Yazar : 233 - Sevr'in eteğinde
20 Eylul 2018 Perşembe

Sevr'in eteğinde

02-02-2018 07:22

Sevr'in eteğinde

Mekke binlerce dağı ile maruf olan bir belde… Bir de buna yeni zamanlarda binlerce beton dağlar(otel) eklenince fiziki görüntünün taş ve betondan ibaret olduğunu sanırsın…

Bu dağlar içerisinde üç tanesi var ki, farklı anlam ve öneme sahiptir…

Cebel-i Secr/Sevr Dağı; Resullullah’a çağrışım yapar…

Cebel-i Hira/Hira Dağı; Kitabullah’a çağrışım yapar…

Cebel-i Rahme/Rahmet Dağı; Arafat’ta Allah’a çağrışım yapar…

Umre vesilesi ile Mekke’deyiz… Şu an Sevr dağının eteğindeyiz…

1439 yıl öncesini anıyor, anlatıyor ve anlamaya çalışıyoruz…

Mekke’nin yetimi Mekke’den dışlanınca bu dağın tepesindeki mağaraya sığınmıştı… Hicretin düğümü burada çözülmüştü… Yeni bir yurdun kapısı burada açılmıştı… İslam devletine giden sürecin startı burada verilmişti…

Mekkeli müşrikler Sevr’de İslam’ın güneşinin battığını sanarken,Seniyyetü’l Veda tepesinden doğacağını nereden bileceklerdi?..

Gözü dönmüş Mekke zorbaları Mekke’yi ona (sav) çok gördüler. Onu(sav) Mekke’nin bağrından koparıp dışarı atıyorlardı…

Mekke’nin yetimi henüz doğmadan yetim kalınca, şehirlerin anası(Ümmü’l-Kura) ya sığındı, Mekke’nin kucağında teselli buldu…

Risaletle birlikte Ümmü’l Kitap inince ondan beslenerek ayakta durdu, direnişini sürdürdü…

Şimdi tüm enbiya ile aynı kaderi paylaşıyor, sevgili Mekke’sini terk ediyor, yeni yurt arayışına giriyordu…

Onun en büyük kaygısı ve en büyük özlemi neydi?

Mekkeli müşrikler Dar’unNedve’de Peygamber Efendimiz(sav)in hayatına son vermek için kabine kararı aldıkları, infaz timi oluşturdukları, suikast eylemini nasıl gerçekleştireceklerinin detaylarını değerlendirdikleri saatte, Hz. Resul’ün derdi başkaydı…

Mekkeliler ‘Muhammed’ül Emin’ dedikleri Resuli Kibriya Efendimize son derece güvenirler ve en kıymetli eşyalarını koruması için ona teslim ederlerdi.

İşte kendisi ile ilgili ölüm kararının verildiği gün, o Hz. Ali(ra)ye şunu emrediyordu; emanetlerin sahiplerine ulaştırılmasını…

İşte emanete sadakat ve yüce ahlakın tecellisi…

Cellatlarının emaneti zayi olmasın diye çırpınan bir yürekle karşı karşıyayız…

En büyük özlemi:

Yol güvenliği ile ilgili haberleri alınca mağaradan çıktılar. Hezreve denilen mevkide Mekke’ye mahzun mahzun baktı; ‘’Vallahi sen Allah’ın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Allah katında en sevgili olansın. Bana senden daha sevgili, daha güzel yurt yoktur. Çıkarılmaya zorlanmamış olsaydım, senden asla ayrılmaz, senden başka yerde yurt yuva tutmazdım.’’

Bağrı yanık, buruk bir yürekle Yesrib yoluna düştü…

Ama sonuçta Efendimizin gidebileceği bir yurdu vardı… Sığınabileceği bir Sevr’i vardı…

Öncesinde ashabı iki defa Habeşistan’a hicret etmişti…

Ey Sevgili! Ey Nebi!

Aradan 1439 yıl geçti… Yine ümmetin yurt arayışında…

Bizden görünen ama bize zulmeden işbirlikçi hain yönetimlerin baskıları ile yeryüzü bişze dar kılındı…

Bir taraftan emperyalistler diğer taraftan uşakları yurdumuz, yuvamız dağıldı… Yavrularımız yetim kaldı…

Kardeşlerimizin ne sığınabilecekleri bir mağaraları var ne de gidebilecekleri bir Medineleri…

Yırtıcı hayvanların, kurdun, kuşun bile ini, yuvası var ama mazlumların gök kubbe altında çalacakları bir kapıları yok…

Ey Nebi!

Sadece Arakan’dan mülteci kamplarına geçebilmek için Naf nehrinde hayatını kaybeden mülteci sayısı bini buldu…

Son bir yıl içinde Akdeniz’den botlarla Avrupa’ya sığınmak için yola çıkıp can veren insan sayımız beş bini geçti…

Ümmetin Dar’ül İslam’dan Dar’ülHarb’eiltica ediyor, hem de ölümü göze alarak…

Çünkü sığınabilecekleri bir Mekke’leri yok, bir Medine’leri yok…

Hicretsizlik, cihadsızlık… Tıkandık ey Rasul!..

‘’Ya müfettihe’lebvabiftahlenahayra’l-bab’’

Ey kapalı kapıları açan, bize hayırlı kapılar aç.

MİLAT

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA