Yazar : 462 Mustafa Öner - Kızıl Elma mı, Zeytin Dalından Zeytin Dağına mı?
21 Agustos 2018 Salı

Kızıl Elma mı, Zeytin Dalından Zeytin Dağına mı?

Mustafa Öner

25-01-2018 11:32

Kızıl Elma mı, Zeytin Dalından Zeytin Dağına mı?

Keşke; büyük bir yenilgidir aslında insan için, asra yemin düşülen büyük ziyan! Ancası da Allah adamları olmaktır dört başlıkta; yerin ve göğün sahibinin Allah olduğuna iman etmek, O’nun rızasını kazanmak için sahip tarafından kendisine tanınan sınırlar içinde Salih amel üzere olmak, aleyhine de, dünyevi kaybına da olsa hak üzere olup verili dünyanın zorlarına sabırla direnmek, kendinden bilmelere, kendinden güç vehmetmelere, muhtemel kibir tuzaklarına, tüm şeytanların sağdan, soldan, önden, arkadan, içeriden tezgahlarına karşı hak ve sabır ile yaşamak…

Her ilişkinin, her alışverişin sınırsız tamahlara kurban edildiği bir dünyada, kişisel, ulusal menfaatlerin başkalarının haklarına tecavüz içerse de hak kabul edildiği, adaletin bahse konu âli ve ulusal menfaatler eksenine bağlandığı, savaşların ülke kaynaklarının yok olmasına ve de milyonların katledilmesi pahasına silah baronlarına hizmet ettiği bir dünyada nefes alıp vermek, tebessüm etmek kolay olmasa gerek!

Tanığı olduğumuz çağın Firavunu büyük şeytan ABD, beyni Siyonist İsrail ve diğer koalisyon üyeleri eliyle yeryüzü ifsada uğratılmaktadır. Tüm müfsitler şebekelerine rağmen Anadolu halkları en zor günlerinde dahi mazlum halklara umut olacak bir duruş sergilemiş, iki asır boyunca yüreklerimiz ve zihinlerimiz sinsice zehirlenmiş, Anadolu halkları adına ahkam kesen hakanlarımız uluslar arası ilişkiler gereği şeytanlar çetesi ABD-AB ile müttefikcilik oynamış olsa da insani ve tarihi geleneğimizden gelen bir icbar ile sınanmaktayız son yıllarda.

Müslüman halkların İslam’la bağını kopartmak için, özellikle Osmanlı sonrası baskılardan istenilen sonuçlar alınamamış, hesap tutmamış ve yeni şeytani senaryolar devreye sokulmuştur. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesi sonrası süreçte Müslüman Anadolu halklarının itiraz edemeyeceği isimler üzerinden yeni hayat konsepti devreye sokulmuştur. Bu süreç aynı zamanda Anadolu’nun Güneydoğu illerinde yaşayan Müslüman Kürtleri istismar eden, yeni nesil emperyalist sol diyebileceğimiz tanımlama kapsamındaki PKK’nın ortaya çıkışına denk gelmektedir. Özal’ın ANAP’ı ile başlayan, arada sorunlar yaşanmış olsa da halen Devlet Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Partisi ile devam eden yeni dünya dini adını verebileceğimiz muhafazakarlaşma geri dönüşü olmayacak derinlikte tahribatlara sebep olmuştur. Birilerince Allah’a rağmen Allah adına sahibince tamamladım dediği dininden başka içerikler ile muhatap kılınmaktayız!

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtelif konuşmalarında dillendirdiği dünya beşten büyüktür çıkışları ile mazlum halkaların duygularına tercüman olurken beklenmedik bir umut kapısı açmış, aynı zamanda uluslar arası sistem için tehdit sayılabilecek bir meydan okumada da bulunmuştur. Özellikle Müslüman ve mazlum halkalarınyaşadığı coğrafyalara gidenlerimiz ne anlatmak istediğimize şahit olmuşlardır.

Recep Tayyip Erdoğan Osmanlı sonrası Anadolu halklarına karşı devlet eli ile işlenen cürümleri zaman zaman dillendirip ve hatta Dersim’de katledilenlerden dolayı devlet adına özür dileme cesaret ve erdemi göstermişti. Özellikle Anadolu’nun Güneydoğu kökenli halkları için umut kapısı olmuştu. Siyaset mekanizmasının işleyişine dair cüretkar eleştiriler yapma hadsizliği yapmış olabilirim ama,Fırat Kalkanı harekatından sonra “Zeytin Dalı” adı verilen harekatın, anlamlı ve sempatik bulmadığım “Kızıl Elma” ile ilişkilendirilmesini, her etnik mensubiyetin kendilerine dair kutsallarının, masallarının olduğu bir dünyada sorunlu bulmaktayım.

Her Müslümanın Ali yanları olduğu gibi, Muaviye yanları da vardır! Ömer bin Abdülaziz yanları olduğu gibi, Mansur yanları da vardır! Alp Arslan yanları olduğu gibi, Cengiz yanları da vardır… İnsanlık tarihi boyunca insan kalabalıklarına hükmeden liderlere dair o kadar çok hikâye vardır ki tarih bilimi insanlık birikimi karşısında acizdir desek fazla olmaz sanırım. Tarihe not düşmüş her bir karakter yaptıkları ve temsiliyetleri ile anılmaktadır bugün…

Ve bugün kayıtlara kalın harfler ile geçecek yeni tarihler yazılmaktadır! Fazla uzağa gitmeden milenyumun hemen ardından karanlık eller maharetiyle ikiz kulelere yapılan saldırı ile tarihte, çok başka bir kayıt dönemi başlamış, şeytanlar çetesinin kutsalları adına son yüzyılın haçlı seferleri olarak tanımlanabilecek kapı aralanmış, doksanlı yılların başında birinci Körfez savaşının asıl gerekçesi milyonların kanı pahasına devreye sokulmuştu! Devlet adları aynı telaffuz edilse de Afganistan’da, Irak’ta yeni işgal haritaları, yeni ülke komşulukları planlandığı gibi icra ediliyordu. Dünyanın hangi köşesinde bir kavga var ise kutsal elmalar adına sürdürülüyordu!

Gün geldi adına BOP dediler, gün geldi BİP oldu, yalan bahar estirdiler aşiret devletlerinde, Kuzey Afrika’da! Gün geldi demokratik tanımlara dahil oldu diktatörler, gün geldi en özgürlükçülerden daha özgürlükçü olanlar diktatör olarak algı operasyonlarına konu edildi! Hak ve hakikatin üstü her geçen gün yeni ve karanlık yalanlar ile örtülürken bir asırdır işgal altındaki Mekke, Medine ve Kudüs üzerinde ateşlendi işaret fişeği şeytanlar koalisyonu tarafından! Vekalet savaşları başlamış, haritalar yeniden çizilme startı verilmiş, her geçen gün yeni ittifaklar ve cepheleşmeler baş döndürücü hızla karamsarlığa sürüklüyordu memleketleri. Amerika kıtasında Kızılderili neslini soykırıma uğratan büyük şeytan artık yakın komşu olmuştu başta Kürtlerimize ve ümmete ihanet eden şebekeler eliyle!

Ümmet olmanın gücünü ve erdemini yaşamış topluluklar olarak ulus devletlere parçalanmanın en ağır bedelini ödeyen Anadolu “Kızıl Elma” şarkılarına sahne olmakta, Türk kökenli olmayan halklarına anlam verilemeyecek mesafeler koyma pahasına sloganlar atılmaktadır! Şeytanlar çetesi ile her kimler bir koalisyona girmiş ise kökü kazınmalıdır elbet. Bu bağlamda “Zeytin Dalı” adlı bir hareketi en fazla hak eden topraklarda yaşayan insanlar olarak etnik dil ve kibirden arınmakla mükellef olsak gerek! Şeytanlar çetesince dayatılan muhafazakarlaşma dininden uzaklaşıp, Allah’ın dinine tabi olma cesaretini göstererek kucaklaşmalı değil miyiz?

Sürekli dillendirdiğimiz büyük ve de gerçek mahkemeye çıktığımızda “keşke” dememek için; Zeytin Dalı’nın Zeytin Dağı’na dokunacak yürüyüşe dönüşsün heyecanındaki mümin ve mustazafların teslimiyet ve temsiliyetlerinin zayi edilmemesi gerektir rol alanlarımıza!

Yalanına ceketini verenlerin essahına canı dahil nesi var nesi yok vermeye hazır yeryüzü halklarına, Kızıl Elma pazarlamanın alemi olmasa gerek değil mi?

YORUMLAR
  • Mehmet Beyhan    26-01-2018 11:53

    Son zamanlarda çok kaliteli yazıların Düşünce Mektebinde çıkması beni çok sevindiriyor.. Sizinle birlikte yazmaktan Onur duyuyorum Kalemine sağlık

  • Derviş   25-01-2018 13:33

    'Umarım attığın taş ürküttüğün kurbağaya değmiştir' dedi derviş...

Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA