Yazar : 481 Ümran Yaka - Afrin’den Kalplere Uzanan Fetih
23 Haziran 2018 Cumartesi

Afrin’den Kalplere Uzanan Fetih

Ümran Yaka

23-01-2018 15:50

Afrin’den Kalplere Uzanan Fetih

Türkiye tarihinin sayfalarına kayıt düşülecek günlerin içinden geçiyoruz. Ana gündem Afrin. Tüm haber ekranlarında son dakika gelişme kj’si Afrin. Akademisyenler, terör uzmanları, gazeteciler, yazarlar, düşünürlerle konuşuluyor. Muhabirler aracılığıyla bölgeden canlı bilgiler aktarılıyor. Zira gündem sıcak, bölge hareketli. Yaşananlara hep birlikte tanıklık ediyoruz.

Halkın gündemine zeytin dalı harekatı ile geniş bir şekilde dahil olan Afrin’in tarihi Hititlere kadar uzanıyor. Yani M.Ö. 1000’lere kadar geri gidiyoruz zaman tünelinde. Afrin, Kudüs’ün de fethedildiği 637 yılında Müslümanların hâkimiyetine girdi. Osmanlı döneminde ise Kilis’e bağlıydı. Bugün bölgenin terör belasından temizlenmesi için verilen harekatın önemi ve isminin neden zeytin dalı olduğu yapılan açıklamalar kapsamında herkesin malumu. Nasıl malum olmasın? Bir yönüyle eleştirdiğimiz bilgi teknolojisi çağındayız. Ve neden malum olmasın? Çünkü Dünya’yı bilmeyen dünyanın maskarası olurmuş.

Sabahtan akşama haberler. Bültenin birisi bitmeden diğeri başlıyor. Haberleri yaşlı gözleri ile takip eden anneannem, askerler için dua ediyor. O esnada zaman duruyor sanki. Çünkü muhabir soruyor tankın üstündeki askere:

-Ailene bir mesajın var mı?

Cevap net:

-Beklemesinler.

Tek kelimelik cevap, mühim bir hakikate de işaret ediyor. Beklemesinler. Hepimiz üzerimize alıyoruz bu cevabı. “Peki beklemeyelim de ne yapalım” sorusunu çıkartıyoruz bu cevabın içinden sonra ne mi oluyor?

Haberler devam ediyor. Bir roket atılıyor Reyhanlı’da bir mahalleye. Sonra bir daha. Ve bir daha. Sadece boş araziye değil hayatın devam ettiği noktalara düşüyor roketler. Canlar yanıyor elbette, yaralananlar oluyor. Gözlerinden uyku akarken bölgede yaşanan hareketliliği aktarıyor Umut kardeşim.

Bölgeden son dakika gelişmeleri düşmeye devam ederken ekranlara gözüm bir yandan da elimdeki siyer notlarına kayıyor. Hedef gözetmeksizin, cana saygı duymaksızın atılan roketler hatırımdayken Allah Resulü’nün cümleleri ile kalbim aydınlanıyor. Reyhanlı ya da bir başka yerde vuku bulanlar ile kıyası asla kabil olmayacak cihetten bir üslup ve tavır ile öğütte bulunuyor ashabına:

“Çocuklara, kadınlara, zayıf ve yaşlılara merhamet ediniz.”

“Meyveli ağaçları asla yerlerinden sökmeyiniz…”

Yirmi üç yıllık İslam daveti sürecinde savaş atmosferinin yer aldığı zaman diliminin ne kadar kısa olduğu bilgisi rivayetlerde mevcut. Rahmet Peygamberinin savaş öncesi ve sonrasındaki uygulamalarının zirvesi ise sanırım yukarıya aldığım tavsiyesi olsa gerek.

Haberler devam ediyor. Günün en sıcak gelişmesi ekseninde bilgi akışı hız kesmiyor. Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Erbaş, Zeytin Dalı Harekatı'nın başlamasının ardından ülke genelindeki tüm camilerde yatsı ve sabah namazlarında Fetih Suresi'nin okunması ve dualar edilmesi talimatını veriyor.

Bu bir gelenek. Güzel elbette, fakat keşke bu talimatlarla birlikte Fetih Sûresi’ni neden okuyoruz, İslam Tarihi açısından önemi ne, ne zaman, hangi ortamda nâzil olmuştu gibi sorular da cevaplansa. Hâl böyle olmaz ise sûrelerin faziletine dair rivayetler uzar gider. Fetih demişken önemine binaen o tarihi atmosfere değinmeden geçmeyelim.

Zaman hicretin altıncı senesi. Mekan, Hudeybiye. Müslümanlar Allah Resûlü ile birlikte umre ziyareti yapmak niyetiyle yola çıkıyor. Ancak Mekkeli müşriklerin engeli ile karşılaşıyorlar. Hudeybiye denilen mevkide zahiri planda aleyhlerine görünen bir anlaşma yapılıyor. Sahabiler, Hudeybiye Antlaşmasının hikmetini ilk anda kavrayamadıkları için gösterdikleri memnûniyetsizlik sebebiyle korkuya kapılıyor. İşte tam o sırada “Fetih Sûresi” nâzil oluyor:

Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.

Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.

Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.” (Fetih, 1-3)

Sabah ve yatsı namazlarında Fetih Sûresi’ni okurken bu tarihsel arka planı ve sonrasında Allah’ın yardımlarının nasıl adım adım gerçekleştiğini hatırda tutmak maneviyatımıza katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. İçinden geçtiğimiz günler kalplerimizin yeniden tamir olması için bir vesiledir belki de.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA