Yazar : 256 Abdulaziz Tantik - Ercüment Özkan’ı Yeniden Düşünmek…
24 Mayis 2018 Perşembe

Ercüment Özkan’ı Yeniden Düşünmek…

Abdulaziz Tantik

26-01-2018 15:44

Ercüment Özkan’ı Yeniden Düşünmek…

Ercüment ağabey ile ilk karşılaşmamız sevgili Dostum Hasan Tiyek aracılığı ile Adana Anadolu mah. Ahmet Dursun kardeşin evinde oldu… Orada kendisini ağırladık ve hemen diğer aydın ve gazeteci insanlardan farkını hemen kavradık… Bir kere çok mütevazı bir kişiliği vardı. Ayrıca, çok samimi ve sizin şartlarınıza dudak büken bir kişi değildi. Bizimle yere oturdu ve yer sofrasında yemek yedi. En küçük bir memnuniyetsizlik duymadık. Ayrıca en önemlisi kendisine yönelttiğimiz soruları sonuna kadar dinler ve sonra cevap vermeye çalışırdı.

Ercüment ağabeyin bizdeki ilk izlenimleri yukarıda izah ettiğimiz gibiydi ve bu neredeyse ortak kanaatimizdi. Tabii ki başka yazarçizer insanlarla da oturup konuşmuşluğumuz olurdu. Ama hiçbiri bizi bu kadar derinden etkilememişti.  Daha sonra da her Adana’ya geldiğinde dinlemeye gider ve bazı görüşleri bizim için biraz aşırı gibi görünse de yine de ortama gider ve söylenenleri dinlerdik.  Bir gün ulu cami civarında bir öğrenci evine misafir gelmişti. Orada Adana’nın birçok farklı kesiminden dinleyici gruplar vardı. Ercüment ağabey yine her zaman ki gibi heyecanlı bir şekilde konulara dalmış ve konu sünnet tartışmalarına gelmişti. Ahmet rabbani diye kendini tanımlayan bir arkadaş da birkaç kişi ile gecikmeli geldi. Bodoslama derler ya öyle konuya daldı ve mesele namaz kılmanın şekli üzerine geldi. Yeni gelen arkadaş, ayetten mülhem ben yan üstü ayağımı kaldırarak namaz kılarım dediğinde Ercüment ağabey, ‘ben Resulullah nasıl namaz kıldıysa ben öyle kılarım’ diyerek herkesi mütebessim kılmıştı.  

Adana da farklı zamanlarda birçok kere Ercüment ağabey ile birlikte oturduk ta ki en son geceye kadar… O gece Vedat Kâhyalar ağabeyin evinde misafirdi. Adana’dan ortak tanıdıkları davet etmişti o da bizi… Gece geç saatlere kadar oturduk, hatta biraz hasta olduğunu fark ettiğimiz de o oturmamız için ısrar etse de kalktık eve geçtik… O gece Adananın eli kalem ve kitap tutan insanları ile birlikte oturduk ama bu son oturuşumuz olduğunu bilmeden tabii. O gece çok farklı konular tartışıldı. Kavram meselesine geldi çattı konu… İslam düşüncesi başka kavramları dışlar ve kendi kavramlarını kullanır, diyerek konuya giriş yaptı Ercüment ağabey… Bende mesele biraz tartışılsın diye konuyu biraz daha açması için eleştirel bir giriş yaptım; ağabey, kavramların Kurani olması meselesi biraz sorunlu gibi, yani kuran önceki kavramları alıp kendi bakış açısı içinden yeniden bir tanıma kavuşturmuştur. Yani kendine has bir kavramsal çatı olarak vazedilmemiştir. Sonuç itibarıyla Kuran kendisinden önce insanların kullandığı kavramları yeni bir içerikle sunmuştur. Doğal olarak Ercüment ağabey buna sert tepki verdi. Arkadaşlar da buna tepki verenler ve savunanlar olarak neredeyse ikiye ayrıldı. Biraz tatlı sert bir tartışma yaşandı.  Ve öylece ayrıldık. Sabaha doğru rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Namazdan sonra haberimiz oldu ve hemen hastaneye koştuk. Tabii ki vefat haberini aldık. Sonra o gece orada olan birkaç arkadaş ile cenaze arabası ile Ankara’ya kadar refakat eyledik.

Ercüment ağabey, bana hep sıcak ve samimi gelmiştir. Tanıdığım İslamcıların içinde rahat ilişki kurulabilen ve kendisine rahatlıkla eleştiri yöneltilebilen ender insanlardan biridir. Bu açıdan gerçekten peygamber ahlakı diyeceğimiz bir özelliği taşıdığını söylemekte fayda var. Örnek alınası bir özelliktir bu…

Ercüment ağabey, kendisine yönelik birçok haksız tepkiye maruz kalmıştır. Sünnet meselesinde farklı düşünmesi onun ile ilgili çok yanlış algılara neden olmuştur. Hâlbuki o sünnet meselesinde daha titiz ve eleştirel bir konumu ihtiva edilmesi gerektiğini söylüyordu. Kuran diyen insanların arasındaki farklılıkları doğru okumayan birçok kesim diğer kesimler üzerinden Ercüment ağabeye de haksızlık ediyorlardı. Gerçi o dönemde ne söylerseniz söyleyin, herkes kendi inandığı şeye göre bir değerlendirme yapıyordu. Bu yüzden hakikatin ne olduğu konusu biraz ideolojik bakışa göre değişiyordu.

Ercüment ağabeye ve diğer o dönemde eli kalem tutan aydın ve yazarlara yöneltilecek eleştiri aynıdır. Yeterince İslam düşünce geleneğinin derinlemesine bir okumasını yapamadığı ve buna yönelik yeterli dokümantasyon olmadığı ve bu konuda yazılanların çoğunun oryantalist aydınlar tarafından ortaya konduğu gibi bir sürü etken var. Eleştirilerinin haklı tarafları olmakla birlikte bugün birçok eleştirinin de yeterli bilgiye sahip olamadığından kaynaklı olduğu biliniyor. Bugün elimizde yeterli bir bilgilenmeyi sağlayacak kaynak metinler tercüme edilmiş veya Arapçasından o metinlere ulaşacak imkânlar çoğalmıştır.

Ama Ercüment ağabeye yöneltilecek en temel eleştiri aynı özelliklere sahip olan her türlü fikri sistematiğe yöneltilebilecek bir eleştiridir. Ercüment ağabey, eleştirel bir disiplin üzerinden Müslüman kültüre yaklaşıyordu. Bu da temel ilkesinin ulaşılan bilginin sahih olup olmadığı konusuna önem vermesini ilkesel hale getiriyordu. Yani bir bilgi öncelikli olarak sahih mi değil mi sorusu daha çok anlamlıydı. İlke de belliydi. Kendi ifadesi ile bir mesele ‘subuti kati ve delaleti kati’ olduğunda dikkate alınmalıydı. Bu ilke bazı yanlışların ve yanlış anlamaların önüne set çekmek için gerekli olan bir ilkeydi. Haberin kesin doğru oluşu ile haberin yorumunun da ittifakla belirlenmesini işaret eden bu ilke birçok yorumu da dışlamak için zemin oluşturuyordu.

Sahih olan ve zorunlu olanın ne olduğu meselesi önemliydi tabi… Ama hayat sadece bu unsurlardan oluşmuş değildi. Ve koca bir külliyat vardı. Bu yüzden bu ilke üzerinden bu külliyatı yanlışlayabilirsin ama o külliyatı kullanmadığın zaman da yeni duruma yeni bir yorumu ancak mevcut kültür üzerinden yapabilirsin ki bu da zaten İslamcılığın modern doğasının en temel sorunudur. Yani sadece Ercüment ağabey değil onun da içinde yer aldığı İslamcılığın temel sorunudur bu…

Ercüment ağabey, kendi dönemi içinde eleştirel tutumla Müslümanların aklını kullanmasının önünü açtı. Din diye bugüne kadar gelen birçok yanlış algının tartışılmasına imkân tanıdı. Aslında Ercüment ağabey bu konuda da bir itidal noktası üzerinden hareket ettiği için bir dengenin de adı oldu. Her yazar ve aydın gibi tabii ki onun da duygusal coşkunluğu vardı ve buradan neşet eden yanlışları olmuştur. Ama özünde samimi olduğu için Türkiyeli Müslümanlar açısından bir imkân olmuştur. Hala düşüncelerini tartışmaya ve üzerinde derinleşmeye ihtiyaç vardır. Bugün yeni bilgi dağarcığı ile o bakışların derinleştirilerek varlık sahasına çıkmasına imkân tanımak iyi olur.

Bugün sahip olduğumuz bilgiyi seksenli doksanlı yıllarla mukayese yapamayız tabii ki… Ama o dönemin samimiyetine ve sadakatine olan ihtiyaç tartışılmaz bile… Ercüment ağabey, yerin hala doldurulmadı. Seni özlüyoruz. Ve seni seviyoruz, inşallah cennette de buluşma imkânı hâsıl olur…

Bugün hala Ercüment ağabey konuşuluyorsa bir değer taşıdığı içindir. Bu değeri yaşatmaya ve yaşamaya devam etmeliyiz…

Selam hidayete tabi olanların üzerinedir…

YORUMLAR
  • Muammer Avşar   27-03-2018 16:40

    Merhumun 1990 yıllarda ulaştığı deruni Kur'an ve Sünnet / Rasul (ler) anlayışını 2018 yılında olmamıza rağmen birçok İlahiyatcı bildik- tanıdıklarımızın hala ulaşamadıklarını görmek üzüntü verici. Dua ile.

  • Derviş   26-01-2018 15:29

    Göz odur ki dostu göre Kalem odur ki dostu yaza Gönül odur ki dostu ana

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA