerbaycan’ın potansiyel tehdidi özellikle Elçibey zamanında İran’daki Azerilere yönelik kışkırtıcı politikaları soğukluğun temelini oluşturur İran Azerbaycan arasındaki Hazar’ın statüsü nedeniyle yaşanan anlaşmazlık, İsrail ile kurduğu askeri ittifak buzları bir türlü eritmiyor.

Buradan yola çıkarak, İran’ın da büyük eleştiriler aldığı siyaset yaklaşımı olan pragmatist siyaset devreye girmektedir. Bu anlayış gelecekte İran’ın en büyük sorunlarından birisi olacaktır.

Pragmatist siyaset ya da Siyasetsizlik mi?

Bu siyaset, Küba’dan Çin’e, Kuzey Kore’den Venezüella’ya kadar geniş bir alanda İran’ın irtibatını kurmaktadır.  

İran,konjonktürden yararlanmayı iyi bilir; Nerede, ne zaman, nasıl, neyi hangi dozda kullanılacağını şimdilik yapabiliyor.

Pragmatizmin gereği Bütüncül değildir siyaseti, Avrupa’da ve Asya’da stratejik ilişkiler kurar.

İran, Merkezi- büyük güçler arasındaki rekabetten (ABD ile Çin, ABD ile Rusya, kısmen ABD ile Almanya arasındaki) rekabet ve ayrışmadan en iyi şekilde yararlanmaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği’nin lokomotif gücü olan Almanya ile ilişkilere özel önem vermektedir. Avrasya’nın 3. büyük gücü olan Hindistan’la ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Latin Amerika ülkeleriyle, özellikle Venezüella ve Brezilya ile ilişkileri güçlüdür. Nitekim Brezilya, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yönelik yaptırımlara “hayır” demiş, İran da Brezilya’yı nükleer faaliyetleri konusunda “arabulucu” olarak ilan etmiştir.

Siyasetin doğasının oluşturduğu Şii jeopolitiği:

İran’da olduğu gibi tüm devletlerde dış politika ulusal çıkarlara göre yürütülür:

İran’ın dış politikasında Şii faktörünü sosyal bilimciler “instrumentalism” yani araçsalcılık yöntemi ile açıklamaktadırlar. Araçsalcılara göre, etnik ve dini gruplarda olan aidiyet duyguları ve grup içi ilişkiler beklenen faydayla doğru orantılı bir şekilde gelişir tezinden yola çıkarak, karşılıklı faydasallık yoluyla oluşan ortak paydadan dolayı İran-Şiilik ilişkisini coğrafyada etkin olduğu tespitini yaparlar. Dolayısıyla Şiiler ve İran dış politikada kendilerine olan fayda doğrultusunda Şii kimliklerini ön plana çıkarır ve İran ile ilişkilerini geliştirmek için kullanıldığı yorumunu yaparlar. Bu yaklaşımlar ve yaklaşım değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkan sorular, cevaplar ve sorunların tutarsız olmasının

Eğer durum bu kadar basit ve araçsallık gibi bir sığlıkta olsaydı bu ilişkinin bozulması çok kolaydı ve bu kadar dayanıklı olması mümkün olamazdı.

1.Başta Irak’taki Şii gruplar olmak üzere tüm Şiilerin konjonktüre göre değişiklik gösterse bile hepsinin İran ile olumlu ilişkileri bulunmaktadır. Bu bağ yüzyıllardır değişmemektedir ve İran’daki siyaset yapıcıları bunu çok iyi bilmektedir. Bu bağların kendisine sağladığı gücün de farkındadır.

2.İran’ın, Şii jeopolitiğini kendi lehine kullanmasını sağlayacak kurumları bulunmaktadır. Bunlardan biri manevi ve fikri birliği sağlayacak olan Kum kentidir. Şii din adamlarının eğitim aldıkları yerlerden biri olan Kum kenti son dönemde Irak’taki Necef kenti karşısında eğitim merkezi olarak daha çok ön plana çıkmaktadır. Necef ise tüm Irak tarihi boyunca Şiilerin dini merkezi olmuştur. Necef ile Kum arasında öğreti farklılığına rağmen Şii jeopolitiğinin beslendiği ana kaynaklardan birisi olarak önemini devam ettirmektedir. Necef ve kum, Şii din adamlarının yetiştikleri bir yer olmanın yanında, kültürel müktesebatın coğrafyayı etkisi altına almasının güçlü damarını da oluşturmaktadır. Buradan yetişen alimler Coğrafyanın değişik yerlerinde bu öğretinin temsiliyetlerini ortaya koyarak büyük bir güç yelpazesi oluşturular ki, Şii hilali gibi oryantalist söylem bu gücün kendilerinden daha çok içe dönük olduğunu göstermek için bu tanımlamayı kullanıyorlar.

3.Şii jeopolitiğinin kutsal mekanlarının korunmasının İran gibi bir devlete ihtiyaç hissetmesi:

Şiiliğin doğuşundan günümüze kadar beşiği ve merkezleri olan şehirleri dikkate aldığımızda örneğin; Necef, Kerbela, Bağdat ve Samarra gibi tüm Şiilerce kutsal mekanların Irak’da olması ve Irakın Amerika tarafından işgal altında olmasının İran’ı ne kadar güçlü kıldığını, bu merkezlerin Şiilerdeki kutsallığı anlaşıldığında anlaşılacaktır.

4.İran’ın bölgede bazı gruplara hamilik yapma yeteneği ve bu gruplarla oluşturduğu sarsılmaz ilişkisi politikasının yaygınlık kazanmasının mobilizasyonunu oluşturmaktadır. Lübnan, Filistin Tunus Irak Bahreyn vs. gibi ülkelerdeki ilişkileri ve hamiliği birçok ülkenin yapamadığı şeylerdir. Örneğin Türkiye’nin Mısırdaki ihvan ile kurduğu ilişki ve ortaya koymaya çalıştığı hamiliğinin başarısızlığını dikkate alırsak, İran dış siyasetinin derinliğini ve başarısını anlayabiliriz.

5. Dini ideolojinin verdiği ilham ve dünya görüşü ile ortaya çıkan stratejik ortaklığın Şii hilali diye adlandırılmasının ve diğer dünyanın bu söyleme eklemlenmesi, bilakis bu organizasyonunu gücünü artırdığı gibi motivasyonunu da sağlayıcı faktör olmaktadır. Yani Şii dünyasını yekpareliğe itelediği dibi İran’ı da bu yekpareliğin temsilcisi yapmaktadır.

Selam ve dua ile

Veysel Ocak

 

 

 

 

 

YORUMLAR
  • Mustafa Öner   12-02-2018 11:39

    İran'da bir şey oluncaya kadar kimse ne olacağını bilmez, kendileri dahil dedi derviş! Veysel kardeşim Şii sosyolojisi ve İran ve Şii Jeopolitiği çalışmaların ucuz mezhebi kamplaşmalar ile karanlılarca gavurlaştırılmaya çalışılan ve fakat kendi mezhebi temsiliyeti ile anılan İran üzerine objektif değerlendirilebilecek emeğin için teşekkürü hak ediyorsun. Tebrikler.

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA